Tarih Önünde Sorumlu Kim

    Bazı olaylar, yaşandığı dönemin özellikleri nedeniyle tarihin seyrinin değişmesine neden olur. Fakat popüler tarih yazımında, sadece kıvılcıma neden olan olay öne çıkarılıp, öncesi ve sonrasına bakılmaksızın kırılmanın sebebi imiş gibi anlatılır.

    Sözgelimi Birinci Dünya Savaşının çıkması, bir Sırp milliyetçisinin Avusturya-Macaristan İmparatorluğu veliaht prensini öldürmesine bağlanır. Sanki dünyayı değiştiren bütün gelişmeler bir cinayet nedeniyle olmuş gibi anlatılır. O cinayetin öncesindeki bütün o paylaşım çekişmeleri, siyasi dengeler, Avrupa’yı sarmalayan yeni pazar arayışları, sürekli değişen gizli ittifaklar, toplumların birleşerek uluslaşmaları ve böylece yeni pazarlar oluşturmaları, gelişen sanayilere hammadde sağlamak için sömürge arayışları hep yok sayılır.

     

    Arka Plandaki Kuklacı

    Ve o “Sırp milliyetçisi” de aslında Rus Çarlığı’nın bayraktarlığını yaptığı Panslavist cephede, bu amaca hizmet eden gizli Kara El örgütünün üyesidir. Sırp istihbaratında görevli oldukları halde ideolojik olarak kendi ülkelerinden daha fazla Rus Çarlığı’na bağlı bazı askerler tarafından kurulan ve Belgrad’daki Rus askeri ataşesi Artamanov üzerinden doğrudan Rusya ile bağlantılı olan bu örgütün amacı da gereken kıvılcımı çıkarmaktır. Bu gerçeğin, ancak o günler tarih olduktan sonra ortaya çıkması ise bizim başımıza gelenlerle bağlandığı noktadır.

    Katılan her ülkeden asker sivil 16 milyondan fazla cana mal olan Birinci Dünya Savaşı’nın tarih önünde sorumlusu kimdir? Milliyetçi duygularla o cinayeti işleyen katil mi? Yoksa onun arkasındaki emperyal güç odakları mı?

     

    Türkiye’deki Kara Eller

    Türkiye’de 17 Mayıs 2006’da yaşanan ve toplumda derin çalkantılara neden olan Danıştay cinayeti ve hemen arkasından gelen Ergenekon-Balyoz kumpasları da bu türden olaylardır.

    Bir tetikleyici, bir bahanedir. Sonrasında yaşananların nedeni olarak gösterilmiştir ama değildir. O saldırı Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir kırılma noktasıdır. Ama o cinayet olmasaydı da bu kırılmanın aktörleri karşı devrim için başka bahaneler bulacaklardı. O cinayet sonrasında yaşanan siyasi, toplumsal ve bir takım adli gelişmeler Türkiye’de rejimin değiştirilmesine neden olmuştur. Bunu anlayabilmek için merceği biraz daha geriye tutarsak, tarih istediğimiz bilgiyi verecektir.

    Bu sürecin sonunda cumhuriyetin bekçisi olan ordu pasifize edildi ve dönüştürüldü, cumhuriyet yanlısı askeri kadro bertaraf edildi, toplumsal muhalefet bütünüyle susturuldu, medya yeniden şekillendirildi, yargı sil baştan değiştirildi, daha önemlisi cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar yerleşmiş olan ahlaki, hukuki ve hatta tarihi yargılar yeniden tanımlandı ve topluma hapis korkusu zoruyla dayatıldı. Gerici ve yoz bir düzen yaratıldı.

    Devletin laik ve üniter yapısı değiştirildi, Abdullah Öcalan bulunduğu cezaevinden Türk siyasetine dahil oldu, parti kurup devletle pazarlık yaptı. Tarikatlar bakanlıkları paylaştı, okullar kurdu hatta MEB okullarında imamlar eğitim vermeye başladı.

     

    Yarın Neler Olacak

    ABD’nin hedeflediği BOP haritası

    Planlanan, ama hala hayata geçirilmeyen şunlar kaldı: Türkiye’nin, kurulacak olan kukla devlet Kürdistan’ın hamisi yapılarak aslında bölünmesi. Bunun da halka “sınırlarımızı büyüttük” kılıfıyla sunulması.

    Ordumuzun yeni yapısıyla bölgemizdeki uluslararası askeri aktivitenin ABD adına kolluk, lojistik destek ve bazı durumlarda da taktik silahlı gücü haline getirilerek, Tora-bora dağlarında veya Bağdat’ta yapacağı görev karşılığında, Türkiye koşullarına göre makul ücretlerle, ABD’nin petrol savaşlarındaki insan gücünü oluşturması.

    Yani…

    Danıştay saldırısı bir yargı kurumuna değil topyekûn bir siyasal sisteme yapılmıştı. Arkasındaki güçlerin amacı, bir hâkimi öldürmek ya da verdikleri bir kararı zorla değiştirmek değil, Türkiye’deki yönetim biçimini değiştirmek ve Ortadoğu’daki büyük değişime uygun hale getirmekti. Bunu ortaya koyabilmek için AKP iktidarından daha öncesine gitmemiz gerekiyor.

    Burada bir parantez açarak bu tertiplerin sadece Türkiye’de değil bütün hedef ülkelerde sahnelendiğini belirtmeliyim.

    Soros destekli renkli devrimlerin yaşandığı Slovakya, Hırvatistan, Sırbistan, Ukrayna, Gürcistan bu ülkelerden sadece bazıları. Mesela…

    Oktay Yıldırım

    Yarın: Soros’un Kuklaları

     

    About Author

    Oktay Yıldırım

    Yorum yap

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir