8 Ağustos akşamı atv’de Nihat Hatipoğlu’nun Ramazan programı var ve insanoğlu toplanmış hocaya soru soruyor. Aklına ne gelirse…

    Hocamız da ayıptır söylemesi, profesör. Bir de hafif fon müziği var, şöyle dokunaklısından…

    Bir kadın: “Hocam resim yapmak haram mı?” diyor. Sanki, Frida Kahlo’dur mübarek, Müslüman olmuş da ne yapacağını bilemiyor. Resme devam etse mi etmese mi?

    Hoca cevaplıyor: “eşkâl tarifi için polisler ya da doktorlar (bu arada eliyle heykel tarifi yapıyor) çizebilir ama bir organı eksik çizilmeli. İbn Abbas’a göre böyle…”

    Ortaçağ’ın bile gerisidir bu. İbn Abbas, sahabelerden. Peygamber öldüğünde 13 yaşında bir çocuk. O demiş… Demiş mi o da belli değil. Peki, Kura’n da var mı?

    Yok… Ama durun…

    Tevrat’ta var. İnanmayan baksın. Çıkış bölümü Bap: 20:4. ayet…

    Şaşırdınız mı? Ama işin doğrusu bu… Üstelik hoca o bilgiyi verdiği program için 600 bin TL alıyor.

    Sor vatandaş, sor…

    KÖRLER SAĞIRLAR

    Atalar sözüdür, Körler Sağırlar, birbirini ağırlar… Danışıklı dövüşler için söylenmiştir. Günlerden 8 Temmuz, Ekmeleddin Bey halkın içinde. Marmaray’a binmiş, inişte şöyle diyor: “Allah bunu yaptıran devlet adamlarından razı olsun…” Kendisi de onlara oy verecek ya reklamını yapıyor… Allah’tan gazeteci var, hemen soruyor: “O devlet adamı sizin için Monşer dedi…” Bizimkisi gayet pişkin, “Allah razı olsun Monşer kötü bir şey değil azizim demek…” Sanırsın bizim millet baştan ayağa Fransız filolojisi mezunudur.

    Öbür aday Selahattin Demirtaş. Aynı akşam CNN’de Şirin Payzın’ın programında, “başka bir program üretilmezse Tayyip Erdoğan’ın yükselişi durdurulamaz, kendimizi kandırmayalım, biz Tayyip Erdoğan gitsin de ne olursa olsun demiyoruz, çözüm istiyoruz” dedi.

    Kardeşim bu adamlar daha size ne desin…

    Açık açık, “biz bu minderin yalancı pehlivanlarıyız” demedikleri kaldı… Hâlâ anlamadınız, ehven-i şer filan deyip duruyorsunuz.

    Ne ehveni be! Ne ehveni!


    TÜRK SORUNU

    DEDAŞ… Dicle Elektrik Dağıtım AŞ… Yani Diyarbakır’da halktan elektrik paralarını toplayacak olan şirket.

    Köylerden onları jandarma bile saatlerce uğraştıktan sonra çıkarabildi… Köylüler rehin almışlardı. Sen misin para isteyen? Ağız burun kırdılar, arabalarını ters çevirip, makbuz ve cihazlarını yaktılar. Yarısı hastanelik oldu. Jandarma desen kendi canını zor kurtardı. Bir tekini bile gözaltına alamadılar. Silivri önüne gelmiş eli Türk bayraklı kadınlara içine kum karıştırılmış su sıkmaya hiç benzemiyordu. Su demişken, o da bedava orada… Her aileye çocuk için, yaşlı baba, ana, ya da ekilmeyen tarla yüzünden her ay maaş gibi dağıtılan haracın da haddi hesabı yok…

    Peki ya Batı’da durum nasıl? Elektrik ya da su parasını bir gün geciktirse vatandaş, gelir keserler, ödemezse evine icra gelir ceketini bile alırlar… Üstelik bu ödediği sadece kendi kullandığı değil, Diyarbakır’daki eşkıyanın ödemediğinin de parasıdır. Bırak ses çıkarıp itiraz etmeyi, polise kimliğini 15 saniye geç göstersin, Allah taksiratını affetsin… Sesini bile çıkaramaz…

    İşte bu Türk sorunudur. Ve bu gidiş, gidiş değildir kardeşim…


    ÖLÜLERİNİ GÖMEMİYORLAR

    İspanya… Yıllarca bizim sonradan görme liberaller tarafından örnek gösterildi. Her konuda. Ekonomi, sağlık, terör ve güvenlik, açılım, vs… Hatta Ekmeleddin Bey Hazretleri de açılım konusu sorulunca İspanya örneğini verdi…

    Oysa gerçek şu: ölülerini bile gömecek paraları yok. 5 bin Euro yoksa ne mezar ne defin… Ortada bırakıyor halk, hastane kapılarında. Ve devlet her cesedi özel deneyler yapan şirketlere tanesi 750 Euro’ya satıyor. Kapitalizmin geldiği nokta bu… Cesetlerini bile kurtaramıyorlar satılmaktan.

    Bize ibret olsun. Çok geç olmadan…


    BİR SEN EKSİKTİN

    Bir Mevlevi şeyhi… “Atatürk benimle konuştu” diyor. Ona İsmet İnönü’yü şikâyet etmiş, “beni hep yanlış anladılar, ben Kuran ve sünnetten ayrılmayın dedim” demiş… “Hocam git bunları anlat, ben laiklik diye tutturanlardan kıyamette davacıyım” demiş. (Odatv, 7 Temmuz)

    İbret verici… Görüntüleri dolaşıyor internette.

    Efsunlanmış gibi… Dinliyor oraya toplanan kalabalık.

    Karanlık, Ortaçağ karanlığı…


    BEŞ VAKİT KAPİTALİZM

    Her şeyin kremi çıkmıştı.

    Tüy dökeni vardı, azdıranı, kudurtanı, kafa bulduranı…

    Bir tek namaz kıldıranı çıkmamıştı o da tamam oldu. Bu bildiğiniz kremlerden değil. Beş vakit namaz kılmakta zorlananlar için. Sürüyorsun, eklem yerlerin rahatlıyor ver böylece secdeye, rükûa daha kolay eğilip kalkıyorsun. Sürmesi sevap yani… Beş vakit…

    Ama bedava değil. Satıyor Müslüman. Piyasası var…


    HAFTANIN GERÇEĞİ

    Hem MHP hem de CHP açılımda birleşti. Anlatıyorlar, “silahlar bırakılacak, siyasete girilecek, her şey güzel olacak, vs…” Aslında yaptıklarının Güneydoğu’yu PKK’ya teslim etmek olduğunu hepsi biliyor.

    Bakın PKK elebaşı Cemil Bayık, Azadiya Welat’da ne yazdı: “Türkiye sadece içeride antidemokratik bir politika izlemiyor, dışarıda da despotik ve zalim devletleri ve çeteleri destekliyor. Ortadoğu’da özellikle Kürtler meşru savunma gücüne sahip olmadan varlığını koruyamazlar. Fiziki ve kültürel soykırıma tabii tutulurlar. Hâlâ hiçbir devlet ve siyasi güç bu amacından vazgeçmiş değildir. Türkiye hâlâ bu zihniyettedir. Bu nedenle Kürtler meşru savunma gücünü koruyacak, hatta daha fazla güçlendireceklerdir. Dolayısıyla Kürtler ve Kürdistan halkı özgür ve demokratik yaşama kavuşmadan kim gerillanın direnişten vazgeçeceğini ve silah bırakacağını sanıyorsa o hayal görüyordur.”

    HAFTANIN KAYGILISI

    Zaman’dan Ali Yurttagül… Basındaki Cemaat algısından pek ürkmüş:

    “Yazılarını zevkle okuduğum Ezgi Başaran’ın Ruşen Çakır ile söyleşisi sanıyorum son damla oldu. Bir zamanlar saygı duyduğum Etyen Mahçupyan, Ali Bayramoğlu gibi gazetecilerin akıl tutulmasını, yolsuzluğu meşrulaştırmalarını kaygı ile izliyordum. Hayal kırıklığımı ‘özel’ buluyor, yozlaşan basının kayıplar listesinde sayıyordum. Radikal Gazetesi ise önemli, zira Türkiye’de demokrasi ve hukuk devleti mücadelesi veren kurum sayısı giderek azalıyor. Algı savaşında ‘yolsuzluk yok, darbe var’ tezinin Radikal’in sayfalarını süslemesi kaygı verici…” (10 Temmuz)

    HAFTANIN KUYRUKLU YALANI

    Zaman gazetesinden Hanım Büşra Erdal… Silivri muhabiriydi. Yaşananları nasıl çarpıttığına çok tanık olduk. Şimdi paniğe kapılmış: “Ergenekon eylemleri Camiaya yıkılıyor” diye yazmış. Çünkü… Mesela Danıştay cinayetinin nasıl ört bas edildiği ortaya çıkarsa, bunun medya görevlileri, olayları çarpıtarak haber yapanlar, daha arama emri çıkmadan önce haber yapanlar da sorgulanacak.

    Eski alışkanlık ya, adres de gösteriyor: “Cemaat üyelerinin rolleri bulunduğu iddia edilen Aziz Santoro cinayeti, Hrant Dink’in öldürülmesi, Danıştay saldırısı, Zirve Kitabevi katliamı, Necip Hablemitoğlu ve Üzeyir Garih’in öldürülmesi gibi olaylar ile irtibatlarının araştırılması” deniyor. Bunları iddia eden kim? Hükümet medyası soruşturmanın savcısı mı? Son 10 yılda gerçekleşmiş bu cinayetlerin tamamına yakınının tetikçileri belli, azmettirenler, irtibatları yargı önünde ortaya çıktı.” (10 Temmuz)


    HAFTANIN CİNAYETİ

    Hatta cinayet değil toplu katliam.

    CHP’nin, madenlerde yaşam odası bulundurulmasını zorunlu hale getiren teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Çalışma Bakanı Faruk Çelik tarafından reddedildi…

    Türkçesi şu: Ölüm madenciliğin fıtratı, madencinin de kaderi olmaya devam edecek…

    Nasıl olsa güzel ölmüyorlar mı maden üstlerine çökünce…


    HAFTANIN HOKKABAZLIĞI

    Bir tür göz aldatmacasıdır hokkabazlık. Şapkadan tavşan çıkar mesela…

    Halk tv… Tarih 10 Temmuz 2014. Ekmeleddin İhsanoğlu Uğur Dündar’ın sorularını cevaplıyor. O ne? Bir altyazı çıkıyor: “Bu gece İP’liler de Ekmel Bey’e hayran…” Bunun da altında şöyle yazıyor: “Hulki Cevizoğlu’ndan Soner yalçın’a tüm gazetecilerin kafasındaki sorulara çok net yanıtlar vererek gönüllerde taht kurdu…”

    Bence Halk Tv’ye pek yakıştı. Ekmeleddin Bey de yakıştırdıysa sorun yok. Ama Uğur Dündar bunu nasıl kabul eder onu anlamıyorum…

    Oktay Yıldırım

    13 Tem 2014’te Aydınlık- Satır Arasında Kalanlar sayfasında yayımlanmıştır.

    https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/kuranda-yok-tevratta-var-17312

    About Author

    admin

    Yorum yap

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir