LAİKLİK Mİ KALDI
İktidar, mahkeme kararıyla ”Laiklik karşıtı eylemlerin odağı…” Eski ortağı FETÖ… CIA’nın kolu… Kızınca “ne istediniz de vermedik” dedi. Şimdikiler, Nakşibendi, El-Nusra filan…
8 yıllık eğitim kaldırıldı, 4+4+4 geldi, ilkokuldan sonra doğru medreseye… Medreseler çatır çatır molla yetiştiriyor. Diploma töreni bile yapıyorlar… Cumhurbaşkanı, “medreselerin kapatılması yanlıştı” diyor ki, anayasa madde 174’tür… Devrim Kanunlarıdır. Atatürk kapatmıştır. “Yanlış oldu” dediği Türk devrimidir, cumhuriyettir.
2 bin 500’den fazla İslamcı vakıf var ve denetlemek bile neredeyse imkânsız.
17 bin 500 cami yaptırma derneğine her gün yenileri ekleniyor.
İmamlar subay, hâkim, savcı oluyor. İlkokullarda bile türban takılıyor.
İnkılap tarihi dersinden Atatürk çıkarıldı.
Ne kaldı derseniz?
Osmanlı hanedanına maaş bağlanması için kanun teklifi verildi. Cumhurbaşkanlığı’nın adı olmuş “külliye” zaten.
En son, 150 bin imamı, 90 bin camisi, 6.4 milyar bütçesi ve 1 milyonluk arabası olan Diyanet İşleri Başkanı “şehit cenazelerinde Itri’nin tekbiri okunsun” diyordu…
Cumhuriyete tecavüz edilirken, aldığınız çocuk tacizi haberleri de cabasıdır…
Sanki bunlar bu ülkede olmamış gibi, TBMM Başkanı “anayasada laiklik olmasın” dedi diye bağırıp çağırıyoruz.
Laiklik mi kaldı kardeşim?
NİHAT GENÇ DEMİŞTİ
“Köy ve kasabalarında geleneksel bir Müslüman hayatı henüz yaşamadan İslam’ı internetten öğrenen yeni bir nesille tanıştık. Hayatsız İslam moda olmuştu. Gelenek, medeniyet, kültür ne varsa inkâr edildi, ayet isimleri ve numaraları her şeydi, ayetin kendisinden başka tefsir, yorum, açıklama hükmünü kaybetti.
Başkalarına karşı ahlaki yükümlülük taşımayan bir nesil bu çıplak ayetlerle büyüdü. Bir bebek kadar dünya bilgisi olmayanlar internetten ayetleri okuyup alikıran baş kesen fetva vermeye, hükmetmeye, köy kasaba taşra kalabalıklaşmaya başladılar. Kimseden özür dilemeyen bir kuşak.”
Yukarıda okuduğunuz sözler Nihat Genç’in “İslamcı Erol Nasıl Çıldırdı” kitabından alındı. Mesela otobüslere ellerinde Kuran ile binip bağırarak vaaz vermeye başlayan, kimseden özür dilemeyen, hatta rahatsız olanlara “Allah’ın hükmünü dinlemiyorsan Allah’ın dünyasında yaşamayacaksın” diye tehditler savuran, kendilerine “Üniversite Kıyamı” diyen ipten kazıktan kurtulmuş tipleri görünce…
Okumadıysanız… Gecikmeyin…
TÜRKMENEM
Sırf Şii oldukları için IŞİD topçusunun bombardımanıyla parçalandılar. Yollara döküldüler. Sırf Türk oldukları için Barzani Peşmergeleri tarafından Sincar’a sokulmadılar da çöl ateşi altında susuzluktan öldüler.
Sığındıkları Türkiye kapısından da aynı nedenlerle içeri alınmadılar.
Kerkük, Barzani’nin eline düştükten sonra, tapu ve nüfus daireleri yok edildi. Kayıtlardan silindiler. Mülklerine el konulup Kürt yerleşimcilere dağıtıldı. Talafer ve Tuzhurmatu’da yaşayan Türkmenler ise bir başlarına varlık mücadelesi veriyordu. Tuzhurmatu’dakiler IŞİD’e karşı birlikte savaştıkları Peşmergeler tarafından ihanete uğradılar, şimdi katlediliyorlar.
Türk Hükümeti ne yapıyor derseniz, Talafer Türkmenlerinin bir kısmı Türkiye’ye sığınmayı başardı ama yokluk içindeler, Suriye’li Araplara sağlanan olanakların hiçbirine sahip değiller. Vicdanlı Türklerin yardımları da olmasa…
Büyük suçlarıdır Türk olmak, sanki boyunlarına bağlanmış günahlarıdır, Tanrı rolü oynayan şeytanların yargısında…
DELİ DUMRUL GEÇİDİ
Fethiye-Dalaman yolunda çizerimiz Tuncay Batıbeki’den öğrendim.
Göcek Tüneli, aslında Deli Dumrul tünelidir.
Koca devlet, 13 milyonu verememiş mi? Bir inşaat firması bu ihaleyi alıp tünelin 25 yıllık işletme hakkını da kapmış durumda. Tam Deli Dumrul hesabı, o tarafa geçerken 4,5, bu tarafa dönerken yine 4,5…
Vermezsen koca dağı dolaşacaksın. Sövmek serbest, ama o da parayı verdikten sonra…
Genç cumhuriyet daha 1930’larda demiryolu yaparken diğer yandan özel şirketlerin elindekileri geri alıyordu. Ve bu arada Osmanlı’nın savaş borçlarını ödeyip dünyanın en büyük kalkınmasını gerçekleştiriyordu.
Utanırlar belki diye yazdım ama…
AZICIK DEVLET OLAYDIN
Terör eylemleri, patlayan bombalar, Rusya krizi ve bu yaz beter olan turizm sektörü… Buna karşı koymanın tek tolu ise bütün dünyaya ve kendi vatandaşlarına güven mesajı vermek, teröre meydan okumak…
Devlet yapmıyor ama…
Bir grup yürekli insan. Cengiz Koçak ve arkadaşları, Ferdi, Erkan, Ali, Ayşegül, daha adını sayamadığım başkaları…
Dünyanın en iyi paraşütçülerini Fethiye’de topladılar ve bir şampiyona düzenlediler. Dünyaca ünlü Kelebekler Vadisi’ne 330 metrelik uçurumdan paraşütle atladılar. Sadece birkaç otel ve iş yerinin katkıları ve kendi paralarıyla… Atlayış rampasını bile elleriyle kurdular…
Keşke Fethiye Valisi ve Belediye Başkanı sahip çıksaydı da hala karamsarlık içinde turist bekleyen esnafına biraz destek olsaydı.
Keşke Spor Bakanı sahip çıksaydı da onur konuğu olarak orada olması planlanan gaziler ve Güneydoğu’da yaşayan hiç deniz görmemiş çocuklar getirilebilseydi.
Keşke penguen medyası yerine, gazeteci olsaydılar da doğru dürüst bir yayın yapsaydılar.
Devlet hiç mi bir şey yapmadı derseniz, “başıma bir şey gelirse sorumlusu benim” diye imzalı kağıt aldı.
Devleti bu hale getirenlere inat, yüzümüzü ağarttınız, var olun çocuklar…
Oktay Yıldırım
Karikatürler: Tuncay Batıbeki
1 Mayıs 2016’da Aydınlık gazetesinde yayımlanmıştır.




