Tarih, 21 Kasım 2009, saat 01.40, Habertürk Tv’de yayınlanan Basın Kulübü programı. Süheyl Batum ve Ümit Kocasakal dışında üçüncü bir konuk daha var, eski bir savcı… Cemaatin sesi Bugün gazetesinin yazarı…
Eski savcı “Ergenekon diye bir örgüt var mı” sorusuna “evet kesinlikle var” cevabını verince, Batum ve Kocasakal araya girdi ve “bu konuda bir yargı kararı olmadığını, bir hukukçunun insanları haksız yere suçlamaması gerektiğini, hatta bunun bir suç olduğunu” hatırlattı. Ama eski savcı suçlamaya devam etti: “Hayır efendim, ben suçlarım. Benim bu konuda yazılmış 12 tane kitabım var, kesinlikle bu bir örgüt” dedi.
Haklıydı, bu konularda yazılmış kitapları vardı. Daha sanık avukatlarına bile verilmeyen bilgiler onun ve onun gibilerin kitaplarına girebiliyordu. Söz gelimi, Danıştay saldırısından hemen sonra alelacele basılan bir kitaba imza atmıştı. O kadar ki, bir sayfasında yüzbaşı dediği adamı iki sayfa sonra binbaşı, birkaç sayfa sonra da astsubay diye tanıtıyordu. Şemdinli olayları, Atabeyler ve Susurluk’u hep aynı örgütün faaliyetleri olarak yazıyordu. Kitap Ergenekon iddianamesinin prototipi gibiydi. Ve kitapta En dikkat çeken nokta yayın tarihiydi. Hakkında bir sürü asılsız iddia ileri sürülen Muzaffer Tekin, henüz hastane ve gözaltı sürecindeyken basılmıştı. İki günde yazılamayacağına göre, önceden hazır mıydı yoksa? Bilmiyoruz…
Vicdanı da başka türlüydü bu eski savcının…
Tarih, 04.07.2008, Kanal-7 televizyonunda yayınlanan “İskele Sancak” programı. Hapishanede hayatını kaybeden Kuddusi Okkır, o sırada can çekişiyordu. Söz ona geldiğinde eski savcı beyin kıvrımlarındaki nefreti bakın nasıl dökmüştü: ”Bunlar Abdullah Öcalan’dan daha tehlikeli.” Ölüm döşeğinde olmasının sebebi savcı değildir, iyi o zaman Abdullah Öcalan da hastalandı diye onu da serbest mi bırakalım?”
Geçenlerde duydum. F tipi örgüt soruşturmasından tutuklanmış… Babası çıkmış televizyona şöyle diyordu: “Men Dakka dukka diye bir söz var. Hukuk herkese lazım…”
Her akşam televizyonlarda, “şu da var, bu da var” diye “Ergenekoncu avı” yapanlardı bunlar… Kamuoyunu bir uydurma örgüt hikâyesine inandırmak için mesai tüketenlerdi. Sadece yazıları yüzünden hukuksuzluk görsünler istemem, ama o işin başka bir rengi varsa…
Vallahi babası haklı… Men Dakka dukka!.
Ve hukuk şimdi o eski savcıya da lazım. Adını yazmayı unuttum, çünkü onlardan çok var. Eski savcı, Gültekin Avcı…
MEHMETÇİĞE MEKTUP
Engin Demirkollu Sarıkartal… Bizim yürekli dostumuz. Silivri’deyken sürekli yazıştık. Şimdi de Mehmetçik için çırpınıyor. Seksen yedililer derneğinin başlattığı “Her Mehmetçiğe Mektup” kampanyasını onun sayesinde duydum. Ev ev zarf dağıtıyorlar İzmir’de. Her Mehmetçik, neden ve kimin için savaştığını bilsin, yalnız olmadığını görsün diye…
Katılıyorum, ben de yazıyorum mektubumu. Ve değerli okurum, bu yazıyı okur okumaz sizin de katılmanızı bekliyorum. Bana ya da Seksen yedililer derneğine ulaşarak mektubumuzu yazalım. Mehmetçiğimize sahip çıkalım…
PKK TARAFTARLARI
Mehmetçik PKK’ya vurdukça bunlar bağırıyor.
PKK/HDP, asla silah bırakmayacaklarını, yürütülen terörle mücadelenin “saray savaşı” olduğunu söylediler. En son ABD’yi yardıma çağırdılar.
ABD, YPG’nin terör örgütü olmadığını, PKK’nın kara güçleri olduğunu, PKK ile pazarlıkların yeniden başlaması gerektiğini defalarca söyledi.
NATO, Genel Sekreteri Stolenberg terörle mücadelede Türk Ordusu’na destek vermeyeceklerini sorunun barışçıl yollarla (yani PKK ile pazarlık) çözülmesi gerektiğini söyledi.
İngiltere, İndependent gazetesi aracılığıyla, “Türkiye hizaya getirilmeli, PKK’ya destek verilmeli” dedi.
Almanya, PKK’ya silah verdi ve PKK ile masaya oturulması gerektiğini söyledi.
CHP’ye gelince, “YPG (yani PKK) terör örgütü değil, vatanını savunan insanlardır” dedikten sonra, şimdi de “PKK’yı anlamak gerektiğini IŞİD’e karşı ABD desteğiyle savaştığı için silah bırakamayacağını” söyledi. Bunun bir “saray savaşı olduğunu savunuyor.
Aynı cümleyi kuruyorlar. Çünkü aynı cephedeler. Karşısı ise Mehmetçik cephesi. Hesap bu kadar basit!.
FUAT AVNİ
Bütün cemaat operasyonlarını önceden, bir bir haber verdi. Ama iş PKK saldırılarına gelince, şu saat, “şu dakika PKK saldırısı olacak” demedi hiç. “Dağlıca’da pusu kuracaklar konvoya” diye tweet atmadı. Onun yerine “gerçeği sonra açıklayacağım” dedi.
Görevi bu! Mehmetçiği yenik göstermek için canını dişine takacak.
CIA ajanı çünkü!.
Ama yetmez bu çabalar… Klavyede değil, dağda yazıyor destanını Mehmetçik.
Şimdi de Doğu Perinçek’e saldırıyor. Dosya saklıyormuş, şantaj yapıyormuş, vs. Psikolojide buna yansıtma diyorlar, kendi kişilik özelliğini başkasına yakıştırma. Siyaset ve istihbarat dünyasında da “bak o dosya aslında benim elimde” anlamına geliyor.
Oktay Yıldırım
Karikatür: Tuncay Batıbeki
27 Eylül 2016’da Aydınlık gazetesinde yayımlanmıştır.


