KİM SİLAH BIRAKIYOR

    HDP’li Sırrı Süreyya Önder ve Yalçın Akdoğan Apo’nun PKK’ya silah bırakma çağrısı yaptığını duyurdu. (1 Mart 2015)

    Hemen arkasından PKK açıklama yaptı: “PKK’nın silah bırakacağı söylemek, aldatmaktır, demagojidir…” Haydi biraz geriye gidelim.

    Bundan kısa süre önce YCHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, bu silah bırakma çağrısının kapsamını ilan etmişti: “PKK silah bırakmaz, sadece Türkiye’de silahlı eylemden vazgeçer…” (15 Şubat 2015)

    Biri silah bırakacak ama bu PKK değil. Demeye kalmadı Tayyip Erdoğan kimin silah bırakacağını açıkladı: “Ne güvenlik, ne diğer birimler eğer bir teröre teşebbüs yoksa zaten silaha o da tevessül etmez, onun da meraklısı değildir.”

    Demek ki neymiş, PKK silah filan bırakmayacak. Kim bırakacak silahını? Asker ve polis… Ne karşılığında? PKK’nın eylem yapmaması karşılığında…

    Atatürk’ün “Altı Ok”undan vazgeçen Kılıçdaroğlu da hemen onayladı: “Silah bırakma, bu topraklara huzur getirecek bir adımdır.”

    Karargahta kılınacak şükür namazı da programa dahil mi bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki, çağırılan barış değil beladır. Yugoslavya’da, Irak’ta, Libya’da yıllarca aynı topraklarda yaşamış insanların birbirlerini boğazlamasına neden olan nefret nasıl yaratıldı derseniz… İşte böyle kardeşim, adım adım…

    BİR ERGENEKON İDDİANAMESİ DAHA

     YCHP Genel Başkanı’na göre Dersim isyanı, jandarma’nın köylü kadınlara tecavüz etmesi yüzünden çıktı… Oldu mu Türk askeri tecavüzcü?

    YCHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu -ki Apo’nun avukatıdır ve ABD’liler tarafından TR-705 olarak bilinir- Dersim harekâtını katliam olarak değerlendirip tıpkı Tayyip Erdoğan gibi özür diledi. Ne oldu? Atatürk, “tecavüzcü” Türk askeri yüzünden kendi ülkesini, bombalatmış. Al sana Ergenekon’un 1 numarası.

    YCHP’nin eski İstanbul İl Başkanı ve milletvekili aday adayı Şinasi Öktem de Akif Beki’yi bile şaşırtarak tek parti dönemini faşistlikle suçlayınca, oldu mu cumhuriyetimiz darbeci faşist rejim? Zaten kısa süre önce aynı Kılıçdaroğlu, “YCHP’nin Atatürk’ün CHP’si olmadığını” da söylemişti…

    İddianame hazır olunca karar da YCHP’nin dinci Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu’ndan geldi: “Ulus devletin miadı doldu…”

    Şimdi bütün bunlara rağmen CHP’ye oy vermeye kararlı, okumayan, düşünmeyen, körü körüne bağımlı insanlara sesleniyorum: “Memleketin bütün şehitliklerinde yatan ne kadar vatan evladı varsa, iki elleri yakanızdadır…” Ama haberiniz olsun bir de mezarda olmayanlar var…

    VATAN’IN ASKERLERİ

    Bazı demokrasi fetişisti yazarlar Vatan Partisi’ne saldırmak için: “İçinde niye bu kadar çok asker var?”diyor. Dinci siyasetçi, “İmam Hatip mezunu adam da orada düşünebiliyor musunuz?” diye kızıyor. Yani, bu bozuk düzenin iktidarı da, sahte muhalefeti de rahatsız Vatan Partisi’nden…

    Bu kadar asker yerine, tarikat şeyhleri, bölücü etnik ırkçılar, din tüccarları, soykırımcı diaspora misyonerleri, Batı kuyrukçusu neo-liberaller, sidikli sokağın solcuları, oturduğu kucak sayısı kadar din değiştirmiş manken eskisi zavallılar, Atatürk düşmanı Dersimciler olsaydı, eleştirmez alkış tutarlardı…

    O kadar çok dönmüşler ki, artık bir vatanları yok. O yüzden askerin NATO’yu bırakıp Vatan’a dönmesi tuhaf geliyor bunlara…

    TEFERRUATA TAKILANLAR

    Vatanını ne kadar çok sevdiğini anlatmaya çalışan çok kişinin ağzından duyduk bunu: Söz konusu vatansa gerisi teferruattır.

    Fakat yine gördük ki, bunu söyleyenlerden bazıları için durum şöyle: “Söz Konusu milletvekilliğiyse gerisini teferruattır.”

    Yeter ki, milletvekili olsun… Gidip TR 705 kod isimli Amerikan ajanlarıyla, Dersim üzerinden Atatürk’e saldıranlarla, PKK’nın sözcülüğünü, avukatlığını yapanlarla, tescilli cumhuriyet düşmanlarıyla yan yana dursa da önemli değil. Karşılığında vatanı da bölseler, cumhuriyeti de yıksalar kıymeti yok. Yeter ki, ah yeter ki, taksınlar o altın yaldızlı TBMM rozetini yakasına…

    Koşun… Mebusluk dağıtıyorlar onur pazarında… Siz yeter ki binin o kırmızı plakalı araçlara, Onur adında bir şoför tutarsınız olur biter…

    ASTSUBAY’IN SUÇU

    11 askerin başına çuval geçirdiler de Genelkurmay başkanı “pratik yöntem” dedi. Teğmen’i paralel savcıya teslim ettiler, kozmik odaları yol geçen hanına çevirdiler, hukuk dediler. Genelkurmay Başkanı’nın Abdullah Gül’ün önünde belinden 45 derece öne bükülerek selam vermesine saygı dediler. 16 ada Yunanlılar tarafından işgal edildi, maksat barış olsun. Musul konsolosu tek mermi atmadan IŞİD’e teslim oldu, sağduyu dediler. Koca devlet IŞİD tehdidi yüzünden Süleyman Şah Türbesi’ni kaçarak terk etti, zafer dediler. PKK şehirleri ele geçirirken, askerin Valilikler emriyle kışlasına hapsedilmesine demokrasi dediler… Diyarbakır’da kaçırılan astsubay Abdullah Söpçeler, 20 ay boyunca PKK’nın elinde kaldı da Kandil Dağı’nı başlarına yıkmayan devletin itibarı zedelenmedi.

    Ama… IŞİD’in kaçırdığı ve MİT operasyonu ile dört gün sonra teslim alınan astsubay Özgür Örs var ya… IŞİD’e karşı yeterince direnmeyerek Türk devletinin ve TSK’nın itibarına zarar verdiği için hakkında hemen soruşturma açıldı. Şimdi O’nu ordudan atıp devletin ve ordunun itibarını kurtaracaklar…

    POSTALI BİLE OLAMAZSIN

    HDP’li Adil Zozani, TBMM Genel Kurulu’nda “Biz Mustafa Kemal’in askeriyiz demeyeceğiz” dedi.

    Haklıdır. Demez, diyemez. Değil askeri, Mustafa Kemal’in bir askerinin atına nal bile olamaz… Olsa olsa… Neyse…

    ANAYASASIZLAR

    Bu ülkeyi yöneten kafa: Son anayasa referandumunu halkoyuna ” darbe anayasasını değiştiriyoruz” diye sundu… Değiştirdi… Şimdi de “ben bu anayasayı tanımıyorum” diye bağırıyor… Yakında üstlerini başlarını yırtmaya başlayacaklar diye korkuyorum…

    Oktay Yıldırım

    Karikatürler: Tuncay Batıbeki

    8 Mart 2015’te aydınlık-satır Arasında Kalanlar sayfasında yayımlanmıştır.

    https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/ergenekon-iddianamesi-17348

    About Author

    admin

    Yorum yap

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir