SATIR ARASINDA KALANLAR

    HAFTANIN AHLAK ABİDESİ

    Onursuzluk nerede? Çalmakta mı, ört bas etmekte mi, üstüne gitmekte mi?

    AKP Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş’ı Kayseri hakiminin Taraf gazetesi hakkındaki  kararını değiştirmesi için bir imamla yaptığı telefon görüşmesinden hatırlarsınız… Şimdiki konu ise AKP hakkındaki yolsuzluk fezlekeleri. Evlerden kutu kutu paralar çıktı, can havliyle para depoları sıfırlanmaya çalışıldı. Bunları biliyorsunuz. Ve dört bakan hakkında fezleke hazırlandı. AKP hukuk dışı yollarla bu fezlekelerin TBMM’de okunmasını engelledi. MHP de bu konuda idare mahkemesine dava açtı. Elitaş’a bakılırsa “bu başvuru TBMM’nin onurunu sarsmak için yapılmış…”(Odatv, 8 Nisan)

    Yeni ahlak anlayışı böyle demek ki…

     HAFTANIN U DÖNÜŞÜ

    Herkes bilir, bu konuda Recep Tayip Erdoğan’ın eline su dökecek kimse yoktur. 8 Nisan günlü Grup toplantısında İsmet İnönü’nün bir sözünü kullanarak vatandaşa seslendi: “unutmayın namuslular, namussuzlar kadar cesur olmazsa bu iş çözülmez…”İsmet İnönü bu sözü söylerken namussuz olarak devletin parasını çalan hırsızları, yolsuzluk yapan devlet görevlilerini kast etmişti. Erdoğan Cemaati kast ediyor. Bu işin ironik kısmı. U dönüşüyse Başbakan’ın daha önce İnönü hakkında söylediklerinde. Baykal’ın diktatörlük suçlamalarına cevap olarak İnönü’nün bıyıkları üzerinden şöyle demişti: “Eski liderlerinin fotoğrafları arasında, Führer’e özenip kendisine ‘Milli Şef’ dedirtmiş genel başkanlarının Hitlervari bıyıklarının altından gülümsediğini görürler” (3 Mayıs 2010, Sabah)

     HAFTANIN PANİĞİ

    Nazlı Ilıcak yine fotoğraf yöntemini kullanıyor. Daha önce Abdullah Öcalan röportajında yaptıklarının aynını yapıyorlar. Panik halinde ilk refleksleri hep aynı: “Doğu Perinçek’in Cemaaat’in kökünü kazıyacağız” röportajı Akit’te yayınlanır yayınlanmaz Twitter’da Abdurrahman Dilipak ile Perinçek’in bir arada çekilmiş bir fotoğrafı dolaşmaya başladı. Acaba bu beraberliğin bir dostluk hikâyesi var mı? Belirli bir maksatla mı bir araya gelmişlerdi? Biri radikal İslâm, diğeri Maocu… Yoksa bu birliktelik diyalog ve hoşgörü sürecinin bir parçası mı?” (Bugün, 8 Nisan)

    Zaman’dan Bülent Korucu: “Güven Erkaya yaşasaydı, kendisiyle günler süren yazı dizisi yapılırdı herhalde. Hükümete destek ve cesaret vermek için üzerine düşeni Perinçek gibi o da yapardı.” (Zaman, 8 Nisan) Bu kadar mı? Bülent Arınç’ı nasıl unutabiliriz, o da kendisine sorulan bir soru üzerinden Perinçek’e saldırdı. Cematin yayın organı STV ise sadece 7 ve 8 Nisan tarihlerinde tam 27 kez Perinçek haberi yaptı…

    Korku dağları bekliyor…

     

    HAFTANIN KAVGASI

    Konu Hüseyin Gülerce. Kavganın taraflarıysa Sabah gazetesinden Sevilay Yükselir ve Rasim Ozan Kütahyalı… Kütahyalı, Gülerce’yi de Cemaatin mağdurları arasında gösterdi ve ona cesaret telkin etti. Gülerce’nin Cemaat sözcüsü olmadığını, Pensilvanya’nın da ona cephe aldığını yazdı.(8 Nisan). Sevilay Yükselir ise hem televizyon programında hem de köşesinde Hüseyin Gülerce’nin takiyye yaptığını, dikkatleri İsrail üzerine çekerek cemaatin üzerinden uzaklaştırmaya çalıştığını açıkladı (9 Nisan).

    Kavga şimdilik imalarla sürüyor. Henüz saç saça girmediler… Ama bir de soru var: Kim haklı? Gülerce samimi mi, yoksa rol mü kesiyor?

     

    HANİ BİZ MARJİNALDİK

    AKP ileri gelenleri bütün konuşmalarında “seçkincilik” vurgusu yaptı. Ulusalcıları, hatta cumhuriyet dönemini bile seçkincilikle suçladılar. Ama bakın ne oldu: CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na saldıran Orhan Övet AKP üyesi çıktı. AKP sözcüsü Hüseyin Çelik şöyle dedi: “Onlarca sabıkası olan birinin partimize üye kabul edilmesini ciddi bir özensizlik olarak değerlendiriyoruz. “ (YeniŞafak, 9 Nisan)

    Anlaşılıyor ki, sabıkalıların AKP’ye üye olmasına imkan yok. Bir tür sabıkasızlar partisi… Ama bir soru var: Ya üye olduktan sonra alınan sabıkalar ne olacak? Ya dokunulmazlık zırhıyla kaçılan yargılamalar ne olacak?

     

    HAFTANIN ZİHNİ SİNİR BULUŞU

    Fakat Zihni Sinir değil Taha Akyol yaptı. Prof İlhan Güler’in yeni kitabından hareketle yeni bir laiklik modeline ihtiyaç olduğunu, bunun da “liberal laiklik” olduğunu yazdı. (Hürriyet, 10 Nisan)

    Cumhuriyet kazanımlarını yok etmek ya da en azından bir kısmını değiştirmek konusunda o kadar azimli ki… Yakında yeni bir buluşla daha çıkar ortaya…

     

    HAFTANIN İHBARI

    Hüseyin Yayman bu haftanın en tuhaf ihbarını yaptı: “Başbakan’a suikast yapacaklar…”(Vatan 10 Nisan).

    Kanıt var mı? Yok… Kimler yapacak bu suikastı? “Uluslar arası odaklar…” Yani belli değil. Neden yapacaklar? “Erdoğan geri adım atmazsa…” Yani ortaya konulacak somut bir neden de yok. Bir ülkenin başbakanı her zaman tehdit altındadır. Peki, Erdoğan’a bunun dışında yönelen bir tehdit var mı? Yok… Bülent Arınç olayında en azından birkaç patlıcan ve domates vardı kanıt olarak. Bu kez o da yok…

    O halde, ne demek suikast ihtimali? Yeni ayrıcalıkların, daha sert ve hukuk dışı tedbirlerin kılıfı demek…

     

    GÖRÜP DE NE YAPACAKSIN

    Konu MİT Yasasındaki değişiklik. Değişikliği yapacak olan makam doğal olarak TBMM… Haliyle milletvekilleri tartıştıkları kanunun ve kurum yönetmeliğindeki değişikliklerin neler olduğunu bilecekler… Beşir Atalay, isteyen milletvekillerine MİT Yönetmeliğini gösterebileceğini söyledi. CHP Milletvekili Aytuğ Atıcı da görmek istedi. Beşir Atalay ona bir metre mesafeden elinde tuttuğu ve MİT Yönetmeliği olduğunu iddia ettiği bir dosyanın kapağını gösterdi. İçeriği? O gizliymiş.

    Ve bu, demokrasi tarihine geçen bir açıklama oldu. Emsali yok.

    HAFTANIN YAĞ REKORTMENİ

    Aziz Babuşçu, AKP İstanbul il başkanı… CNN-Türk’deki 360 Derece programında Başbakan’ın eylem ve konuşmalarına açıklama yetiştirmeye çalışırken şunu bile dedi: “Başbakanımız hangi gazetecinin yazdığına müdahale etmiş ki…”(10 Nisan)

    HAFTANIN AHLAKSIZ TEKLİFİ

    Erdoğan Polat, henüz 19 yaşındaydı. Dershane parasını biriktirmek için Van’dan gelip Ali sami yaen Stadı inşaatında çalışmaya başladı. Halatlarla 15. Kattan sarkan bir sepetin içinde çalışırken halat koptu ve Erdoğan o mesafeden yere çakıldı. Öldü gencecik yaşında…

    Halatı kopan şirket Torun Yapı ve Kapıcıoğlu ortaklığı… Torun Yapı’nın sahibi Aziz Torun Tayyip Erdoğan’ın İmam Hatip’ten sınıf arkadaşı. “Odatv’nin edindiği bilgiye göre, genç işçi Erdoğan Polat’ın ölümünü haber yapmak isteyen basın mensuplarına şirket yöneticileri ‘Size reklam verelim bu olayı haberleştirmeyin’ teklifinde bulundu. İddialara göre bu teklifin bazı basın mensupları tarafından kabul edildi.”(Odatv, 11 Nisan)

    Pek yakışmış.

    AHMET KEKEÇ’İN OLAĞAN HAYATI

    Böyle şeyler hep olur… Sandıklar çalınır, çöpten oy pusulaları çıkar, elektrikler ya da sular kesilir… Hülasa, gündelik hayat içindeki aksaklıklar seçim günlerinde de yaşanır.”(Star, 7 Nisan)

    İşin başında söyleyemiyorlardı. Normalleşme dedikleri bu. Mesela “Suriye’ye birkaç kişi gönderip kendi topraklarımıza roket attırmak, ya da IŞİD militanlarını kullanarak kendi askerlerimizi öldürttürmek” rutin görev faaliyetleri. Suriye ile savaş çıkarmak desen dış politikada sıfır sorun. Evlerdeki kutucuklar, yanlış anlaşılma, seçim gecesi 40 ilde meydana gelen elektrik kesintilerinin nedeni kediler, vsvs, vs. Say say bitmez. Bunaldığımız yerde Bay Kekeç çıkar ve hepimizi rahatlatır.

    HAFTANIN EN PESPAYE KOMPLO TEORİSİ

    Sabah ve Akit gazeteleri birgün  arayla haber yaptılar. Sırayla yani… Haberin kaynağı Tuncay Güney’in beyanları. Haberin doğrulayıcıları ise Zihni Çakır ve Bülent Orakoğlu… Habere konu olan iddia ise şu: “Paralel yapı Ergenekon’un alt koluymuş, ama zamanla paralel yapı güçlenince Ergenekoncular onları tasfiye etmeye çalışmış fakat başaramamışlar. ABD Ergenekon’dan vazgeçmiş ama paralel yapıdan vazgeçememiş.”

    Boş verin esir oldukları o skolastik düşünme biçimlerini, kafa yapılarını, dilleri bile o kadar pespaye ki, ilk kez Necip Hablemitoğlu tarafından kullanılan “Nüfuz Casusluğu” kavramını bile “Nüfus Casusluğu” diye yazmışlar. 

    Peki, neden bu  akılsız teoriler üretiliyor? Çünkü, diyemiyorlar. Bir zamanlar omuz omuza Ergenekon tertibinde rol aldıklarını, şimdi düşman oldukları Cemaat iledevleti nasıl çökerttiklerini, bu  suçun ortağı olduklarını… İşte bütün bu zavallı analizlerin nedeni bu. Kendilerinden kaçmaya çalışıyorlar…

    Oktay Yıldırım

    13 Nisan 2014, Aydınlık-Satır Arasında Kalanlar


    About Author

    admin

    Yorum yap

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir