HAFTANIN HUKUK ABİDESİ
Adı, Gültekin Avcı… Eski bir savcı. Adalet Bakanlığı Müsteşarının savcıyı tehdit etmesinin “yargı görevini yapanı etkileme suçu olduğunu” buyurmuş. “Artık bu ülkede hukuk yok” diyor (Bugün, 23 Ocak 2014).
Bu adamı tanımayan, hukuk abidesi sanır. Doğru bir şeyi söylemek, onu söyleyeni de doğru yapmıyor. Arşiv diye bir şey var. Biz baktık.
Kuddusi Okkır’ın ölüm döşeğinde olduğu günlerdi. Tahliyesi tartışılıyordu. Zamanında bıraksalar belki kurtulacaktı. Ama bu eski savcı şöyle diyordu: “Bunlar Abdullah Öcalan’dan daha tehlikeli. (…)Ölüm döşeğinde olmasının sebebi savcı değil. İyi o zaman Abdullah Öcalan da hastalandı diye onu da serbest mi bırakalım?” (Kanal-7, 4 Temmuz 2008).
Daha yargılama bile başlamamıştı… Ve Kuddusi Okkır zamanında tahliye edilmedi. Öldü. Yargıyı bu hale işte bu adamlar getirdi. Şimdi de bağırıyorlar “hukuk” diye…
HAFTANIN İÇKİSİ
Burhan Kuzu… Şöyle buyurdu: “Velev ki, bu TIR’larda Özgür Suriye Ordusu’na silah taşınıyor. Bunun neresi gayri vicdani?”
Daha önce bu adama “ne içiyorsun” diye sorduklarında, “siyah çay” demişti. Anlaşılan, o çayı çok sık içiyor. Galiba su da katmıyor… Allah aşkına, nereden alıyorsun o çayı? Biz de istiyoruz.
HAFTANIN İMAMI
Kim olduğunu bilmiyoruz ama var olduğuna inanıyoruz. Diyanet’in 25 Ocak günü İstanbul’da düzenleyeceği bir etkinlikte Başbakan konuşacaktı. Diyanet İşleri Başkanı Müftülüklere, Müftülükler de cami ve Kur’an kurslarına yazı yazdı: “En az 2 bin 500 kişi gelecek. Kontrol yapılacak. İmamlar ve Kur’an kursu öğrencileri getirilecek…” CHP’li İhsan Özkes belgesini yayınladı (Ahmet Takan, Yeniçağ, 25 Ocak 2014).
İmamlar toplanıp Başbakan’ın konuşmalarını alkışladılar. Özkes bu olayı, “Tayyip korkusu, Allah korkusunu geçti” diye duyurdu. İşte haftanın imamı o zorlamaya boyun eğmeyen, adını bilmediğimiz imamdır. Adını bilen var mı?
HAFTANIN İNFAZ GÖREVLİSİ
Liberallerin şahı… Sorsan, hukuku, adaleti kimseye bırakmaz. O efemine tavırlarıyla Ergenekon ve Balyoz davalarında yüzlerce insan haksız ve hukuksuz yere mahkûm edilirken O, köşesinde ve televizyonlarda alkış tutuyordu. “Bu da yetmez” diye bağırıyordu. Şimdi kumpas ortaya çıktı. Kanıtlar sahte, yargılamalar hukuksuz. Yeniden yargılama kaçınılmaz. Sahte deliller ve hukuk dışı işlemler ayıklandığında ise beraat kaçınılmaz.
Hal böyle olunca bunu bir telaş sardı. Derhal göreve başladı: “En azından kaçını infaz edebiliriz” diye… Dosyaları mahkemelerden önce Adalet Bakanlığı’nın incelemesini, bazı isimlerin seçilmesini istiyor. Yalan söylüyor: “Ergenekon’da Ayışığı, Sarıkız darbe planları yargılandı” diyor… “Aman” diye bağırıyor, “davalar yeniden görülmesin.” Tırmalıyor: “Veli Küçük hariç” diyor, “Çetin Doğan kahramanlaştırılmasın” diye uyarıyor. Suçlu ilan ettikleri hakkında “kuşkum yok” diyor. Yalanda sınırı yok: “Kanıtlar, ses kayıtları, günlükler var” diyor (Yeni Şafak, 24, 25 Ocak 2014).
Sanki bir kişisel düşmanlığı var gibi… Kan davası güdüyor gibi… Görevlendirilmiş gibi… O kadar hevesli ki… O, Ali Bayramoğlu…
Bir asır önce Kaymakam Nusret Bey, İngilizlerin emriyle yargılandı. Suçsuzdu. Ama aynı zamanda Malta’ya sürgüne de gönderilecekti. Gitse asılmayabilirdi. Koştu Nemrut Mustafa. Yalvardı İngilizlere: “ne olur onu götürmeyin, birkaç gün sonra asacağım.” Böyle asıldı Nusret Bey. Şimdi milli şehittir… Ali Bayramoğlu da “durun” diyor, “bari birkaçını asalım” Sorsan cellât değil, gazeteci olduğunu söyler. Sorsan insanlıktan bile söz eder.
HAFTANIN BÜYÜK YALANI
Yeni Şafak’ın ekonomi sayfasına kocaman puntolarla şu başlık atılmıştı: Dolara rağbet yok.”(25 Ocak 2014). Bu kadarına pes diyoruz, başka da bir şey demiyoruz.
HAFTANIN EN KÖTÜ HABERİ
ODTÜ’lü bilim insanları, beyin MR fotoğraflarıyla insanların düşüncelerini okumanın bir yolunu bulmuş. Elbette pek fazla bir işe yaramayacak. Tabii ki, kötü haber savcı Zekeriya Öz için… Çünkü artık işi bıraktı. O, olmayınca cihazın okuduğu düşünceleri kim iddianameye çevirecek?
ODTÜ’lüler de aşık mı değil mi ona bakıyorlarmış. Boş işler. İddianameye girmeyen aşk, aşk sayılır mı kardeşim?
HAFTANIN BAŞKAN ADAYI
Adı, Nevzer Uzun… CHP’den Trabzon-Köprübaşı Belediye Başkan adayı. Eğer seçilirse, her yıl 10 kişiyi Umre’ye göndereceğini vaad etmiş.
Böylece Belediye Başkanlarının görevleri arasına Umre gezisi yaptırmak da girmiş oldu. Artık CHP genel Başkanı’ndan söz ederken de “Muhterem Kemal Kılçdaroğlu Hoca Efendi” sıfatını kullandılar mı iş tamamdır. Hamdolsun, ilk seçimde iktidar.
HAFTANIN UNUTKANI
Fehmi Koru… Taraf gazetesine sesleniyor. Balyoz belgelerinin sahteliği karşısında neden sessiz kaldı kaldıklarını soruyor. “Eğer o belgeler gerçekten sahteyse Taraf’ı çıkaranlar kendilerini kimin aldattığını kamuoyuna açıklasınlar” diyor (Star, 29 Ocak 2013).
Unutmuş (!).
Daha ortada fol yok, yumurta yokken… Ergenekon-Yeniden yapılanma denilen tertip belgelerini ilk yayınlayan kendisi değil miydi? (Yeni Şafak, 30 Nisan 2001)
Kendisi de açıklasa ya, o belgeleri kimden aldığını…
HAFTANIN PARLATMASI
Org. Necdet Özel… Emekli bir pilot astsubayın tedavisini GATA’da yaptırmış. Ambulans uçakla İzmir Asker hastanesinden aldırıp getirtmiş. Hürriyet’ten ve CNN’den duyuruluyor (30 Ocak 2014).
Neden?
GATA’da tedavi olmak o astsubayın zaten hakkı değil mi? Ambulans uçakla gitmesi gerekiyorsa başhekim’in iki dudağının arasında. Bir de çekim yapmışlar, yatakta yatan 91 yaşındaki astsubaya soruyorlar: “Astsubaylara bir mesajınız var mı?” Dikkat edilsin, ordumuza değil, astsubaylara?
Ayıptır, ayıp…
Son düzenlemelere astsubayların ve uzman çavuşların sesleri yükseldi, itiraz ettiler de ondan mı bu parlatma kampanyası? Böyle yapılarak, “bakın Genelkurmay Başkanımız sizinle nasıl da ilgileniyor. Ambulans uçak bile ihsan ediyor. Daha ne bağırıyorsunuz” mu denilmek isteniyor?
Çok ayıp.
Mitingde yanına ulaşıp çaresizlikten ağlayan kanser hastasına merhamet gösterip, tedavi ihsan etmek AKP’nin alışkanlığıydı. Hasta silah arkadaşını zaten hakkı olan uçakla aldırmak neden Genelkurmay Başkanı’na kalsın? Ve bu neden haber değeri taşısın? Yoksa artık tedavi bile olamıyorlar mı?
Oktay Yıldırım
2 Şubat 2014’te Aydınlık-Satır Arasında Kalanlar sayfasında yayımlanmıştır.
