PKK’nın siyasi kanadı HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, 80 milletvekiliyle TBMM’ye girince, şımarıklığın doruğuna ulaştı… İstiklal Marşı’na saldırıyor, efendim “içinde kahraman ırkıma bir gül diyormuş, kimmiş bu kahraman ırk?” Hadsize bak…
Akif orada ırk derken millet demek istiyor. Ama ben biliyorum, senin milletle de sorunun var, sırf adı Türk olduğu için… Çünkü millet kavramının siyasi anlamını bilmiyorsun, ırkçı yaklaşıyorsun. Kafan aşiret mantığını aşamamış. Kendi aşiretinden olmayana ters bakıyorsun. Şekerin çayda eridiği gibi o aşiretlerin bir millet kavramı içinde eridiğini anlayamıyorsun…
Dur senin anladığın gibi anlatayım.
“Kürdüm” diyorsun ya… Kürt kelimesi Türkçedir. Osmanlı kayıtlarında Ekrad-ı Türkmenan diyorlar, Türkmen Kürdü demektir. Yani sen de Türk’ün bir parçasısın… Elegeş yazıtı Göktürkçedir. Oradaki Kürt İlhanı Alp Urungu da Türk’ün ta kendisi. Gel bugüne… Türkiye’de yaşıyorsun… Türklerin yaşadığı yer demek…
Bütün seçim kampanyası boyunca bağlama çalıp türkü söyledin ya… O da Türk’ün. Aslı kopuzdur. Ta Orta Asya’dan geldi… Türkü desen, “Türk’e ait olan” anlamına geliyor. Kürtçe desen o da Türkçe. Oluşumundaki yabancı dilleri sıralasak sana yine bir şey kalmıyor. Vazgeç şu ilkel kabile ırkçılığından yoksa işin sonunda çıplak kalma ihtimalin bile var ki, o giydiğin ceketle pantolon da Türk icadıdır.
Prof, Naumark’a atfedilir ama ben ünlü tarihçi Prof. Justin McCarthy’den bizzat duydum: “Türkleri çıkarın geride tarih diye bir şey kalmaz” diyorlar… Biri Alman biri Amerikalı, ırkçılık yapmıyor tarihsel bir gerçeği söylüyorlar. “Kim bu kahraman ırk” diye aşağılamaya çalıştığın işte bu tarihin sahibidir. Kandırıp peşinde sürüklediğin insanları ve kendini, köksüzlüğe mahkûm edişine engel olmaya, sana el uzatmaya çalışan büyük millettir. Bu yüzden, “Türk de biziz, Kürt de biziz hepimiz Türk milletiyiz” diyoruz. Sen de söyle, gerçek budur…
Ama ille de “böleceğim” dersen. Varlığını korumak için çok savaştı bu millet. “büyük Türk milletinin önünde” diyerek yemin ettiğin o meclisi kurmak için Koçgiri’nin başını ezen odur. Şeyh Sait’i, Seyyit Rıza’yı dara çeken mahkeme hükmünde “büyük Türk milleti adına karar veren” diye yazıyor. Sen belki hatırlamazsın, Kandil’deki ağalarına sor anlatsınlar. 1990, 1992, 1994, 1995, 1997, 2000 yıllarında silahlandırıp dağa saldığınız katilleri o dağlara gömen de Türk milletidir… Hala her küstahlığınıza büyük bir alicenaplıkla sabreden de… Bence fazla zorlama. O beğenmediğin marşın başında “Korkma” diyor. Vaattir… Sonunda da: “Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal” diyor. Verilen sözdür. Ebediyyen diyor! Haberin olsun…
(…)Her zaman görülmüştür ki, seçilen kimsenin alkışlanan ve beğenilen programını nasıl gerçekleştireceği noktası üzerinde hemen hiçbir seçmen durmaz, programı takip etmez.”
1895 yılıydı ve Gustave le Bon Avrupa halkına bakarak yazıyordu bunları. Bir de dönüp 120 yıl sonrasına, 2015 yılı Türkiye’sine bakın. Ne acı değil mi? 1895’ten bile daha geriye gitmişiz.
YER KAPMACA
Demek ki, ön sıra telaşı var. En önde oturup liderin gözlerinin içine bakmak ve bunu fark ettirmek gerek. Kameralara poz vermek gerek. Demek ki, yetmiyor sadece seçilmek. Bu uğurda PKK’nın bile Meclis’e girmesine yardım ettikten sonra hem de… Ne yazık! Ne yazık!
Bence akrobasi dersi de almalılar. Daha yaratıcı çözümler bulabilirler… Grup salonuna taklalar atarak giren kesin fark edilir…
MBP İKTİDARI
Yeni kuruldu… Madımak-Başbağlar Partisi demek. Tam bir katliam koalisyonu…
İttifakın merkezinde Madımak’ın failleri ve onların savunucuları var. Sol kanatta Başbağlar’ın katilleri, sağ kanatta da Mehmetçik katili Dersimli Seyyit Rıza müritleri var. Ortak cinayetleri de vardır. Madımak’ın failleri aynı zamanda Maraş, Çorum ve Gazi Mahallesi olaylarının da failleridir. Başbağlar’ın sorumluları aynı zamanda Mehmetçik katilleridir. Seyyit Rıza müritleri de Madımak katillerinin öncüleridir…
Şu anda hangi harflerle temsil edildiklerinin bir önemi yoktur. Bu bir gerici- bölücü ittifakıdır. Götüreceği yer de gerileme ve bölünmedir. 2 Temmuz Madımak’ın, bugün de Başbağlar katliamının 22. yıldönümüdür. Bir gün öncesi de bu ittifakın kurucusu Amerika’nın kafamıza çuval geçirişinin…
Bütün oy verenler, alkışlayanlar ve emeği geçenler hayrını görsün!
DARBE PLANI
Başbakan Davutoğlu Suriye harekâtıyla ilgili şöyle dedi: “Her türlü senaryoya karşı hazırlıklıyız…”
Lütfen dikkat. Her türlü senaryo!
O kadar “her türlü” ki, harekât esnasında lastiği patlayan kamyonun nereye mevzileneceği bile hazırdır.
Kim yapar bu planları? Elbette asker…
Nerede saklar? Kozmik odalarda…
Peki, bu harekâtın geri bölge emniyeti planlanmadı mı? Mesela asker Suriye’deyken içeride harekâtı sabote etmek için çıkarılacak bir gerici ya da bölücü isyana karşı… Olasılığı en düşük ve en yüksek tehditlere karşı neler yapılacak?
Elbette bunların hepsi planlandı. Plan tatbikatları, seminerleri yapıldı, senaryoları oynandı, tutanakları yazıldı, ses kayıtları alındı, vs… Ve bunlar iki üç günde değil çok önceden hazırlanmış planlardır. Sadece yeni durumla ilgili farklılıklar plana dâhil edilir.
Soru şudur: Bu plan F tipi savcıların eline geçseydi ne olurdu?
İşte “Balyoz Darbe Planı” diye kılıf takmaya çalışıp, yılarca kafamızı ütüledikleri “Egemen Harekât Planı” da tam olarak böyle bir şeydi. “İşte bakın general tepeleyin dedi” diye yırtınıyordunuz ya… İhtiyaç duyulunca, “bütün senaryolara hazırlıklı” olabilmek için yapılmıştı!

