Haşdi Şaabi son zamanların en çok konuşulan konularından biri…
Karargâhlarına girdik, misafir olduk, Kerkük Haşdi Şaabi sorumlusu Yılmaz Neccaroğlu ile uzun uzun konuştuk. Her soruya cevap verdi. Eleştirilerini ve mesajlarını iletti…
Tek Amacımız Herkesin Eşit Haklara Sahip Olması
O da konuştuğumuz diğer Kerküklüler gibi etnik ve mezhepsel temele dayanan 2005 anayasasından şikâyetçi, olayların bu noktaya gelmesinin nedeninin bu olduğunu söylüyor: “Tek amacımız herkesin eşit haklara sahip olmasıydı” diyor.
“Tuzhurmatu’da 2 bin 500 şehidimiz var, takriben bin civarında bomba bizim mıntıkamıza düştü, 115 bomba yüklü araba bizim sokaklarımızda patladı. Biz madde 140’ın bu sonuçlara yol açacağını söylediğimizde kimse bize inanmıyordu. Bu ayrılıkçı sistem kurulduktan sonra kimin yanına gitseniz, herkese eşit davranacağına dair Kuran üzerine yemin ediyordu, ama hepsi de kendi toplumunun çıkarlarına hizmet ediyordu. Sesimiz Bağdat’a ulaşmıyordu. Kendi memleketimizde garip olmuştuk…
Bu yeni bir başlangıç…”
Artık Eskiye Dönülmez, Bizim de Gücümüz Var
“Hepimiz oturup geleceği konuşuyoruz, Bağdat’ın daha ne kararlar alacağını bilmiyoruz ama artık Peşmergenin tekrar geriye dönmesi, eski düzenin tekrar kurulması mümkün değil. Çünkü artık bizim de gücümüz var. Kendi toplumumuz bile Kerkük’ü kurtardığımıza şaşırdı. Biz onlara hep ayağa kalkmak gerektiğini söylüyorduk, ama inanmıyorlardı, ama biz ayağa bir kalktık hepsi gitti.”
Yerleşimciler Irak Kürdü Değil
“İlk seçimlerde Kerkük nüfusu 850 bin idi, ikinci seçimde 1 milyon 450 bin oldu, kimdir bunlar? Saddam’ın getirdiği yaklaşık 10 bin kadar Arap ahaliyi korkutup güneye kaçırdılar. Kürtler geldi, ama bunlar Irak Kürdü değil, Türkiye, İran ve Suriye’den getirildiler.
Sırf Kerkük nüfusuna kayıt olmak için Süleymaniye’den, Erbil’den, Rania’dan ya da diğer şehirlerden hamile kadınlar getirilip Kerkük’te doğum yaptırıldı ve Kerkük’ün demografisi değiştirilmeye çalışıldı. Bugün burada yaşayan Kürt sayısından daha fazla Kerkük nüfusuna kayıtlı Kürt var.”
Bazı Kürtler Bizimle Savaşmadı
“Biz Haşdi Şaabi olarak devletin ordusuyla birlikte buraya gelirken Talabani’ye bağlı Kürtler bizimle savaşmadı. Barzani kuvvetleri ve onlarla birlikte olan PKK bize saldırdı. Tuzhurmatu’ya bir günde 650 havan mermisi ve roket düştü. Ama neticede hepsi kaçtı.”
İnsanın Milleti Zenginlikten Daha Önemlidir
“Olayların bu noktaya gelmesinde Türkiye’nin de etkisi vardı. Barzani’nin önüne kapılar açtılar, kucakladılar, yardım ettiler. Biz o zamanlar çok üzülüyorduk, bizim sesimizi niye duymuyorlar diye düşünüyorduk. Ama artık Türkiye bizimle görüşmeye başladı. Cumhurbaşkanı ile görüşmemizde bu konudaki sitemimizi dile getireceğiz. Diyeceğiz ki, bizler orada kan döktük, can verdik, biz de Türküz, para ve zenginlik elbette güzel şeylerdir, ama insanın öz milleti, öz şanı, öz tarihi ondan daha yüksektir.”
DAEŞ Gelende, Devlet Yoktu Biz Savaştık
“DAEŞ geldiğinde buralarda devletten kimse kalmadı. Şehirlere girdiklerinde bizim kadınlarımızı, çocuklarımız astılar, kaçırdılar. Biz ondan sonra toplanıp kendi paramızla silah aldık, direnmeye başladık. Güneyden başka kardeşlerimiz de bize yardıma koştular, onları da unutamayız. Ele geçirdikleri her yeri DAEŞ’ten geri aldık, çok şehitler ve yaralılar verdik. Daha sonra Talafer’e gittik, orada 2 yıl dövüştük. Şimdi Türkiye hududuna yakın bölgeler Haşdi Şaabi’nin kontrolünde. Oralardan DAEŞ’in Türkiye’ye geçmesini önlemeye çalışıyoruz.”
Abdullah Gül Söz Verdi, Ama Tutmadı
“İbrahim Halil (Habur) kapısından Zaho–Duhok-Erbil-Kerkük üzerinden Bağdat’a giden yol sadece peşmergenin işine yarıyor. Aslında 2005 yılında Şeyh Mumammed Molla ile birlikte Türkiye’ye gittiğimizde o zamanki Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüştük. Bize ne istediğimizi sorduğunda, “biz Türklerin bu bölgede daha etkin olmasını ve bize yardım etmesini istiyoruz” dedik. “Nasıl” diye sorduğunda yolu söyledik, “Zaho üzerinden giden yolun Türkiye’ye ve bize bir faydası yok, ama Ovaköy ve Talafer üzerinden giden yol hem Türkmen bölgesinden geçecek, hem de isterseniz Talafer üzerinden Suriye’ye de geçer ve herkes için çok yararlı olur.” Yanındaki danışmanlara not aldırdı, bize ‘tamam bu yolu açacağız’ dedi ama bu zaman kadar hiçbir şey yapılmadı.”
Üç Ülkeyi Birleştiren Yol Açılsın
“Şu anda Başbakan İbadi Türkiye’ye gittiğinde bu yolun açılması için ortak karar verdiler, biz bunu 14 yıl önce söylemiştik, ama olan oldu gitti, artık geleceğe bakmak lazım. Şimdi Fişhabur’dan (Ovaköy) Talafer-Musul-Beiji–Samarra üzerinden Bağdat’a ulaşan yolun açılması üç ülkeyi birleştirecek.”
Kimseye Minnet Etmeyiz
“Bizim arkamızda kimse yoktu. Yalnızdık, Peşmerge bir yandan DAEŞ bir yandan vuruyordu bizi. Yardım verenler bunu bin bir minnetle veriyorlardı. Ama şimdi kimseye minnet etmiyoruz. Devlet de anladı, biz olmasaydık buraları DAEŞ ve Peşmergeden geri alamazlardı.
Biz Türkmenler bugüne kadar petrol gelirlerinden hiç yararlanamadık, ama şimdi petrolü Bağdat’a döndürdük, Bağdat ta bize çok sözler verdi, vaatlerde bulundu.”
Önceki Türk Büyükelçisi Bizimle Dalga Geçiyordu
“Bundan 6-7 ay evvel Başbakan Binali Yıldırım Irak’a geldi. Görüşmek için bizi de davet ettiler. Ben iki şart ileri sürdüm, ilk şartım konuşmaktı, ikinci şartım da takdim edilirken Kerkük Haşdi Şaabi sorumlusu olduğumun söylenmesiydi. O zamanki Türk Büyükelçisi Faruk Kaymakçı beni Başbakan’a takdim ederken alay etti. Ne olursa olsun bizim misafirimizdir diyerek o anda müdahale etmedim, Başbakan’a: Bizim hakkımızı hukukumuzu savunun, Talafer’de 200 kadınımızı kaçırdılar, Beşir’de çok canlarımıza kıydılar dedim. Başbakan çok üzüldü.
Şimdi yeni Büyükelçi Fatih Yıldız geldi. Çok başka bir adam… Anlıyoruz ki, artık siyaset değişti. Ama bu süreçte Türkiye’den daha fazla İran destek oldu bize. Zor zamanında kim yardım etse buna değer verirsin, bunu söylemek zorundayım. Şimdi bizi Şia diye eleştiriyorlar, ben Şii’yim, işte namaz kıldım geldim, sen de kılıyorsun. Biz Altınköprü’ye girdiğimizde halk geldi bizim Türkmen olduğumuzu gördü başımıza toplandı, kardeş gibi kucaklaştık. Biz Sünni bölgeleri için de şehit veriyoruz. Biz kardeşiz.”
Türk Milleti Başka, Türk Devleti Başkadır
“Bakın, Türk milleti devletten başkadır. Devletin politikası ne olursa olsun biz o milletin muhabbetini gördük, biliyoruz, biz onu isteriz. Devletlerin menfaatleri gereği farklı politikaları olur ama millet birdir.
Biz Sünni-Şii ayrımını bir kenara koyduk, hep birlikte ne yapacağımıza bakıyoruz. Şimdi bizim kardaşlarımız Kerkük’ün her yerindedir. Bir Türkmen bir yerde ah dese hemen bizden 150 kişi koşar…
Kürtlere ve Araplara da aynı gözle bakıyoruz. Şimdi bana telefon ettiler, 200 Kürt aile Tuzhurmatu’ya geri gelmek istiyormuş. Dedim ki teminatı benim, dönsünler evlerine, biz onlara da sahip çıkarız… Kimseye zulmetmek istemiyoruz, sadece eşitlik ve adalet istiyoruz.”

