TEK SUÇUMUZ IRAK’IN BİRLİĞİNİ SAVUNMAKTI

    Derler ki, Kerkük küçük bir Irak, Irak küçük bir Ortadoğu’dur…

    Ne kadar doğru bir tanımlama olduğunu Kerkük’te zaman geçirip, çeşitli insanlarla konuştukça anlıyorsunuz. Aynı evin alt ve üst katında başka mezheplerden, aynı çarşının yan yana dükkânlarında başka milletlerden insanlar yan yana yaşar. Türk ile Arap evlenmiştir, Hristiyan ile iş ortaklığı kurulmuş, Kürt ile mesai arkadaşlığı yapılmıştır.

    Mezhep ya da etnik tanımlamaya dayalı toplum demek, hukuk demektir, ama her birinin farklı bir hukuku vardır, eğer ortada bir üst hukuk normu ve onun sahibi olan devlet olmazsa her toplum kendi hukukunu uygular. O zaman da kan akar…

    Kerkük’te Türkmenler Şii de olsalar, Sünni de olsalar kendisinden başkasına karşı mezhepsel ve etnik ayrımcılık yapmıyorlar. Irak Türkmenlerinin çatı kuruluşu olan ITC içinde en üst düzeyden en sıradan görevlere kadar Şii-Sünni birlikte, omuz omuza çalışıyor.

    Kendisi de Şii olan ITC Başkan yardımcısı Haydar Kasaboğlu çok çarpıcı bir o kadar da acı tecrübeler aktardı. Türkmenlerin 1926 yılından beri eziyet gördüğünü, Saddam zamanında Araplaştırılmaya, 2003 sonrasında ise Kürtleştirilmeye çalışıldığını söyledi:

    TuzhurmatuTauk, Kerkük ve Altınköprü’de toplu katliamlara uğradık. Hiçbir Türkmen yüksek makamlarda göreve getirilmezdi. Buna rağmen Irak muhalefeti adı altında batılı güçler tarafından finanse edilen grubun içine katılmadık, Irak’ın bütünlüğünü savunduk, yabancı güçlerle işbirliğin i reddettik. Bu da 2003’ten sonraki en büyük suçumuz oldu. Yani Türkmenler eşitlik istedikleri için Saddam’ın, birlik istedikleri için ABD kontrolündeki Maliki hükümetinin ve Peşmerge’nin hedefi oldular.”

    Kerkük’teki Yöneticilerimizi Öldürdüler

    Peşmerge Kerkük’ün yönetimini bütünüyle ele geçirdikten sonra Kerkük’te az sayıdaki bazı devlet görevlerinde bulunan Türkmenleri birer birer görevden aldı, görevden alamadığını öldürdü ve yerine kendilerinden birini atadı. Çeşitli devlet dairelerinde çalışan Türkmenler % 10 bile değildir.

    Süleymaniye’den kuvvet getirip petrol kuyularına el koydular ve kaçak olarak satmaya başladılar. Bunları yaparken en çok İsrail ve ABD’den destek aldılar, öyle ki Kürt mahallelerinde İsrail bayrağı dalgalanıyordu.

    İlk zamanlar Irak hükümeti bile buna fiili olarak karşı çıkamıyordu, ama Türkmenler bu işlere karşı hep tavır aldı, referanduma da en anlamlı karşı çıkış Türkmenlerden geldi, çünkü Türkmenler Irak’ın bölünmesini istemiyorlar.”

    Peşmerge Asayiş” Grubu Gasp ve Cinayet İşliyordu

    “Türkmenler bu duruşları yüzünden “Peşmerge Asayiş” denilen özel silahlı gücün hedefi oldu. kardeşlerimizi öldürdüler, geceleri evlerimizi soydular, insanları kaçırıp fidye aldılar. Bunlar Hüseyin Sincari’ye bağlı kuvvetlerdi.

    Gözaltına aldıkları adamı aylarca gözleri kapalı bir şekilde hapiste tutar, her türlü işkenceyi yaparlardı.Ama Haşdi Şaabi ile Irak Ordusu geldikten sonra en önce onlar kaçtı…”


    Alman ve ABD Silahlarıyla Bizi Vuruyorlar

    Peşmerge’nin sonradan yaptırdığı mahalleler Türkmenlere bırakılmalı, çünkü oralar bizim yerlerimizdi.

    Biz bu süreçte en büyük yardımı Türkiye’den bekliyoruz. Kürtlere ABD, İngiltere, Almanya, İsrail ve daha birçok devlet yardım ederken öz kardaşlarımız niye bize sahip çıkmasın? Bizim iki gözümüz varsa sağ gözümüz Türkiye, sol gözümüz Azerbaycan… Bizim Türkiye’den başka kimsemiz yok, Türkiye’nin burada kendisini daha fazla göstermesini bekliyoruz. Ama Irak bizim devletimizdir. Irak’ın bölünmesini asla istemiyoruz.

    Türkiye çeşitli insani yardımlarda bulundu, yiyecek, giyecek ve ilaç gönderdi, ama biz burada bir konsolosluk, bir kültür merkezi açılmasını istiyoruz… Irak hükümeti şu anda gerektiği gibi yardım etmiyor, yaralılarımızı Türkiye’ye gönderdik…

    Bakın şu anda Altınköprü’de PKK’lılar ellerindeki Alman ve Amerikan silahlarıyla Türkmenlere saldırıyorlar, 300’den fazla aile şu anda Altınköprü’den kaçıyor, buraya geliyor. Bize Türkiye’den başka kim yardım edecek. Peşmerge ve PKK’ya, DAEŞ ile savaşma bahanesiyle verilen silahlar aslında bize karşı kullanılıyor.”

    Peşmerge Geri Gelmesin

    “Irak İçişleri Bakanı buraya geldiğinde durumu anlamak için çeşitli sorular sordu. Biz de cevapladık, ona ordunun burada kalması için ısrarcı olduk, ama şunu açıkça ve ısrarla söyledik: Peşmergenin bir daha buraya gelmesini istemiyoruz, bu bizim kırmızı çizgimiz.

    İçişleri bakanına güvenliğin eşit olması konusunda taleplerimizi ilettik, polis gücünde her yirmi kişiden sadece ikisi Türkmen, bu kabul edilemez. Buralarda her gruba aynı oranda (%32’lik) memuriyet verilmelidir. Güvenlik konusu dışında henüz konuşmadık…

    Bunları Irak hükümeti ile görüşeceğiz, şu ana kadar Kerkük’te Arap vali oldu, Kürt vali oldu sadece bir Türkmen vali olmadı. Bunu özellikle anlattık, bundan sonra bir de Türkmen vali olmalı.”


    Komşu Ülkelerin Birleşmesi PKK’yı Bitirdi

    “Burada Peşmerge ile birlikte çok sayıda PKK teröristleri de vardı. Bölge ülkelerinin birleşmesiyle onlar da buradan kaçtı. Daha önceki Vali zamanında (Necmettin Kerimi) buraya gelen çok sayıda PKK’lı bölge ülkelerinin birleşmesi sayesinde ölülerini bile arkada bırakarak kaçtı.

    Bakın ben Şii’yim size kılavuzluk yapan Mehmet Eyat Sünni, bizim aramızda böyle bir ayrım yoktur. Biz sadece Irak’ta değil bütün bölgede bu birliği istiyoruz. Sizden tek ricamız sesimizi dünyaya duyurmanızdır. Kürtlerin silahlı gücü var bizim yok.”

     

    Oktay Yıldırım

    2 Kasım 2017’de Aydınlık gazetesinde yayımlanmıştır.

     

     

     

    About Author

    Oktay Yildirim

    Yorum yap

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir