İsrail Başbakanı David Ben Gurion, günlüğüne: “Tarihi günlerden geçiyoruz” yazdığında, tarih 19 Temmuz 1958’di. Çünkü ilk kez bir Türk Başbakanı’ndan görüşme talebi gelmişti. En önemli gündem maddesi İsrail tarafından eğitilip silahlandırılan ve bölgede istikrarsızlık yaratmak için kullanılan Barzani Peşmergeleri’ydi… Yeşilköy havaalanında düzenlenen bir gizli servis operasyonuyla gizli saklı gerçekleşen görüşmenin sonucu MOSSAD-MİT işbirliğiyle sonuçlanmıştı…


    14 TEMMUZ TERTİBİ

    Krallık devrilip, Irak Cumhuriyeti kurulalı henüz bir yıl olmuştu. Yıldönümü kutlamaları vardı. 14 Temmuz 1959 günü Kerkük Türkleri geleneksel kıyafetlerini giymiş, kutlama için toplanmışlardı. Birkaç ay önce Süleymaniye’ye giden Barzani’nin (Molla Mustafa) yarattığı provokasyon neredeyse unutulmuştu. Fakat bir yıl öncesinden hazırlanan bir planın işlediğinden habersizlerdi. İsrail destekli KDP Peşmergelerinin yürüyüş kortejindeyken Türkmen kahvehanelerine ateş etmesiyle başlayan Kerkük katliamı tam üç gün sürdü.
    O üç gün boyunca akla hayale gelmeyecek vahşet sergilendi. Türkmenlerin evleri basılıp yakıldı, elektrik direklerine asıldılar, diri diri gömülenler, boğazı kesilip etleri hayvanların önüne atılanlar, araçlara bağlanıp sürüklenenler vardı. Birçok görgü tanığı Celal Talabani’nin elinde silahla Kerkük sokaklarında dolaştığını naklediyordu. Cumhuriyetle birlikte geçici anayasaya Kürt kimliğini koyan Başbakan Abdülkerim Kasım bile bu vahşet karşısında isyan ediyordu, yaptığı basın toplantısında, “Dünyanın en alçakça işlenmiş cinayetleri Türklere karşı işlenmiştir” diyerek katliamın fotoğraflarını gösteriyor ve olayın bir karşılıklı çatışma olduğunu iddia edenlere soruyordu: “Bana, karşı taraftan ölen bir kişi gösterebilir misiniz?” Yoktu… Ölü bedenlerin hepsi de Türkmendi…
    Kerkük topraklarına akan Türkmen kanı henüz kurumamışken TBMM’de Adnan Menderes iktidarının dayatmasıyla ara seçimlerin ertelenmesi tartışılıyor, toplum kutuplaştırılıyordu.

    İSRAİL-BARZANİ İŞBİRLİĞİ

    Tarih, 1-2 Mart 1969 gecesi… Kerkük petrol rafinerisine, İsrailli komandolar tarafından yönetilen Barzani’ye bağlı özel eğitimli bir grup tarafından çok ağır bir saldırı düzenlendi, rafineri yakıldı. İsrail Savunma Bakanlığı ve Barzani’nin ortak eylemi için ağır silah ve patlayıcılar İsrail tarafından önceden bölgeye gönderilmişti. (Peşmergelerin lideri Sami Abdurrahman yıllar sonra Irak hükümetinde bakan olduğu sırada bile Irak’ın milli sırlarını İsrail’e veriyordu, ta ki 2004 Şubatında Erbil’deki KDP karargâhına yapılan intihar saldırısında ölünceye kadar.)
    Aynı günlerde Demirel iktidarındaki Türkiye, 6. Filo ziyaretine gösterilen tepkilerle çalkalanıyor, ABD-İsrail karşıtlığı almış başını gidiyordu. Türkiye solu arasında, Filistin’de İsrail’e karşı verilen mücadeleyi desteklemek bir itibar nedeni sayılıyordu. Yine aynı günlerde Cemal Tural görevden alınıyor, yerine Türk solunu bitiren 1971 muhtırasını verecek olan Memduh Tağmaç geliyordu.

    BARZANİSTAN’IN TEMELİ

    Tarih, 17 Mart 1991. Kerkük’ü işgal eden Talabani ve Barzani Peşmergelerinin ilk hedefi tapu ve nüfus daireleriydi. Bölgedeki Türk izlerinin bütün tarihini yok ediyorlardı. Irak’ın Kuveyt’i işgalinden sonra bölgeye gelen ABD ordusunun en yakın müttefiki Barzani ve Talabani idi. Irak Ordusu hızla toparlanıp Kerkük’e yürüyünce Türkmenler bu kez de kuzeye kaçan Kürt gruplar ve Irak ordusu arasında kalmıştı. Kürtler kendilerine destek vermemekle, Irak Ordusu da isyana katılmakla suçlayarak Türkmenleri katletmişlerdi. Savaştan kaçan binlerce insan Türkiye sınırına yığılmıştı.
    Saddam isyancı grupların üzerine yürürken, Barzani ve Talabani’ye ilk yardım 7 Nisan 1991’de, (bugünkü “başkanlık sistemi modelinin ilk sahibi) Özal’dan gelmişti. Mülteciler için Irak’ın kuzeyinde güvenli bölge oluşturma önerisine İngiltere ve ABD hemen atlamış ve BM kararıyla Barzanistan’ın temelleri atılmıştı.

    TAPU DAİRELERİNE SALDIRI

    2003 yılında Türk askerlerinin başına Amerikalılar tarafından çuval geçirildikten sonra Kerkük tekrar ABD-İsrail destekli Barzani Peşmergelerinin işgaline uğradığında, ilk hedef yine tapu ve nüfus daireleriydi. Bu kez yerleşimciler de getirerek demografik yapıyı kökten değiştirdiler.
    “IŞİD gelecek” bahanesiyle Barzani’nin Kerkük’ü işgal etmesinden hemen sonra, İsrail’in 2016 sonunda “bağımsız bir Kürdistan’ı destekleriz” açıklamasının ardından, AKP hükümeti Barzani’ye devlet başkanlığı protokolü uygulayarak, paçavralarını Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığına astı. Birkaç gün sonra da aynı paçavra Kerkük’e çekildi. Artık Kerkük İl Meclisi’nde Türk sesi duyulmuyordu ve sırada Barzanistan’a bağlanması vardı.
    Kendisini Menderes ve Özal’ın devamı sayan Tayyip Erdoğan, başkan olmak için çabalarken en büyük yandaşı Barzani ve “milliyetçi” adını kullanan partinin yöneticileri oldu… Ee kendisi de gidip Alpaslan Türkeş’in mezarına su döktü…
    Hepimizin bildiği bir Kerkük hoyratı şöyle avazlanır: “Yıktılar galamızı / Sürdüler balamızı / Daha can boğazdayken / Verdiler salamızı…”
    Demem o ki, mesele ne Suriye, ne de başkanlık. Eğer bu referandumdan “evet” çıkarsa suyu memleketin mezarına dökmek istiyorlar…
    Ama… Hesaba katmadıkları bir Türk Milleti var…

    12 Nisan 2017’de Aydınlık gazetesinde yayımlanmıştır.

    About Author

    Oktay Yildirim

    Yorum yap

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir