İsyanı bilmeyen, ruhunda taşımayan adam milliyetçi değildir.
Hangi birini anlatayım? 1908 devrimcilerini mi, 1919 fedailerini mi, daha geriye gidip Kürşad’ı mı? Şu anda MHP saflarındaki vicdanlı vatanseverlerin çoğunun oğlunun adıdır Kürşad, ama nerede o isyancı, bağımsızlıkçı ruhu Kürşad’ın?
Türk tarihinin ilk esaretiydi. Tam 50 yıl sürmüştü. Kara Kağan’ın ihanete varan beceriksizlikleri yüzünden Türk illeri Çin boyunduruğuna girmişti. İsyandan başka çare yoktu. En öndekilerden, soylulardan, 40 fedai Çin sarayından hükümdarı kaçıracaktı. “Onlar çok biz azız” demediler, “ya başaramazsak” demediler…
O gece saraydan Vey ırmağına uzanan yolda, bağımsızlık uğruna can veren 40 fedai idiler. Yüzlerce muhafıza karşı 40 kişi… O isyandır Türkleri kurtuluşa götüren.
Tam 48 yıl oldu Türk milliyetçileri o isyan ruhunu terk edeli. 1969 Adana kongresinden bu yana… Kürşad’ın nasıl isyan ettiğini anlatan Hüseyin Nihallerin dışarı atıldığı o günden bu yana… Açılış konuşmasında “yeni bir ahlak ve yeni bir iktisat anlayışının” ilan edildiği, NATO’nun övülerek göklere çıkarıldığı o kongreden bu yana…
İşte bugün, Türk milletinin can düşmanı etnik terörü kara gücü ilan eden, hudutlarımızda bir terör devleti kurmak isteyen, NATO, o NATO’dur… Bugün Milliyetçilik iddiasında olanlar, NATO ve ABD kaynaklı teröre karşı Türk milletini paramparça edecek, elsiz ayaksız bırakacak başkanlık sistemini savunmaktadır.
Ve ben bugün o milliyetçilerin arasında Kürşad’ın ruhunu taşıyan vicdanlı vatanseverlere sesleniyorum, onlara güveniyorum, onların bu teslimiyete birer Kürşad gibi isyan edeceklerine inanmak istiyorum. Bu kez Vey ırmağının kenarında ölmeye de gerek yok, başkanlık dayatmasına hayır deyin yeter. Bu emperyalizme verilen bir ders olur.
GÜVENSİZ BÖLGE
Fırat Kalkanı’na ABD’nin cevabı “soylu mızrak” harekâtıydı. İşe yaramadı. Yeni hamlesi Suriye’de güvenli bölge… Bu, ABD’nin kuyruğu dik tutma hamlesi. Tıpkı Barzanistan gibi bir Salih Müslimistan kurma çabasında, ama çare mi?
Suriye’deki bütün Amerikan üsleri PYD bölgesinde (Ramilan havaalanı, El-Mebruke, Ayn Asi, Harab Aşk, Tel Bider, Tel Ebyez, Menbiç) Ve şimdi de Haseke yakınlarındaki Til Beder üssünü büyütüyor.
Bu hesabı boşa çıkarmak için Fırat Kalkanı harekâtının özel kuvvet harekâtı çerçevesinden çıkarılıp, kara-hava müşterek süpürme harekâtına dönüştürülerek hızla Menbiç’in güneyine kadar inmesi gerekiyor. Bunun için de Suriye ile kuvvetli işbirliğinden başka çare yok.
ABD’nin güvenli bölge planı sürdürülebilir değil, ama yükün daha da ağırlaşmaması için Türkiye de elini çabuk tutmalı…
SOYKIRIM FRANSASI
Fransa, artık bildiğimiz Fransa değildi. Fransız devriminin “eşitlik, özgürlük, kardeşlik” ilkelerini Nazilerin etkisiyle, “İş, aile vatan” şeklinde değiştirmişlerdi.
Asırlardır birlikte yaşadıkları Yahudileri kendi elleriyle toplayıp, Nazilerin ölüm kamplarına gönderiyor, Yahudi işletmelerinin mal varlıklarına el koyuyor, Nazi endüstrisi Yahudi köle işçiler topluyorlardı.
Buna sadece bir Türk direniyordu…
O yıllarda Paris Büyükelçisi olan milli mücadele kahramanı Behiç Erkin, sadece Türk vatandaşı olanları değil, üç dört kelime Türkçe öğrenen bütün Yahudileri vatandaşlık ilmühaberi vererek ve müthiş bir diplomatik mücadele ile bu soykırımdan kurtarmaya çalışıyordu. O sırada ABD büyükelçiliği kendi Dışişlerine, Fransa’da Yahudilere yapılan işlemlerin hukuka aykırı olmadığını bildiriyordu. Yaklaşık 20 bin Yahudi’yi bu yolla kurtaran Türk, bir gün kendisine “Nazilerden korkmuyor musunuz” diye soran Fransa Hükümet Başkanına, “ben hiç teslim olmamış bir milletin evladıyım” demişti.
Savaş bittiğinde Almanlarla birlikte bu ağır günahın ortağıydılar. Ve “Ermeni soykırımı” diye bir suç uydurup, “bakın başkaları da yaptı” dercesine Türk milletine yüklemeye çalışmaları da kim bilir belki de içlerindeki ulusal suçluluk duygusunun dışa vurumuydu.
Ama bu kez de başka Türklerle karşılaştılar… Doğu Perinçek önderliğindeki Talat paşa komitesi… AİHM’de neredeyse bütün dünya ile mücadele ederek aldıkları “1915 olayları soykırım olarak nitelenemez, Ermeni soykırımı yoktur demek suç sayılamaz” kararı Türk milletinin teslim olmayacağını bir kez daha gösterdi.
Parlamentoların yobaz bir inatla çıkardıkları kararlar, anayasa mahkemelerinden birer birer dönüyor.
ORTADOĞU
1974 yılında Türkeş’in yarı resmi yayın organı olarak yayına başladı. Hiç merak ettiniz mi, milliyetçi bir gazete neden Ortadoğu adını alır? Yayın organlarının isimleri semboldür. Yeni Hayat dergisi, adını Ziya Gökalp’in Yeni Hayat fikrinden alır. Yeniçağ da milliyetçi bir gazete ve o da aynı çağrışımı yapar. Hüseyin Nihal Atsız, Ötügen, Orkun gibi dergilerde yazdı. Ya Ortadoğu?
O yıllarda Türkçülerle ülkücüler arasında derin bir ayrışma vardı. NATO’nun SSCB’ye karşı yeşil kuşak örmeye başladığı, Yeni MHP’nin de NATO övgüsünü doruğa çıkardığı yıllardı. Ortadoğu ismi Türklükle değil, ABD planlarıyla ilgiliydi. Adana kongresinde koca Atsız’a “biz Osmanlıyız” diye bağıran Hüseyin Üzmez’di. Türkçüler ülkücü ve Osmanlıcı yapılıyor, uymayanlar tasfiye ediliyor, kimi de öldürülüyordu.
Atsız ise öldüğünde cenazesine bile gelmeyecek olan Türkeş’i, Ötügen dergisinde şeriatçılığa kaymakla” suçluyordu.
Gazetenin ABD ve NATO’ya bakışı bugün bile pek değişmedi… Başkanlık sistemine kim karşıysa, ona ağız dolusu hakaret eden yazarları var.
Trump’ın güvenli bölge girişimini sevinçle karşılamış, “aynısını MHP de istemişti” diye manşetten haber yapmış, altına da “Rusya özerk Kürdistan istiyor” haberini koyuvermişti kocaman puntolarla (27 Ocak 2017). Yani, aman Türkiye ABD cephesinden kopup, Avrasya’ya yaklaşmasın kaygısı hemen görülüyordu.
Ortadoğu 70’lerden beri ABD’nin oyun alanı. Oyun bitiyor, oyuncaklar ne olacak? Bütün mesele bu…
SİYASET KURALLARI
Kural 1: Çok sıkışmadıkça kimseye, “hayır” deme, “tabii ki, hallederiz”, “elbette, hiç merak etmeyin siz” gibi sözleri derhal söyledikten sonra hiçbir şey yapma.
Kural 2: “Herkesten üç kişilik iş iste, ama üç kişilik iş yapmış gibi konuş, yaptığın en sıradan bir şeyi bile savaşta cephe kazanmış gibi anlat.
Kural 3: Çok çalışan, ilkeli adamları hemen tasfiye et. Eğer solcuysan “çok sekter bir arkadaş”, sağcıysan “çok uyumsuz abi, hemen sivrilik yapıyor” diye kulp tak… Kısa süre sonra şaşırarak göreceksin, yaptığı işlerin, fedakârlıkların önüne geçmiş bu imaj…
Kural 4: İdeolojik uyuşmazlıklarını asla belli etme. Asker ocağındaki beceriksiz komutanların yöntemidir, verecek cevap bulamayınca, “botun niye boyasız” diye ceza verirler. Aynısını yapmalısın, ceza veremiyorsan olanaklarının kısıtlanması, yaptığı işin engellenmesi için çaba harca.
Kural 5: Lider övgüsü yap… Hepsine işlemez, ama yükselmeni sağlamasa bile, düşmeni engeller…
Ben bunları yazınca ders olur mu bilmem, ama bütün bunları yapınca iyi siyasetçi olursun.
Memleket bu tip siyasetçiler yüzünden bu hale geldi. Ama ne yapacaksın memleketi canım, amaç siyaset yapmak değil mi? Memleketsiz siyaset… Öğrenmenin yaşı yok, her gün yeni bir şey…
29 Ocak 2017’de Aydınlık gazetesinde yayımlanmıştır.




