HAFTANIN TERÖRÜ
Zirve yayınevi davasında kurbanları elleriyle doğrayan katiller salıverildi. Ama hem tanık hem gizli tanık olan ve insan mantığının almayacağı şekilde ifadeler veren bir zavallının iddiaları yüzünden E. Org Hurşit Tolon hala hapiste…
HAFTANIN YAĞ REKORTMENİ
“Ben gazetecilik iddiasında değilim, hiç olmadım. Ben rengi, kimliği, ideolojisi herkesçe malum olan bir yazarım. Ülkemin hayat memat meselesinde objektif davranmayı, tarafsız kalmayı, kavgadan geri durmayı doğru bulmadığım, ‘Biz Tayyipçiler’ gibi yazılarımda Tayyipçiliğimi ilan ettiğim herkesçe malum…” (Hakan Albayrak, Star, 22 Mart)
HAFTANIN YARGILAMASI
Çok kolay… Öyle iddianameye duruşmaya filan gerek yok. İşi Fetullah Gülen’e bırakıyorsunuz, o da şöyle diyor: “Eğer biz çeteysek, örgütsek Allah benim belamı versin. Değilsem, Allah senin belanı versin…” (F.Gülen, 19 Mart, STV)
Peki, şimdiye kadar cansiperane savunduğunuz Ergenekon örgütünün kumpas olduğunu söylüyorsunuz. Cemaat AKP’yi, AKP Cemaat’i kumpasçılıkla suçluyor. Bu durumda Allah kimin belasını verecek?
NAZLI ILICAK GÖREV BAŞINDA
Hep aynı şeyi yaptı Nazlı ılıcak. Önce bütün iddiaları kanıtlanmış gerçeklermiş gibi yazıp arkasından da “bunları yargı çözecek” diye ekledi. Ergenekon’da böyle yaptı, yine aynı şeyi yapıyor. Bu sefer hedefi İran: “İran’la ilişkili casusluk hikâyelerini ciddiye almayanlar çıkabilir ama unutmayalım ki, bakanları ve bakan çocuklarını bozan Rıza Sarraf da İranlı.” (20 Mart, Bugün) Amerika kime düşman olsa Ilıcak’ın kalemi ona batıyor…
HAFTANIN KORKUSU
Her mitingden önce ortada ne kadar TGB üyesi varsa gözaltına alıyorlar. Ki, başlarına bir sürpriz gelmesin. Başbakan gelmeden önce binlerce koruması önlemler alıyor. Kiş cesur başbakanımızın imajı zarar görmesin. En son Bursa’daki miting alanında bir koku peydahlandı. Doğalgaz, moğalgaz kardeşim, kaynağını bulamadılar. Derken işin içine polis girdi. Şimdi kokuyu araştırıyorlar. Bir adım sonra miting meydanını dolduran vatandaşları kameralardan tesit edip, o gün ne yemek yediklerini sorarlar mı, onu bekliyorum…
HATANIN KEHANETİ
“Putin’in politikasına güven olmaz.” (Güneş, 20 Mart 2014)Bu muazzam politik öngörüyü Medyum Memiş yaptı. Evlerde toplu beddua seanslarının yapıldığı, hoca efendilerin paralel devletler kurduğu bir ülkede buna şaşırmamak gerek…
DOĞRU SÖZE NE DENİR
Dört gündür hastanedeydim. Ve gündemi gerektiği gibi takip edemediğim için yakınıyordum. “Hafta sonu olunca ne göndereceğim gazeteye, bilgisayarın kapağını bile açamadım” diye söyleniyordum. Eşim… Durdu durdu ve şöyle dedi: “Sen yedi yıldır bu evin kapısını da açamadın.”
HAFTANIN KUYRUKLU YALANI
Engin Ardıç, kendisini Refik Halit ile özdeşleştirir. Onur intiharı eden kahraman askerlere bile dil uzatmaktan çekinmedi. Şimdi de komik bir yalanla İşçi Partisi’ne saldırıyor: “Bilindiği gibi, İP iktidara gelince bankalardaki döviz hesaplarına el koyacak, kendi yöneticileri söylediler. Bankada döviz, yani pis emperyalist parası bulunduran solcularımıza oh olsun!” (Sabah, 21 Mart).
HAFTANIN TEHDİDİ
“Şimdi bazı dostlar eleştiriyor; “Cemaat CHP ile MHP ile ittifak yaptı, bu Hizmet insanlarına yakışır mı?” diyorlar. Çok rica ederim, can evinden vurulan, kendilerinden oy istenmediği yüzlerine, hem de meydanlarda her gün en ağır hakaretlerle söylenip istiskal edilen bu insanlara, gelin siz bir şey söyleyin de ikna edin… Ben de ne söyleyeceğinizi merak ediyorum. Yani şöyle mi diyeceksiniz, “her ne kadar AK Parti sizden oy istemiyorsa da, siz yine de oy verin…” Ya onlar döner de size, “ama Sayın Başbakan, ‘seçimlerden sonra sizi bitireceğiz’ diyor. Oy verelim de, işimizi çabuk mu bitirsin?” diye cevap verirlerse, hâlâ ikna edici bir lafınız olacak mı?…” (Hüseyin Gülerce, Zaman, 21 Mart 2014)
HAFTANIN BULUŞU
Devrim yaratacak bir buluş… “Erzurum’da, “Dadaş Mucit” olarak tanınan ve kendi atölyesinde çeşitli çalışmalar yapan Ebubekir Taşbaşı, cep telefonu bataryası ve dizüstü bilgisayar fanı kullanarak yaptığı klimalı şapkayı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a hediye edeceğini söyledi…” (Yeni Akit, 21 Mart 2014).
Demek, kafanın harareti o noktaya geldi… Ne zeki adamlar bunlar… Şaşırıyor insan vesselam…
Oktay Yıldırım
23 Mart 2014, Aydınlık-Satır Arasında Kalanlar sayfasında yayımlanmıştır.
