HAFTANIN İTİRAFI
Ergenekon soruşturmalarının arkasındaki en önemli ve en tartışmalı isimlerden biri… Ali Fuat Yılmazer konuşuyor: “Başbakan’la 2008-2009 yıllarında ilk planda her hafta görüşüldü. İstanbul’a her gelişte emniyetle yaptığı görüşme kameralara yansıdı. 30-40’tan az olması mümkün değildir. Başbakan, o dönem “Ben bu soruşturmanın savcısıyım” demişti.
(…) Ne yaptıysam, birinci dereceden sorumlu olduğum Başbakan’ın bilgisi ve talimatları ile yaptım.” (Zaman, 23 Mart)
HAFTANIN FETVASI
Artık onu yakından tanıyorsunuz. Adı, Hayrettin Karaman. AKP hükümetinin icraatları için fetva makamı. Twitter da yasaklandığına göre hoca hazretleri bir fetva buyuracak ki, yapılan işin ne kadar doğru olduğu biz günahkar faniler tarafından da anlaşılsın. Konu günah işleme özgürlüğü. Hocaya göre, “kişi evinde ya da kimsenin görmediği bir yerde günah işleyebilir, ama bu günahları insanların görebileceği bir yerde işlerse Müminlere düşen vazife ona, imkanları ölçüsünde ve islaha en uygun biçimde müdahale etmektir.” (Yeni Şafak, 23 Mart)
Alparslan Arslan da Danıştay cinayetini işlemeye gitmeden önce tam olarak böyle düşünüyordu. Danıştay hakimleri ona ve şeyhine göre Allah’a karşı gelmişlerdi. O da imkanları ölçüsünde müdahale ederek islah etmeye çalıştı. İmkanları: 3 bomba, 2 Glock bir de Browning marka tabanca, bir araba ve suç ortaklarından oluşuyordu.
HAFTANIN YAĞ REKORTMENİ
“Başbakan dua ediyor ve 2 milyon insan birden “Amin” diyor. Bu millet Recep Tayyip Erdoğan etrafında çok sıkı kenetlenmiş. Zaten bunu biliyorduk. Bu mitingde daha da gördük. Çok ciddi bir inanç ve sahiplenme var.” (Rasim Ozan Kütahyalı, Sabah, 24 Mart)
HAFTANIN YOLCULARI
Onlar Ergenekon ve Balyoz hakimleri…HSYK, 271 hakimle birlikte onların da görev yerlerini değiştirdi. Artık çevrelerinde onlarca araçtan oluşan koruma konvoyları, karşılarında yüzlerce sanığın oturduğu mahkeme salonları, ellerinin atında istedikleri gibi uygulayabilecekleri kanunlar olmayacak. Cübbelerini yanlarında gütürüp götürmeyecekleri ise bilinmiyor…
HAFTANIN EN TERBİYELİSİ
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran’a sesleniyor. Şöyle: “Kursağınızda ne varsa kusmazsanız namertsiniz.” (Yeni Akit, 24 Mart 2014)
AKP ileri gelenlerinin daha önceki “Şerefsiz,alçak, hayırlı cimalar, şeyini şey ettiğimin şeyi, cibiliyetsiz, soysuz” benzeri açıklamalarının yanında, “kursak, kusmuk” gibi sözlerin düzeyi alkışlanacak kadar yüksek. Hele Nagehan Alçı’nın canlı yayında ağzından çıkan “mastürbasyon” meselesinden sonra… Ne diyelim, pek yakışıyor…
HAFTANIN ZEKA KÜPÜ
Yeni Akit yazarı Ali Karahasanoğlu: “Fenerbahçelilerin buluşmasına, GS’liler, BJK’lılar da katılınca.. Veli Küçük başkanlığında, İşçi Partisi-MHP buluşması aklıma geldi.. Böyle zıt gruplar, suni dostluklarla yanyana geldiğinde.. Ben hemen genel tespitimi hatırlarım:“Arkasında mutlaka derin operasyon vardır!” (24 Mart).
Aha da budur işte… Bu kafaya göre ne vakit rüzgar esse bileceğiz ki, şeytan yelleniyor… Öyle değil mi? Şu muhakeme yeteneğine bak… Rabbim cümlemizi bu kafadan emin eylesin hafız…
HAFTANIN DEMOKRASİ ABİDESİ
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, yıllarca, Tayyip Erdoğan’ı “benim valim, benim belediye başkanım” dediği için eleştirdi. Şimdi meydanlarda kendisi var. Kırıkkale mitinginde belediye başkanını tanıtmak için kürsüye çağırıyor: “Başkan gel bakalım…” Halka, sorduktan sonra da mikrofonu başkana uzatıyor: “Başkan al bakalım…” (24 Mart )
BU SEZONUN KÜSKÜNLERİ
Star Medya Grup Başkanı Mustafa Karaalioğlu 24 TV’de yayınlanan Günün Manşeti’nde, AKP ile ilgili ses kayıtlarını düzenli olarak köşesinde yayınlayan Hasan Cemal için şöyle dedi: “Hasan Cemal medya tarihinde utançla anılacak…” (24 Mart)
Demek, Ergenekon yoldaşlığı da buraya kadarmış.
ALLLAH’IN SOPASI DEDİĞİN BUDUR İŞTE
Star gazetesi yazarı Taha Özhan, Cemaat yayın organlarının gazetecilik anlayışlarından şikayetçi:
“Gülen Grubu’nun sihirli terkibi ‘iddia edildi’. Neredeyse bu terkip olmadan cümle kuramıyorlar. En azından medya dilini son altı yıldır bu terkip oluşturuyor. ‘İddia edildi’ terkibi Gülen Grubu’na sadece ucuz bir hukuki uyanıklıkla koruma sağladığı için dillerine pelesenk olmuş değil. İddia makamında konumlanmak, Gülen Grubu’nun bütün politik teolojisine tam anlamıyla uyumlu bir durum.” (25 Mart 2014)
Unutmuş ya da işi pişkinliğe vuruyor. Ergenekon davasıyla ilgili bütün o faili meçhul cümlelerle biten haberlerin ana kaynaklarından biriydi Star gazetesi… Hepsi de “iddia edildi” ya da benzerleriyle biterdi. Yaptıkları haberler yüzünden insanlar intihar etti, yuvalar yıkıldı. Ama… Kanundur, hiç bir silah sahibine sadık kalmıyor.
HAFTANIN RÜYASI
Star gazetesinden Fadime Özkan’ın rüyası bu… AKP’nin yerel seçimlerde alacağını umduğu başlığına taşımış: “Yüzde 50+1geliyor…” (26 Mart)
Fakat, malum mu oldu, istiareye mi yattı, orasını söylemiyor…
HAFTANIN MASALI
Kastamonu mitinginde Başbakan anlatıyor: “Oslo’da yapılan görüşmeleri yine bu Pensilvanya vasıtasıyla kamuoyuna sızdırdılar. Montajlayarak sızdırdılar, yalan yanlış, çözüm sürecinde çok önemli, görev alan MİT Müsteşarımızı 7 Şubat’ta 2012’de göz altına almak istediler. Bu Bahçeli ne dedi; ‘sen İmrali’ya ne söz verdin’dedi. Bahçeli benim adım Tayip Erdoğan, ben hayatım boyunca bu vatanımı, bu milletimi kimseye satmadım, onun hesabını siz verin.” (Yeniçağ, 26 Mart)
HAFTANIN SORUSU
Başbakan’a ait olduğu iddia edilen bir telefon kaydında… Soruyor bizimkisi: “Ev içi çekim yapabiliyor musunuz?” (Aydınlık, 27 Mart).
Bu ne merakmış arkadaş… Kaydet, kaydet doymadı adam…
HAFTANIN EN TUHAF AÇIKLAMASI
Karl Clausewitz, “Savaş siyasetin silahlarla icrasıdır”demişti. Kanundur, böyledir. Gündemdeki yansıması ise Suriye uçağının düşürülmesi. AKP sıkıştı, ABD sıkıştı. Suriye uçağının vurulması ve Süleyman Şah Türbesine CIA kontrolündeki IŞİD militanlarının olası saldırısı bahane edilerek Suriye ile bir gerginliğin başlatılması bu sıkışık durumun çıkış yolu. Bu da çaresizliğin kanunu. Peki, Genelkurmay Başkanlığı Türk jetlerinin düşürdüğü uçakla ilgili ne açıklama yaptı: “TSK’yı siyasi konuların içine çekmeyin…” (Vatan, 27 Mart 2014).
Üstüne bir de Suriye’ye savaş açma görüşmelerinin sızması… İçine çekilecek siyasi konu mu kalmış?
HAFTANIN SAFI
Eski AP Milletvekili Ozan Ceyhun, “Dışişleri Bakanlığı’nın dinlenmesinin sadece Türkiye’ye değil NATO’ya karşı bir ihanet ve casusluk olduğunu” söyledi. (Sabah, 29 Mart 2014).
Şu soru aklına bir türlü gelemiyor: “Ya bu operasyonları yapan bizzat NATO’nun kendisiyse?” Saflıktan mı?
HAFTANIN KAYBI
Devlettir… Sadece haftanın değil, bütün bir AKP iktidarı döneminin kaybıdır devlet. Devletin başındaki yöneticiler, sırf içine düştükleri siyasi çıkmazdan kurtulmak için, komşumuz Suriye ile savaş çıkarmanın planlarını yapıyorlar. Kendi topraklarımızı bombalatıp, komşu devletin üzerine yıkmanın ve bunu bir savaş nedeni saymanın planlarını kuruyorlar. Onlar bunu en emniyetli, en gizli zannettikleri odalarından yaparken, başka bir güç onları dinleyip ses kayıtlarını yayınlayabiliyor…
Devlet dediğiniz nedir? Tertip planları kurulan bir gizli mahfil mi? En gizli odalarının bile dinlenebildiği bir yol geçen hanı mı? Bu hale düşürülmüş devlet, devlet midir?
Kayıptır… Koca Türk devleti, vasatın iktidarında kaybedilmiştir…
Oktay Yıldırım
30 Mart 2014, Aydınlık-Satır Arasında Kalanlar
