HAFTANIN MİDE BULANTISI
“İnsanları hedef gösteren, haksız yere suçlayan, kişisel verilerini ortaya döken haberler yapmanın TCK’na, hukuka ve ahlaka aykırı olduğunu” 3’ncü sayfasında yazıyor.
Haberdeki mağdur ise Zekeriya Öz… Aynı sayfada “Ergenekonu savunanları Gladyo’nun avukatı” olmakla suçluyor…
Bir sayfa çeviriyorsunuz, yolsuzluk soruşturmasını başlatan gizli ihbar mektubunu yayınlamış…
Birkaç sayfa daha çevirince Cemaat’e yapılan suçlamaların ne kadar haksız ve mantık dışı olduğu, neredeyse Hz. İsa’nın öldürülmesinin bile Cemaat’e mal edileceği yazıyor (12 Ocak 2014)…
Hangisi doğru? İnsanları kesin kanıtlar olmadan suçlamamak mı? Yoksa işine gelmeyince hukuk abidesi kesilmek mi?
Sarsıntıdan insanın midesi bulanıyor.
HAFTANIN “GAZETECİ” TİPİ: AHMET HAKAN
Ahmet Hakan, “Veli Küçük: Kendisi hapiste, fikirleri iktidarda” başlığını attı.
Altına da Veli Küçük’ün fikirleri diye, bazı AKP’li ve yandaşlara ait faili meçhulleri öven, cinayet, derin devlet temalı mesajları sıraladı. Böylece Veli Küçük’ü faili meçhullerle ilişkilendirmeye çalıştı (12 Ocak 2014). Tam da yeniden yargılama tartışmalarının üzerine… Maksatlı… Art niyetli…
Veli Küçük’ün yargılandığı iddianamede bir tek faili meçhul suçlaması yok. Buna rağmen bu iddiaların araştırılmasını bizzat kendisi istedi. Araştırıldı. Veli Küçük’ün hiçbir görev yerinde bir tek siyasi cinayet ya da faili meçhul bulunamadı. Ahmet Hakan bunları bilmiyor mu?
Avukatını programa çıkarıp açıkça sormak yerine bu şekilde çamur sıçratıp kaçmayı tercih ediyor. Ama aynı Ahmet Hakan sadece iki gün sonra (14 Ocak’ta) AKP sözcüsü Hüseyin Çelik’in Zekeriya Öz ve diğer savcılarla ilgili iddiası üzerine şöyle diyordu: “Hüseyin Çelik bunu kanıtlamalı ya da ‘ben komplocuyum’ demelidir…”
Ahmet Hakan işte… O’nun yöntemi bu…
HAFTANIN PENGUENLERİ
“Sansüre Karşı…” Bu, CNN’de 11 Ocak akşamı yayınlanan Aykırı Sorular programının konu başlığıydı. İnternet yayınlarının kısıtlanması ile ilgili yasa teklifi tartışılıyordu. Sansür eleştiriliyordu. Neredeyse bütün gazeteler ve diğer televizyonlar da buna geniş yer ayırmışlardı. Haklıydılar da…
Bakınca… İnsan gerçekten de bu konuşanların sansüre karşı, özgürlük aşığı tipler olduğunu, bir haberi korkmadan yayınlayabildiklerini düşünüyor… Değil öyle…
Penguen gazeteciliği ruhlarına sinmiş aslında. Silivri yargılamaları her konu olduğunda, 5 yıl önce çizilmiş temsili karikatürlerle mahkeme salonun gösteriyorlar hala… Oysa günlerdir Ulusal Kanal’da Doğu Perinçek’in savunmalarından bölümler yayınlanıyor. Kanlı canlı. Hiç biri, tek karesini haber yapamıyor korkudan. Sonra da konuşuyorlar “sansür” filan diye…
HAFTANIN YANDAŞ FERYADI
Bağırıyor yandaş: “Yargılamalar yeniden başladığında geçmiş dönemi sorgulayan demeçler ve yazılar bu kez delil olarak kabul edilecek. Verilen her olumsuz demecin sahibini tartışmalı hale getirecektir. Böyle bir kaotik ortama siyasetin direnci dayanır mı?” (Yeni Şafak, 10 Ocak 2014, Süleyman Gündüz)
Eyvah eyvah…
Demek istiyor ki: “Zamanında ‘cami bombalayacaklardı’ diye manşet atıp fuhuşla, casuslukla, teröristlikle suçladıklarımızın suçsuz oldukları ortaya çıkınca bizim halimiz ne olacak?” Korku dağları bekliyor…
HAFTANIN SİNKAFLI SORUSU
Bakan Erdoğan Bayraktar’ın oğlunun evinde arama yaparken tespih çeken polis görevden alındı. Peki…
Bundan 6,5 yıl önce Ümraniye-Çakmak Karakolu’nda, daha soruşturmaya Ergenekon adı konulmasına 8.5 ay varken, “soruşturma Ergenekon olunca s…kerim hâkimini de savcısını da…” diyen polis ne oldu?
HAFTANIN REZİDANS ETKİSİ
“Yargıda otonom örgütlenme yoktur deyin. Hanefi Avcı’nın ifşaatına da kulaklarınızı tıkadınız mı, tamamdır. HSYK’yı arslanlar gibi savunmakta zorlanmazsınız…” Bunlar Akif Beki’nin sözleri (Hürriyet, 14 Ocak 2014). Şimdilerde bir rezidansta oturuyor, Hürriyet’te yazıyor ve böyle laflar ediyor…
Unutmuş. Bizi de unuttu sanıyor. Hanefi Avcı’nın kitabı 2010’da çıktı. O vakit neden böyle “hukuk savaşçılığı” değil de “referanduma evet” kampanyası yapıyordu? Rezidans etkisi mi dersiniz?
HAFTANIN KESER SAPI
“Hizmet gibi hukuka aykırı zerre işi olmamış hareketler ve gruplar, sırf eleştiri haklarını kullandıkları için yasa dışı örgüt ilan edilirlerse, Hizmet, verilen kurbanların sadece ilki olacaktır.”
Bu cümleyi yazan Cemaatin kitabını yazdığı için hapsi boylayan Hanefi Avcı değil… Soner Yalçın ya da Oda tv yazarlarından biri de değil. Zaman gazetesinden İhsan Yılmaz (10 Ocak 2014). İnsan ne diyeceğini şaşırıyor. Keser dönmüş, sap dönmüş, hatta sap o kadar dönmüş ki…
HAFTANIN SAVUNMASI
AKP Şanlıurfa milletvekili Seyit Eyüpoğlu’nun oğlu, LYS sınavına, kendisinin yerine başkasını sokarken yakalandı. Adam var, sahte kimlik var, suçüstü var… Kendini şöyle savundu: “Aramızda espri yapıyorduk. Ciddiye almış. Gidip benim yerime sınava girmiş. Haberim yok…” (Cumhuriyet, 15 Ocak 2014)
Haklıdır kardeşim. Zaten evdeki para kasalarını polis koydu, milyon dolarlar İmam Hatip içindi, TIR’ın içinde MİT battaniyeleri vardı, Cemaat’in yaptıklarından da AKP’nin haberi bile yoktu… Yok arkadaş. Bunlara gol atılmaz…
HAFTANIN SORUNU
Dertli, Bülent Arınç. Batılı ülke temsilcilerini “Türkiye’deki basın özgürlüğü konusunda ikna edemiyorlarmış. ”Çabalarımız yetmiyor” diyor. Şaşırıyor, kendisine inanmadıklarına.
Papaendreu ile Başbakan Erdoğan arasında yapıldığını söylediği bir telefon konuşmasını “ben şahidim” diye açıkladı. Papaendreu anında yalanladı. Arınç, “yanlış anlaşıldım” dedi (30 Eylül 2011- Habertürk). Deniz Feneri’nde “suç da yok örgüt de” dedi (Vatan- 10 Nisan 2012). Kimse inanmadı. Balyoz davası kararları hakkında “koparılan gürültüler haksız” dedi (Hürriyet- 12 Ekim 2013). Şimdi Başbakan çıkmış, “sahte deliller, ayarlanmış hâkimler” diyor. Daha geçenlerde dershaneler hakkındaki sözlerini Başbakan yalanlayınca, “benim de bir özgül ağırlığım var ama” diye atarlandı. Daha çok var. Yerimiz dar.
Demek ki, Avrupalılar Arınç’ın özgül ağırlığını bilmiyorlar.
HAFTANIN BABASI VE OĞULLARI
Çetin Altan… Aynen şöyle yazdı: “Gazi Mustafa Kemal Paşa, ‘Ankara’da çağdaş bir cumhuriyet kurduğunu’ iddia ettiği sırada Falih Rıfkı’yı da partisinin gazetesi Ulus’a başyazar yapmıştı…”(Milliyet- 16 Ocak 2014)
Tırnak işaretlerine bakın. Çağdaş bir cumhuriyet kurulmuş olması Çetin Altan’ın katılmadığı ve Atatürk’e ait bir iddia… Öyle yazıyor.
Mehmet Altan’ın “ikinci cumhuriyet kavramını ortaya nasıl attığı, ya da Ahmet Altan’ın nasıl “memleketi bir çift kadın memesine değişeceği” daha kolay anlaşılmıyor mu?
