Almanlar daima hukuka uygun davranan bir millettir. Ama sadece Almanlar için…

    Değirmenini zorla satın almak isteyen Prusya Kralı Frederik’e “Berlin’de hakimlar var” diye babalanan köylünün hikâyesini hepimiz biliriz. Alman hukuku yani… Ama bir de madalyonun öbür yüzü vardır.

    Martin Luther Alman aydınlanmasının sembolüdür. Kendi düzenlediği hukuk anlayışına göre Yahudilerin yolculuk etmelerinin engellenmesini, okul ve sinagoglarının ateşe verilmesini, evlerinin yıkılıp ortadan kaldırılmasını, ahırlarda yaşamalarını ve bütün mal varlıklarına el konulmasını öngörüyordu.

    Vebanın ve diğer bütün kötülüklerin nedeni olan Yahudilerin katli kadar hukuka uygun bir şey olamayacağı için yüzyıllarca yaptılar bunu… Alman milliyetçiliğinin hastalıklı köklerinin bir gün General Trotha’yı ya da Hitler’i yaratması elbette şaşırtıcı değildi.

    Sadece Yahudilere değil, başka milletlere karşı da hukuka uygun davranıyorlardı. Mesela Afrika’daki sömürgelerinde katliamdan kurtulan Nama ve Herrero yerlilerini çalışma kamplarında cezalandıracakları zaman, halat ucu kırbacıyla mı, yoksa su aygırı kuyruğu kırbacıyla mı dövmeleri gerektiğine bir türlü karar verememişlerdi. Çünkü dayak cezası alanın işgücünden düşmesini de istemiyorlardı.

    Konu hakkında araştırmalar ve deneyler yapan “Alman bilim insanları” halat ucu dayağının insani ve pedagojik açıdan daha faydalı ve etkisinin de daha kalıcı olduğuna karar verdiler. Yasalara uygun bir emirle bu uygulanmaya başlandı. General Trotha hukuk dışına çıkmazdı ne de olsa… 

    Kadınlar ve çocukların, Alman askerlerinin cinsel ihtiyaçlarını karşılaması için de yasal düzenlemeleri vardı. Hemen bir yönetmelik yazıveriyorlardı.

    Hukuk denilince aklımıza ilk Almanlar gelir bizim.

    Ermeni terörist Sogomon Theilirian, Talat Paşa’yı Berlin’de güpegündüz vurduktan sonra çıkarıldığı Alman mahkemesi, “cinayeti işlemiş olduğuna ama beraat etmesi gerektiğine” karar vermişti. Alman çıkarı söz konusu olunca hukuk dediğin böyle bir şeydi…

    İkinci Dünya Savaşı ve Hitler Almanya’sını anlatmaya gerek bile yok. Binlerce çocuğu yaptığı insanlık dışı deneylerde kobay olarak kullanıp katleden Dr. Mengele, Alman Sağlık Bakanlığı’nın görevlisiydi. Yaptığı iş Alman Parlamentosu’na göre yasaldı. Kanun çıkarmışlardı.

    Nürnberg Mahkemelerinde Nazi anlayışı ve görevlileri mahkûm edilmiş, onları yüzde 92 ile seçen ve alkışlayan Alman halkı ise savaşın mağduru olarak kabul edilmiştir. Ama tam da dünyanın yeni bir paylaşım savaşını yaşadığı bugünlerde Alman hukuku yeniden gerçek yüzünü gösterdi.

    Almanların “1915 olayları soykırım değildir” diyen AİHM kararına rağmen “Türkler Ermeni soykırımı yaptı” diye kanun çıkarmaya çalışmalarına şaşırmayın.

    Baştaki köylü işin masal kısmıdır. Bu Alman hukukudur.

     

    ALMAN ÇIKARLARI

    Almanlar için bu oylama bazı fırsatlar anlamına geliyor:

    ·       Davutoğlu “Kayseri Pazarlığı yaptık” diye AB’deki mültecileri kabul etti. Karşılığında AB’ye vizesiz giriş vereceklerdi. Yalandı. Veremezlerdi. Şimdi Merkel, soykırım yasasının eyaletlerde geçememesi için çaba gösterir gibi görünecek. Bizimkiler de bu yüzden mülteciler ve AB’ye vizesiz giriş konusunda ısrar edemeyecek. Yani mültecileri Türkiye’ye karşılıksız kakalamanın fırsatı.

    ·       Dünyanın gözünde “soykırım” suçuyla mahkûm edilen tek millet olmanın ağırlığından kurtulmanın fırsatı. Dünyaya şunu demiş olacaklar: “Bunu yapan sadece biz değiliz…”

    ·       Avrasya’yı kuşatmak için ABD Kürt devleti kurarken Almanya’ya Ermenistan’ın hamiliği görevini vermiş. Bu hem yeni Ortadoğu’daki payının bedeli hem de AB içinde özellikle Fransa karşısında bir büyük koz…

     

    KİM SUÇLU

    Peki, bu işte Almanlar suçlu mu?

    Elbette hayır.

    Sen kalkıp Ermeniler kırılmasın diye stadyumlardan Azeri Türk bayraklarını toplatırsan… Ermeni birliklerinin Türk kadınlarına tecavüz merkezi olarak kullandığı Ahtamar kilisesini restore ettirip ibadete açarsan… AB’ye yaranmak için olmayan soykırım varmış gibi davranıp Ermenilerden özür dilersen… Mahkemeler kurup Talat Paşa Komitesini yargılarsan… Perinçek ve Vatan Partisi bu yalanla mücadele ederken destek olmazsan…

    Doğa boşluk kabul etmez. Alman gelir ve bulduğu fırsatı kullanır.

    Kızma, cevap ver…


    EL CEVAP

    Her zaman olduğu gibi en doğru ve en hızlı cevabı Vatan Partisi verdi. Derhal bu kararın geri alınması için Alman Parlamentosuna başvurdu. İktidar ise önce Almanya ile yapılan ticaretin masaya yatırılması ve Gümrük Birliği anlaşmasının tek taraflı feshi, hemen arkasından İncirlik’in kapatılması gibi adımları sertlik sıralamasına göre tartışmaya başlamalı. Büyükelçiyi çekmek yanlıştır. Orada Türkler yaşıyor…

    Ama…

    Nerede bunları yapacak kafa…

    Bunun yerine ilk önce Alman büyükelçiliği önünde Mehterli protesto yapıldı. Ki daha bir iki hafta önce Mehter takımı Berlin sokaklarında gezerken, Alman polisi temsili kılıçlarını, bayrak direklerini, hatta başlarındaki kavukları bile toplayıp, yalın ayak baş açık yürütmüştü… Yani Mehterin Almanlar için etkisi bu kadar…

    Diğer tepki talebi de Şamil Tayyar’dan geldi: “Ayasofya’yı ibadete açalım.” Kafaya bakın. Ayasofya Ortodoks mezhebinin katedrali, Almanya ise ağırlıkla Protestan ve Roman Katoliklerden oluşuyor…

    Neo-Osmanlı kafasıyla anca bu kadar…

    Sultan III. Mustafa, Prusya’nın, kendisinden daha büyük Rusya’yı Yedi Yıl Savaşları’nda yenmesini ancak çok iyi müneccimlere sahip olmasına bağlayarak, krala bir elçi göndermiş ve ondan müneccimler istemişti.

    Prusya Kralı Frederik cevap yazdı bizimkine, “ Benim üç müneccimim var. Bunlardan birincisi tarih bilinci, ikincisi dolu bir hazine, üçüncüsü de hep savaşa hazır bir ordudur.”

    Diyeceğim o ki, AKP’nin yapacağı tek şey, müneccimliği bırakıp, Vatan Partisi kadrolarını takip etmektir. Bu kafalarla devlet yönetilmez…

    Oktay Yıldırım

    Karikatürler: Tuncay Batıbeki

    5 Haz 2016’da Aydınlık gazetesinde yayımlanmıştır.

    About Author

    Oktay Yildirim

    Yorum yap

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir