Bu sayfanın en ayırt edici özelliği başka sayfalara ya da köşelere benzememesidir. Memleketten kopmadan, başka bir pencereden bakmanızı sağlamaya çalışırız.
Haydi, gelin size bir Türkiye manzarası göstereyim.
EĞİTİM
Din adına o kadar çok oynadılar ki eğitimle, doğru dürüst yazı yazmasını bile bilmeyen adamlar, adını ilk kez duyduğumuz tuhaf okullar yaptıracak kadar palazlandılar.
Ve yeni bir din icat ettiler…
Bu yeni dini de okullarının duvarlarından ilan ettiler.
EKONOMİ
Bilmem kaç bin Dolar olup milletin cebine uğramayan milli geliri herkes arıyor.
Ekonomi uçuşa geçti diyorlar ya…
Uçup Anadolu esnafının üzerine düşünce ortaya bu sonuç çıktı…
TURİZM
En yakınındaki komşularımızla düşman olup üstüne de Rus uçağını düşürdüler. Turizm işletmeleri kapanıyor, sahil bandında kriz almış başını gidiyor.
Ama bunlara sorarsanız, “Rus turistler gelmese de olur, diğerleri bize yeter” diyorlar.
Gerçekten de yetiyor, bak!.
KALKINMA
En birinci övünç kaynağımızdır yollar. Çünkü bundan 14 yıl öncesine kadar yol yoktu. Alayımız mekkare yolarını kullanıyorduk. Cumhuriyet memlekete anca patikalar bırakmıştı. Ondan babalanıp duruyorlar, “yol yaptık kardeşim” diye… İlk yolu AKP yaptı.
Ama bu kadar “büyük işler” yapmanın zorluklarından biri de köprünün ayağını yolun ortasına denk getirememekti. Yanlış anlaşılmasın eleştirmiyorum. Eleştirmeyi düşünen münafıklara işin aslını anlatıyorum. Böyle daha estetik olmamış mı?
KÜLTÜR
Umreye gidip, eşe dosta hurma getirme modası artık neredeyse yeni üst sınıfın dini zorunluluklarından biri oldu.
Örtülere sarınıp Umreye gitmek için bir gâvurun bulduğu ve başka bir gâvurun uçurduğu uçağı beklerken, Steeve Jobs gâvurunun yaptığı tabletin yardımıyla, kim bilir hangi Allahsız gâvurun tasarladığı kenarları fırfırlı kırmızı kadın ayakkabılarına bakmak elbette bu teyzemizin de hakkı.
Ve bu hercü mercin arasında Steeve Jobs’un kim olduğunu bile bilmemenin dayanılmaz hafifliği, ama bunun yerine o tabletin yeni modelindeki kameranın kaç megapiksel olduğunu bilmenin yetkinliği yeni kültürümüzün omurgasını oluşturuyor…
SOSYAL YAŞAM
Pisuvarları erkekler kullanır. Çiş eylemini yaptıkları organlarıyla okuyamazlar. Okuma eylemini de gözleriyle yaparlar. Bütün normal insanlar gibi…
Ama günümüz toplumunda görme ve düşünme işlemi aynı zamanda işeme eylemini de yapan organımızla yapıldığı için ilanlar da o organın seviyesine konuluyor. Ya da işerken bile aklımız ve gözümüz ondan ayrılmadığı için, “ona bakarken bunu da görsün” mantığıyla ancak orada yer buluyor.
“Hazır elin değmişken” yani…
Mescit ilanının yapıldığı seviye, toplumsal yaşamımızın da aynası mı?
Bilemedim!
Ve kadının bu toplumda hala neden varlık mücadelesi verdiği, bu fotoğrafta mı gizli?
Bilemedim!
Kuran kurslarında “flört zinadır” deyip, 9 yaşında çocuklarla evlenme fetvası verenlerin bakış açısı mıdır bu?
Bilemedim?
KORKMA
Ama…
Bütün bu yaşadıklarına, sokakları dolduran vatansız mültecilere, zirveye çıkmış suç oranlarına, yıkılan ekonomiye ya da kapımıza dayanmış teröre bakıp korkma sakın…
Çünkü sadece ayakkabı boyadığı seyyar tezgâhın üzerine bile plastik boruları ekleyerek yaptığı bir gönder takıp Türk bayrağını dalgalandıran, “Ağabey onu takmadan nefes bile alamam” diyen insanlar var bu memlekette…
SÖNMEYECEK
Korkusuzluğumuzun kaynağı umudumuzdur.
Alman aydınlanmasının sembolü olan Martin Luther, “Eğer Türk Almanya’ya gelirse bize iyi bir tokat atar” demişti. Dün çeşitli imkânsızlıklar nedeniyle birlikte olamadığım yiğitler Berlin’de bir hukuk tokadı attılar, Nürnberg mahkemelerine tanık olmuş bir ülkeye…
Korkusuzluğumuzun kaynağı umudumuzdur.
Bakın o 10 yaşındaki çocuk babasıyla birlikte en ön safta yürüdü Mehmetçik ağabeyleri için…
İstediğiniz kadar bozun ekonomiyi, turizmi, kültürle oynayın, hayata müdahale edin, yolların ortasına direkler dikin, dinler icat edin, terör hendekleri kazın…
Öyle bir nesil geliyor ki, hiç var olmamış gibi kaybolacaksınız tarihimizden!
Oktay Yıldırım
Karikatürler: Tuncay Batıbeki
29 Mayıs 2016’da Aydınlık gazetesinde yayımlanmıştır.









