Türk Ordusu’nun pilot, paraşütçü, dalgıç gibi bazı sınıflarının hayatları pamuk ipliğine bağlıdır. Çünkü görevlerini yaparken karşı karşıya kalacakları doğal durumlar kendi kontrollerinin, hatta sahip oldukları teknoloji ve eğitimin de dışına taşabilir. Önceki görevim gereği bu sınıflardan çok sayıda asker tanıdım ve bildik kurallarla açıklanamayacak çok kaza görüp, duydum. Ben de kaza geçirmiş bir paraşütçüyüm. Bu yüzden onların başlarına bir şey geldiğinde önce gerçekten ne olduğunun anlaşılması gerekir. Neler olup bittiğini anlamadan açıklama yapmanın iki nedeni olabilir, art niyet ya da cehalet…

    Giresun’da düşen helikopter hakkında hemen herkes bir açıklama yaptı. Kimi peşinen pilotu suçladı, kimi de karakollara bayramlaşmaya giden “ailelerin helikopterde ne işi olduğunu” sorguladı, kimi de “füzeyle vuruldu” yalanlarını yayarak adeta PKK propagandası yaptı…

    Bunların içinde en pespaye açıklama ise Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’den geldi. Pilotu suçlayıp helikopteri övdü. Ve bunu makamına son derece yabancı, adeta bir oto satıcısı ağzıyla yaptı: “Yani helikopter piyasasının Mercedes’i olarak bilinir. Hangi pilotu çağırırsanız çağırın, sorun, Skorsky der. Sanki bana kullanım hatası gibi geliyor…”

    Ve…

    Sonra ortaya çıktı ki, bırakın hatayı, pilot ustalıkla yaptığı manevralar sayesinde 8 kişinin hayatını kurtarmıştı.

    Bakan bu konuşmayı yaparken kazayı, pilotun kahramanlığını ya da milli helikopterimizi değil, Amerikan helikopterini nasıl üreteceklerini anlatmaya çalışıyordu aslında. Onun için de helikopteri övüp şehit pilotu suçluyordu.

    Demek ki, bakan piyasası diye bir şey de varmış. Kimi mersedes, kimi de doğan görünümlü şahinmiş…


    ABD’YE GÜVENİYORMUŞ


    Karl Marks, “tarihte ilk kez dram olan bir olay bir kez daha tekrarlanırsa komedi olur” demişti.

    Osvaldo Ramirez’i bilir misiniz?

    Küba Devrimi büyük toprak sahiplerinin ellerindeki arazileri yoksullara dağıtınca, toprak ağaları ve karşı devrimciler adına kendi ülkesinin vatandaşlarına karşı CIA ile işbirliği yaparak silah kullandı. Bir piyondu. ABD ordusunun Domuzlar Körfezi çıkarması ile birlikte yönetimi devirecek ve eski rejimi yeniden kuracaklardı.

    ABD, Domuzlar Körfezi’nde Kübalı çobanların bile savunma yaptığı milli kuvvetler karşısında tarihinin en ağır yenilgisini aldı. Dünyaya rezil oldu. Osvaldo Ramirez darağacında tek başınaydı. Fidel Castro, “Yanki emperyalizminin ilk yenilgisi” demişti.

    Bu harekâta CIA’nın emrinde katılıp canlarını kurtaran ve kendilerine 2506. Tugay adı verilen diğerleri de ömürlerinin sonuna kadar CIA’nın kirli operasyonlarında piyon olmaya devam ettiler. Vietnam Savaşı’na katıldılar, Watergate skandalında kullanıldılar.

    Vietnam’da ABD’ye güvenerek kendi ülkelerine ihanet edenlerin sonu da ya ölüm, ya da bir Amerikan şehrinde sığıntı hayatı yaşamak oldu.

    İran İslam Devrimi, en büyük yardımı Şah’a muhalefet eden liberal solculardan aldı. Ama hemen sonra yeni rejimin de hedefi oldular. CIA’nın ABD’li rehineleri kurtarmak için düzenlediği operasyonda kullandığı yerli işbirlikçiler de yine bunların içinden çıkmıştı. Ama Tebes Çölü’ne inen ABD askerleri tarihi rezaletler yaşayıp operasyonu ellerine yüzlerine bulaştırınca, bunların da çoğu birer birer toplanıp idam edildiğinde yalnızdılar…

    ABD’nin yakın zamanda yaşadığı Mısır, Libya, Irak ve Suriye yenilgileri ise herkesçe biliniyor. Hatta ABD işgali sırasında Saddam’ın heykelini balyozla yıkmaya çalışan jaburi isimli zavallı, BBC’ye ne kadar pişman olduğunu anlattı. Yani ABD ipine sarılanların ortak kaderi hep pişmanlık ve yenilgi oldu.

    Bütün bunları neden anlattım?

    PKK’nın Suriye kolu PYD’nin elebaşı Salih Müslim,  “Washington’a ve ABD ordusunun Suriye’deki üç üssüne güvendiğini” söyledi.

    O da yakında kendi kaderiyle yüzleşirken yalnız olacak…

    Sadece farkında değil…

     

    DARBE


    İnsanın kafasına aldığı darbeler, doğru düşünmesine hatta bazen gözünün önünü görmesine bile engel olur.

    Roni Marquiles The Cemaat’in yeni gazetesi Özgür Düşünce’ye tahliye olan “Ergenekoncular” ve “Balyozcuların” bir araya gelip hükümete darbe yapmayı planladıklarını söyledi.

    Bazıları hayatları boyunca bir tek yazı yazar. Evirir çevirir tekrar eder, çünkü anlatacak başka bir şeyi yoktur. Marquiles de bu tiplerden biridir.

    Darbeyi öyle bir almış ki kafasına, gözünün önünü görecek hali bile yok. Gazete okuduğu bile kuşkulu. Çünkü sadece Cemaat yazarlarını izlese, bugünlerde neredeyse hepsinin hükümeti “Ergenekoncular” dedikleri insanlarla işbirliği yapmakla suçladığını, “hükümetin dış politikasını Ergenekoncular belirliyor” yollu yazılar yazdıklarını görmüş olurdu.

    Burada mesele CIA tiyatrosu bitip rolsüz kalan bu zavallıların gördüğünü anlayamaması değil…

    Yakındır, Cemaat gazetelerinden birinde bol akçalı bir köşe verirler

    Mesele para… İş arıyor… …

    Başka nerede yazacak bu saçmalıkları?

    Aynı cümleleri bilmem kaç kez tekrar etmenin kerametine inanmış bir okur kitlesi var nasılsa…

      

    VATANDAŞ

    Kardeş… Aslı kardaştır. Karındaş’tan gelir. Aynı karından olanlar demektir. Aynı annenin karnından…

    Vatandaş… Aynı vatanın, tarihin, kültürün, dilin sahipleri demektir.

    Biz Suriyeli ile hangi vatanın ortak sahibiyiz?

    Atatürk bize şöyle öğretmişti: “Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz.” Bu millet de öyle yapmıştı. Ya bu 3 milyon Suriyeli kendi vatanları için ne yaptı? Ve bizim vatanımız için ne yapacak? Mezar soyuyorlar, evlerinde bomba yapıyorlar, ya da Türk bayraklarını indirip sokakta toplu kavgalar çıkarıyorlar.

    Vatandaş olmanın en önemli koşulu aynı toprak parçası için ödenen ortak bedeldir. Suriye’den kaçan 3 milyondan fazla mülteciyi sadece oy almak için vatandaş yapmak tarihi hatadır.

    Almanya’da Nazizmin, İngiltere’de hızla yükselen yabancı düşmanlığının besin kaynağı daha ucuza çalıştırılan yabancı göçmenlerin işgücü paylaşımındaki haksız rekabetidir. Ülkemizde milyonlarca işsiz dururken, neredeyse aynı sayıda Suriyeliyi hak etmedikleri halde vatandaş yapmanın doğuracağı tek sonuç bu olacaktır.

    Hızla gettolaşan ve bulundukları yerde Türk vatandaşına yaşama hakkı tanımayan Suriyeliler misafirimiz de vatandaşımız da değildir. Kendi vatanlarına geri gönderilmelidirler.

    Oktay Yıldırım

    Karikatürler: Tuncay Batıbeki

    10 Tem 2016’da Aydınlık gazetesinde yayımlanmıştır.


    About Author

    Oktay Yildirim

    Yorum yap

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir