Astsubay Onur Sönmez Mustafa Kemal’in askeriydi. Ve Türk Milletini bölmek isteyen hainler tarafından şehit edildi.
Açılım süresince hükümet tarafından askersiz bırakılıp PKK’ya terk edilen yollara döşenen mayınlardan biriyle… Ve açılımcı AKP’nin Enerji Bakanı Taner Yıldız cenaze namazında en ön saftaydı.
Cenazesi, şaşırtıcı şekilde bütün şehitlerin namazının kılındığı Kayseri merkezdeki Hunat camiinde değil de merkezin uzağındaki Kalem kırdı camiinde kılındı. Daha fazla kalabalığın toplanıp hükümeti protesto etmesini engellemek için özellikle böyle yapıldığı halk arasında genel kanaat!. Belki de Taner Yıldız ikinci bir yumruk yemesin diye… O gün toplumsal sadakat şehit edildi.
Bir ara, tekbir seslerini bastıran “Ben milletvekiliyim” azarlamalarını duydum. Bir milletvekili, polislerle itişiyordu. Kameraların daha rahat gördüğü ön sırada olmak istiyordu. O gün toplumsal ahlak şehit edildi.
PKK’nın cami kapattığı hiç görülmedi, ama “camiler kapanmasın, ezan susmasın diye şehit oldu” diyordu hoca. Ağzından bir kez bile “vatanın bütünlüğünü korumak için şehit oldu” cümlesi çıkmadı… O gün milli bilinç şehit edildi.
Yetmedi, “Ey Şenyurt oğlu Onur” yerine, “ya Onur bin Şenyurt” diye seslendi hoca. Sanki Türk askeri değil de Hicaz çöllerinden bir bedeviydi tabutun içindeki. O gün Türkçe ve Türklük şehit edildi.
Kahrımdan ölecektim!.
Eski bir Kerkük-Türkmen hoyratında şöyle der: “Cenazeme kanlım gelir/diz vurar, yalan ağlar…”
SELFİE DEVLETİ DEĞİLİZ
Beytüşşebap kaymakamı, Murat Karayılan’ın, “çıkamazsınız” dediği tepeye yanında hâkim, savcı ve komutanlarla çıkarak özçekim (Selfie de diyorlar) yapmış.
Devlet geleneği, teröriste cevap nasıl verilir gibi tartışmalar bir yana… Üsküdar kaymakamı Çamlıca tepesine çıkınca haber oluyor mu? Bir tuhaflık yok mu bu işte?
O fotoğrafa girenlerin vatan sevgisinden en ufak kuşkum yok, hepsi de millet fedaisidir. Bana kırılmasınlar. Ama devlet geleneğinde böyle bir cevap verme biçimi olduğunu bilmiyordum. Bizde askerler zaferleriyle, hâkimler kararlarıyla konuşur. Ortası yoktur. O tepeye çıkacak bir bölük kuvvetinde Mehmetçik, dosta da yeterdi düşmana da…
Son 13 yılda unuttuk belki ama biz selfie devleti değiliz.
SİNAN MEYDAN VE VAİZ
Genç, dinamik, ateş gibi bir tarihçi… belgesiz tarihçiliği mahkum ettiği o müthiş hakimiyetini, Habertürk tv’de yayınlanan Dersim tartışmasında izlemiştim. Unutulmazdı.
Onun kitaplarıyla kapsamlı tanışmam Silivri’de oldu.
En son yazdığı Mehmet Akif Ersoy biyografisini imzalayıp göndermiş: Vaiz!. İnkılap Kitabevi’nden çıkmış. Biraz geciktim, ama bir solukta okudum. Cumhuriyet düşmanlarının sürekli sömürdüğü milli şairimiz hakkında meğer bilmediğimiz ne çok şey varmış.
Hastalıkları dua ile iyileştirmeye çalışanlara karşı bilimi tavsiye ettiğini… Şimdilerde bile birçok iş kazasını “kader” ya da “fıtrat” diye açıklayan gericiliği utanmazlık diye mahkûm ettiğini… “İlimsiz hocalar” dediği softalara nasıl isyan ettiğini… Bugünün dincilerinin göklere çıkardığı Abdülhamit’i “kafes ardında hanımlar gibi saklanmakla” suçlayıp, “iblis ruhlu”, “baykuş”, “kızıl kâfir” dediğini… Bilmiyorduk çoğumuz!
Sadece bir övgü değil, objektif bir araştırma. Mısır piramitleri karşısındaki tutucu tavrını, Osmanlı milletine bağlamak için Arapları nasıl övdüğünü de yazmış.
Yine bugünün gericilerinin göklere çıkardığı Vahdetin’in Kuran tercümesinin yayınlanmasını yasakladığını, Akif’in ise inatla şiir ve yazılarında ayetlerin Türkçesini yayınladığını birçoğumuz bilmiyorduk. Ne yazık! Bugün şehitlerimizin arkasından adını bile Arapça seslenen hocalar sarmış dört bir yanı…
Yeni kitabı “Panzehir” de çıktı… Öğrenme açlığımı doyuran herkes gibi Sinan Meydan’a teşekkürler. O ve onun gibiler araştırmaya ve yazmaya devam ettikçe, gericilik, bölücülük ve onların anası cahillik yok olacak…
ANLAMA KILAVUZU
PYD Amerika’nın kara gücü… Bu tartışmasız.
ABD IŞİD’i kullanarak Esad’ı devirmeye çalıştı. Sonra IŞİD ile mücadele etmeye başladı.
PYD başta Esad’a karşı mücadele etti, ama daha sonra Salih Müslim, “Esad saflarına katılmaya hazırım” dedi.
En son ABD’nin bütün itirazlarına rağmen Rusya girdi işin içine ama o da IŞİD’e karşı PYD’nin desteklenmesi gerektiğini hatta Esad ile ortak olmaları gerektiğini söyledi.
Ama öte taraftan PKK’nın en tepesinden Rusya’yı hedef alan “rol çalıyor” açıklamaları geliyor. Yani memnun değiller.
Bütün bu hengâmenin ortasında Rusya, NATO ve ABD’ye sert cevaplar verirken, ABD’ye rağmen bir bölgesel ittifak oluşuyor Irak ve İran hava sahasını Rusya’ya açıyor. Ortak hareket ediliyor, mutabakatlar yapılıyor.
Rusya, Türkiye’ye de çeşitli konularda komisyonlar kurmayı ve birlikte çalışmayı teklif ediyor. Bu arada Türk MGK’sı, PYD’nin terör örgütü olduğunu ilan ediyor.
Kim bilir PYD, belki yarın ABD’nin kara gücü rolünü bırakıp Rusya ya da Suriye’nin piyonu olacak. Türkiye Atlantik tarafının kale burcu olmaya devam ettiği sürece de bu piyon hep karşımızda olacak. Ya da Türkiye ABD’nin bölgede bulunma gerekçelerinin ortadan kaldırılması için bölge güçleriyle birlikte hareket edecek. Terör bitirilecek, PYD ıslah edilip Suriye içindeki hayatına geri dönecek…
Yani…
Taşlar sürekli oynuyor. Ortaklar değişiyor. Önemli olan Türkiye’nin çıkarlarıdır. Duygusal yaklaşımlar yanlıştır. Şu gerçek unutulmamalıdır, bu bölgedeki her denklemde Türkiye olmadan olmaz!.
Oktay Yıldırım
Karikatürler: Tuncay batıbeki
25 Ekim 2015’te Aydınlık gazetesinde yayımlanmıştır.



