Amerikan WSJ gazetesi “Türk Ordusu darbe yapma gücünü yeniden kazanıyor” diye haber yaptı.
Fakat darbeyi ordu yapmıyor ki…
Galeano anlatıyor… “1954 yılında Birleşik Devletler, serbest seçimlere ve diğer kötülüklere son veren bombardımanlar vasıtasıyla, Guatemala’ya demokrasi getirme harekâtını başlattılar. 1964 yılında Brezilya’da serbest seçimlere ve diğer kötülüklere son veren generaller Beyaz Saray’dan para, silah, petrol ve tebrikler aldılar. Ve bunun benzeri bir durum Bolivya’da yaşanınca oradaki bilge bir kişi şu sonuca varacaktı: Birleşik Devletler’in darbelere sahne olmayan yegâne ülke olmasının nedeni orada Birleşik Devletler Büyükelçiliği’nin bulunmamasıdır…”
AYDOĞAN DAVULCU
Silik bir fotoğrafta, şimdi kapatılmış olan Çankırı Astsb. Hzl. Okulu öğrencileri arasında duruyor albümümde. Benim de İngilizce öğretmenimdi. Sene 1987… Teğmendi o zamanlar. Ve çok iyi hatırlıyorum bütün öğrencileri tarafından çok sevilirdi. Eskiden okullarda video dershanesi vardı. O zamanların gözde filmlerinden olan Cazcı Kardeşler filmini orijinal İngilizce dublajıyla ilk orada izlemiştim. Öğretmen teğmen iki de bir televizyonu durdurup birimize sorardı: “Ne dedi?”
Bu, yabancı dil öğretiminde kulağı geliştirmek için en iyi yöntemdir. Bize de çok faydalı oldu. Devre arkadaşlarımız arasında TSK’dan ayrılıp akademik eğitim yapan, sonra da önemli bir üniversitenin İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde öğretim üyesi olan var.
Aradan yıllar geçti. Biz emekli olup üstüne bir de hapse düştük. Silivri’de gazetelerden öğrendim bizim Aydoğan teğmen, albay olmuş. Maltepe Askeri Lisesi’nde İngilizce öğretmeni… Yine aynı yöntemle İngilizce öğretiyormuş. Bu kez Cazcı Kardeşler yerine televizyonlarda yayınlanan Game of Thrones dizisini izlettirmiş öğrencilerine. Ve yıllardır yaptığı bu sıradan eğitimin bir “suç” olduğunu, ancak “öğrencilere müstehcen film izletiyor” diye ihbar edilip, açığa alındıktan, hakkında yargılama başladıktan ve yargılama daha sonuçlanmadan Ordu’dan ilişiği kesildikten sonra öğrenmiş. Ve bu hafta yayınlanan haberlere göre hakkında şikâyetçi öğrenci olmadığı gibi, bilirkişi de bu dizinin sakıncalı olmadığını belirtmiş mahkemeye…
O YAŞ kararına imza atanlara soruyorum: Öğretmenimi neden attınız ordudan? Kimsiniz siz? Nereden geldiniz bu orduya ya da ne oldu da bu kadar değiştiniz?
BAŞKA BİR AHLAK
Şimdilerde AKP’li Gaziantep Belediye Başkanı olan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, ihbarlar sonucunda bazı çocuk yaşta evliliklerin engellenmesi üzerine bu âdeti ekonomik nedenlere dayandırdıktan sonra şöyle dedi: “Bu ailelerde yanlış bir muhafazakârlık ve namus algısı var. Kızlarını küçük yaşta evlendirmek istemelerinin temelinde ekonomik yoksulluk ve yanlış yorumlanmış bir namus algısı yatıyor”
Aynı sıralarda TBMM Boşanma Komisyonun hazırladığı raporda bazı yasal değişiklikler yapılması teklif ediliyordu:
Tecavüzcüsüyle evlendirilen kadının 5 yıl sorunsuz ilişki yaşaması durumunda denetimli serbestlikten yararlanması…
Her iki taraf da 15 yaşın altındaysa cinsel istismar sayılmaması, böylece çocuk yaşta evliliğin fiilen önünün açılması…
Cinsel taciz ve istismar davalarının gizli yapılması, böylece kamuoyundan saklanması…
İlahiyat mezunlarının da aile danışmanı olması, böylece kadının “kocasının tarlası” olması…
Gerçekten de bu başka türlü bir ahlak anlayışı…
ETHEM GAZİ, GERİSİ NİYAZİ
![]() |
TMSY… Terörle Mücadele Sırasın da Yaralanıp Gazi Sayılmayanlar’ın kurduğu derneğin kısa adı… Daha önce de yazdım. İçlerinde sakat kalanlar, sırtında mermiyle dolaşanlar var. Defalarca meydanlara çıkıp haklarını aradılar. TBMM’ye gittiler. Soru önergeleri verildi. Maaş filan değil, onurlandırılmak istiyorlar. “Gazi sıfatı bizim de hakkımız” diyorlar. Ama nafile… Seslerini bile duyan yok.
Bunu niye yazdım?
Ethem Sancak’ı bilirsiniz… “Tayyip Erdoğan’a âşık olduğunu” söyleyen, fena halde zengin işadamı… Diyor ki, “Geçenlerde bir kuvvet komutanı sana gazilik unvanı vereceğim dedi.” Niye? Çünkü TSK’ya zırhlı araç satıyormuş.
BMC Karamehmet’indi, TMSF el koydu, aşık Ethem’e hediye niyetine satıldı. Aşık Ethem de yarısını Katarlılara sattı. Aşık Ethem şimdi “Gazi Ethem” olacakmış.
O Kuvvet Komutanı kimdir bilmiyorum ama satanın makbul olduğu bu dünyada bir de şu vatana etini, kanını karşılıksız verenleri görseler keşke…
ASTSUBAY HAKKINDA HER ŞEY
Yeni kitabımız.
Astsubayların pek çok kimsenin bilmediği ve Orhun Yazıtları’na kadar inen tarihsel kökleri…
Milli Mücadele döneminin kahraman astsubayları…
Atatürk’ün en yakınındaki astsubay kimdi?
Ve astsubayların bugüne kadar sarkan sorunlarına çözüm olacağına inandığımız milli sistem önerisi…
22 Mayıs Pazar günü saat 15.00’te Karşıyaka Kırmızı Kedi Kitabevi’nde…
23 Mayıs saat 11.00-13.00 arasında Karşıyaka TEMAD, saat 15.00-17.00 arasında da Bayraklı TEMAD lokallerinde okurlarımızla buluşacağız…
Beklerim…
NAMUSLU
Menderes, 16 Temmuz 1949’da İzmir’de konuşuyor: “Büyük polis kuvveti ve terör rejimi ile 25 seneden beri iktidarı elinde tutan Stalin’den başka misal olarak CHP’yi gösterebiliriz…”
Bu fikri sadece CHP’yi değil solculuğu da kapsayarak güçleniyor bir yıl sonra: “Irkçılığı, solculuk gibi mutlaka mücadele edilip sökülüp atılması lazım gelen bir mesele, bir cereyan olarak kabul ediyor değiliz. Nihayet ırkçılık bir fikrin delaleti olabilir. Fakat solculuk böyle değildir. Bu memleketin aleyhine ve zararına çalışan kuvvetlerin ajanı olmak manasına alıyoruz.” (28 Mayıs 1950, DP Grubu)
Ki, DP milletvekilleri arasında “Milli Mücadele’nin ulemanın önderliğinde dini kurtarmak için yapıldığını devrimlerin faydasız ve zararlı olduğunu” her yerde yazıp söyleyen Ustaoğlu gibiler vardı.
Yasak aşkları, hatta emniyet müdürü kocasının atamasını yaptırmaya çalışan kadınla aşk yaşaması bile tarafları dışında kimseyi ilgilendirmez…
Ama Necip Fazıl Kısakürek’in kumar borçlarının ödenmesi ve cumhuriyet düşmanlığı yapacak dergiler çıkarması için örtülü ödenekten verdiği paraların kanıtları mahkeme evrakı arasında bulunuyor.
Ben de bu yüzden, Kılıçdaroğlu’nun bu haftaki grup toplantısında Menderes için “namuslu, şerefli adamdı” diye övgüler dizmesini, namus anlayışına değil de siyasal çizgisindeki kaybolmuşluğa veriyorum…
Bir ara 19 Mayıs yürüyüşü sırasında ağzından çıkan “Mustafa Kemal’in askeriyiz” sözünü de bu nedenle ciddiye almadım zaten.
Oktay Yıldırım
Karikatürler: Tuncay Batıbeki
22 Mayıs 2016’da Aydınlık gazetesinde yayımlanmıştır.




