HAFTANIN DALKAVUĞU

    Adam telefonda, “bu milletin a…na koyacağız” dedi. Açık, net, tartışmasız… Akif Beki savunuyor ama… Şöyle: Yok bu milletin a…na koyacağız demiş, yok milletin anasına avradına sallamış, buna da bir şey demeyecek miymişiz falan festekiz… Evet, buna bir şey denmeyecek… Bu linç coşkusuna bir taşla da olsa katılınmayacak, bu acımasız dolduruşa gelinmeyecek. (…)Ama elinizi vicdanınıza koyun, milletin anasına kasten sövmüş de değil…” (Hürriyet, 15 Şubat)

    APO’NUN “KENDİNE GÜVENLİ LİDER DURUŞU”

    Abdullah Öcalan’ın, “ben taşeronum” dediği, diğer PKK liderlerine ve Kürtlere hakaretler ettiği sorgulama görüntülerinden sonra Özgür Gündem’den İhsan Kartal şöyle dedi: “(…) 15 yıl aradan sonra Sayın Öcalan’ın sorgudaki rahat, kendine güvenen, lider duruşu üzerinden Öcalan yıpratılmak istenmektedir…”(17 Şubat 2014)

    HEPİMİZ FATİH ALTAYLIYIZ

    Konu, Başbakan’ın bir telefonuyla Habertürk’ün yayın akışının değiştirilmesi ve kamuoyu anketlerinde yapılan oynamalar… Cüneyt Özdemir’in CNN’deki programında Fatih Altaylı : “Hangimizin durumu farklı?”

    Aslı Aydıntaşbaş: “Fatih Altaylı bizim mahalledeki sessizlik yeminini bozdu. Kendi halimize acıyorum. İlk taşı günahı olmayan sallasın… Bize kızmayın, bu sistemi yaratanlara kızın…”

    HAFTANIN KILIFI

    Duydunuz mu? PKK’nın adı değişmiş. Ruşen Çakır köşesinde yazıyor: KSH… Açılımı da şu: Kürt Siyasi hareketi… Yazısında tam 8 kez PKK’dan KSH diye söz ediyor. İyice pekiştiriyor (Vatan, 13 Şubat 2014). Yani 30 yıldır ülkeyi bölmek için kan döken örgüt gidiyor, yerine Kürt Siyasi hareketi geliyor. Bununla da kalmıyor; PKK, Cemaat ve AKP’yi “ülkenin üç temel iktidar odağı” olarak gösteriyor. Böylece anlıyoruz ki, PKK, AKP’nin de iktidar ortağı…

    Ne güzel… Artık hepimiz PKK’yı alkışlayabiliriz…

     

    HAFTANIN AYRIMCILIĞI

    Astsubayların büyük sorunları var. Genelkurmay da biliyor. Bu nedenle cumhuriyet tarihinde ilk kez Genelkurmay’da “Kıdemli Astsubaylar Semineri” düzenlendi. Uğradıkları haksızlıklara çözüm yolları aranacaktı. Ama…

    TEMAD Başkanı Ahmet Keser’in söylediğine göre Genelkurmay İkinci Başkanı astsubaylara şöyle dedi: “Hiç işverenle çaycı bir olur mu?” (Habertürk, 15 Şubat)

    Bilmiyorduk… Subaylar işveren mi?

    HAFTANIN SORUSU

    Yeniçağ gazetesi,  Atina’da DHKP-C üyelerinin gözaltına alınmasını şöyle açıkladı: “İstihbaratçılar operasyonun arkasında CIA olduğunu öne sürdü. İddiaya göre, DHKP-C örgütü seçim sürecinde Türkiye’de aralarında ABD hedeflerinin da bulunduğu büyük katliamlar ve suikastlarda kullanılacaktı.” (15 Şubat)

    Soru şudur: CIA değilse kim kullanacaktı DHKP-C’yi?

    HAFTANIN MAZLUMU

    Yüzlerce yurtsever, asker, akademisyen onun gerçek dışı iddianameleriyle tutuklandı. Haksız yere hapsedildi. İntihar edenler oldu. Ocaklar söndü…  

    Savcı Zekeriya Öz, görevden alınınca Twitter’dan bakın ne yazdı: “Sanma ki, zalimin ettiği kârdır/ mazlumun ahı, indiri şahı…”

    HAFTANIN EN TERBİYELİLERİ

    Başbakan, Kabataş’ta kimseye bir taciz ya da saldırı olmadığını gösteren video görüntüleriyle ilgili şöyle dedi: “Sizler, Adli Tıp raporlarını nerenize koyacaksınız.”

    Hürriyet’ten Mehmet Y. Yılmaz ise şöyle cevap verdi: “Ona öyle demezler, peynir ekmek yemezler diye girişebilirim ama yapamam…” (17 Şubat 2014)

    HAFTANIN EKONOMİK BULUŞU

    İngiltere’de… Devlet işsizliğe çare olsun diye striptiz kulüplerine her ay 2 bin 275 Sterlin ödüyormuş. Hem de 18-24 yaş arası gençleri daha fazla işe almaları için… (17 Şubat 2014)

    İşte Kapitalizmin çözümü bu: Fahişelik…

     

    HAFTANIN EN MANİDAR ZAMANLAMASI

    Abdullah Gül’ün internete sansür getiren yasayı onayladığı gün (19 Şubat), Cumhuriyet gazetesi 6’ncı sayfanın tamamını Abdullah Gül reklamına ayırdı. Abdullah Gül gazetecilerle bu yasa hakkında konuşurken, onları baskıya karşı isyana davet ediyormuş. Cumhuriyetin sayfa manşetiydi: “Olamaz böyle bir şey” demiş…

    Cumhuriyet, konu Abdullah Gül olunca bunu sürekli yapıyor, parlatıyor, tozunu alıyor… Manidar değil mi hocam?

    CENNETİN ANAHTARI

    Apo’nun sorgulama görüntüleri ortaya çıkınca, bir zamanlar ona inanan birçok kişi kendisini sorgulamaya başladı: “Arkasından gittiğimiz adam bu mu?”

    Durumu toparlamaya çalışanlardan biri de Özgür Gündem Gazetesinden Ali H. Yerkan… Ama bakın nasıl: “Öndere güvenmek ve inanmak ona katılmanın ön koşuludur. Cennete gitmek için öndere katılanlar, yol cehennemden geçtiğinde kuşkuya kapılıp ‘bizi yanlış yere götürüyor’ derlerse bunun adı katılmak olmaz. Böylesi bir durum karşısında öndere ve yol arkadaşlığına güven ve inanç, ‘onun bir bildiği vardır’ tutumunda ifadesini bulur.”(20 Şubat 2014). Haydi, hayırlısı…

     Oktay Yıldırım

    23 Şubat 2014’te Aydınlık-Satır Arasında Kalanlar sayfasında yayımlanmıştır.

    About Author

    admin

    Yorum yap

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir