EĞRİNİN DOĞRUSU 

    FEHMİ Koru Habertürk’teki köşesinde HDP bürolarına yapılan saldırılar konusunda NATO’dan girip Yunanistan’dan çıkarak bir derin devlet tarifi yaptıktan sonra şöyle diyor: “HDP’nin arkasındaki silahlı güç sorumlu” teşhisinde bulunanlar ya da faturayı hükümete çıkaranlar, terörden en az çıkar sağlayacak partilerin HDP ve AK Parti olduğunu görmüyorlar mı?” 

    Siyahı beyaz göstermek sanatıdır onun…  

    İşin aslı şu ki, terörden yararlanan partiler sayılacaksa en başa HDP, onun arkasına da AKP yazılır. Bu partilerin propaganda memurluğunu yapan, onların övgüsünü yapmak karşılığında milyonluk gelirlere ulaşan sözde gazeteci ve köşe yazarlarını da eklediniz mi liste tamamlanır.  

    AKP’den önce yani 2001 yılında şehit sayısı sıfırdı. Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında iktidara getirilen AKP ile birlikte şehit sayıları da tırmanmaya başladı. 2002 yılında 7 olan şehit sayısı, 2003 yılında 21’e çıktı ve yıllara göre aşamalı olarak 2011 yılına kadar 73, 92, 121, 118, 150, 135, 159 şeklinde yükseldi. “Analar ağlamasın” propagandası eşliğinde Açılım politikalarına geçişin gerekçesi sayıldı bu şehitler. PKK ile pazarlıklar başladı. PKK ve AKP bir projenin iki memuru gibi çalıştılar. Şimdi de “Biz seçilmezsek terör azacak” propagandasıyla Apo’ya özgürlüğün yolunu açmaya çalışıyorlar.  

    HDP’ye gelince… Aynı dönemde açılımın ulaşacağı noktayı, “Özgür Kürdistan’a doğru gidiyoruz” diye söyleyen Özdal Üçer’di (2011)… Emine Ayna, “PKK sayesinde milletvekili seçildik” dediğinde açılım akilleri bütün ülkeyi dolaşıyordu (2013). Bugün, Van sokaklarını kan akan musluk fotoğraflarıyla donatıp, TBMM’ye girememeleri durumunda olacakları anlatanlar da onlar… Ve bu aşamada bombayı nereye attıklarının hiçbir önemi yok…  

    Yeter ki, açılım hedefine ulaşsın ve yeter ki açılım tellallarının cepleri dolsun… Akan nasıl olsa bizim kanımız… 

    KAYSERİ KÂBUSU
     

    Recep Tayyip Erdoğan 17 Mayıs’ta Kayseri’deydi. Gelmeden önce meydan onun ve Davutoğlu’nun fotoğraflarıyla donatıldı. Bayraklar asıldı. Meydan’da “Ak İcraatler” başlıklı propaganda sergileri açıldı. Dikkat edilsin, “icraatlar değil, icraatler.”  

    Miting zamanı geldiğinde yaklaşık 15 bin kişilik meydanın yarısı ancak dolmuştu. Bakmayın siz mercek marifetinin eseri olan kalabalık görüntüsüne. Şehir dışından insan getiren çok sayıda otobüs vardı. Ve daha konuşmasının yarısında meydanın da yarısı boşalmıştı… 

    Sadece Kayseri’ye mahsus değil, her yerde aynı. Artık camilerde yaptıkları propagandalar yetmiyor milleti meydana toplamaya. Bütün televizyon ekranlarını parselliyorlar ama reklamlar kadar bile izlenmiyorlar. Yiğit Bulut iki silahıyla tehdit etmeye başlamışsa, bu yüzdendir işte… 

    KÂFİR 

    FetHullah Gülen hazretleri buyurmuşlar: “İftira, bir günah-ı kebâirdir; istiğfar edilirse, Allah Teâlâ affeder. Fakat insan umursamaz ve iftirada hep ısrar ederse, kâfir olur. Karalama bir kâfir sıfatıdır; önemsemez ve onda ısrar ederse, kâfir olur.” 

    Ben kimin kâfir olduğunu bilemem ama arşivi karıştırmasını biliyorum. Tarih 22 Ocak 2010. Samanyolu Haber sitesinde yayınlanan haber başlığı şöyle: “Camileri bu isimler bombalayacaktı…” Haber metni ise Türk subay ve astsubaylarının isim ve sicil numaralarıyla dolu. Kimi bombacı, kimi halk tahrikçisi, kimi keşifçi diye yazılmış.  

    Samanyolu TV ve Zaman gazetelerinin arşivleri bunun gibi haberlerle dolu. Ve işin tuhaf tarafı bu kadar açık ifadelerle suçlayan haberleri elin gâvuru bile yapmamıştı. 

    Soru şudur: Kâfir kim?

    Oktay yıldırım

    Karikatür: Tuncay Batıbeki

    24 Mayıs 2015’te Aydınlık-Satır arasında Kalanlar sayfasında yayımlanmıştır.
     

    About Author

    admin

    Yorum yap

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir