Müslüman’ın eylemleri Allah rızası içindir. İbadeti, çalışması, konuşması hatta düşünmesi bile… Aklında tek gaye vardır, Allah’ın rızasını kazanmak.
Ama son zamanlarda bu durum değişti. Artık bazı “Müslümanlar” Allah’ın değil Tayyip Erdoğan’ın rızası için çalışıyor. Kafalarında hep o var. “Onu nasıl mutlu ederim” diye düşünüyor, “ne dersem beni daha çok sever” kaygısıyla konuşuyorlar. Üslupları ve seçtikleri kelimeler de karakterlerine, eğitimlerine ve parti içindeki konumlarına göre değişiyor.
İnternette kimin ne dediğini sırasıyla okuyacağınız listeleri kolaylıkla bulursunuz. Kimisi “Allah’ın gölgesidir” diyor, kimisi “peygamber”, kimisi de “Allah’ın bütün sıfatlarını taşıyor” diye tapınıyor. Yaptıklarını “sünnet”, yaşadığı yerleri “kutsal”, ona dokunmayı “ibadet” sayanlar, adına “salâvat” getirenler var.
Bunların çoğu yakın çevresinde çalışanlardan oluşuyor. Halkın içinden ise “g…tünün kılıyım” diyenlerden, “yalarım” diyene kadar farklı bir fantezi çizgisi çıkıyor.
Etienne de La Boétie’nin, Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev’ini masamın üzerinden ayırmam. Şöyle diyor: “Yakınındaki kişilerin köylü ve esnaf gibi tiranın söylediklerini yapmaları yeterli değildir; onun ne istediğini düşünmeleri ve hatta onu memnun edebilmek için düşüncelerini öngörmeleri gerekir. İşlerini yapmak için uğraşacaklar didinecekler, onun keyifli olmasından haz duyacaklar ve kendi kişisel beğenileri yerine onunkileri benimseyerek mizaçlarını, doğal yapılarını değişmeye zorlayacaklardır. Tiranın söylediklerine, sesine, işaretlerine, gözlerine dikkat etmeleri gerekecek ve de arzularını bilebilmek ve düşüncelerini seçebilmek için sürekli olarak tetikte bulunacaklardır…”
DOLANDIRICI.COM
Adnan Menderes’in o zamanki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu’na başvurmasının nedeni kısa süre önce Yunanistan’ın başvuru yapmış olmasıydı, “onlar yapar da biz nasıl geri kalırız” diyordu çevresine. Devlet idaresi vasatın elinde olunca, özenti icraatın nedeni oluyor. AKP iktidarı “tıpkı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi” diyerek e-devlet, MERNİS, UYAP gibi uygulamalar başlattı. Artık her şey çok kolay olacaktı. Basacaktık bilgisayarın tuşuna şıp diye görülecekti her işimiz. Ama hiç de öyle olmadı. Yeterli güvenlik altyapısı olmadığı için cümle âlemin kişisel bilgileri dolandırıcıların eline geçti. Mesela ben daha geçen hafta, sahibinden.com isimli bir internet sitesine satılık araba ilanı verip, sonra da Çorum’dan bir zavallıyla anlaşmışım, adamın yatırdığı kaparoyu da Kuşadası’ndan çekmişim.
Elbette bu işin hiçbir yerinde ben yokum ama bankadan para çekilirken kullanılan vatandaşlık numarası bana ait. Kim nasıl buldu belli değil. Paranın yatırıldığı banka kimliğini göster diye sormuyor kimseye. Dolandırılan zavallıya gelince, internetten beğendiği arabanın sahibini görme gereği bile duymadan söylenen bankaya yatırıyor parayı… Nasıl olsa bir tuşa basınca iş hallolacak ya… Ertesi gün bakıyor ilan yok, verilen numarayı arıyor kapalı… Koşuyor polise. Silivri’deyken beş dakikada yedi ceddimizin ayakkabı numarasını buluyorlardı. Ama şimdi bankamatik kamerasından parayı kimin çektiğini bulmak yerine vatandaşlık numarasının sahibini buluyor.
Sonra Kayseri’de bir polis arıyor beni, “hakkınızda dolandırıcılıktan şikâyet var, ifadeye gelir misiniz?” Bu, aynı türden başıma gelen üçüncü vaka. Dolandırana sözüm yok, işini yapıyor alçak. Ama dolandırılana… Sana müstehak kardeşim… Bak başka bir sitede de havuç satıyorlar, hemen arayana da indirimli…
WASHİNGTONLU KEMAL
Dersimli Kemal, Washingtonlu Kemal ile anlaşmış. CHP iktidar olursa Kemal Derviş ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı olacakmış.
Aslında tahsilata geliyor.
Önceki gelişi 2001 krizi sonrasıydı. Türkiye’nin kabaran dış borçlarını özelleştirmelerle, vergilerin artırılması ve toplumu isyan ettiren zamlarla ödemişti. İsmail Cem’in kahrından ölmesi, özelleştirmelere direnen Enis Öksüz’ün istifası çıkardığı faturanın diğer maddeleriydi. Dönemin bakanlarından Güneş Taner, 28 Şubat konusunda TBMM araştırma komisyonunda kendisine banka hortumlamaları sorulduğunda, “onu Kemal Derviş’e sorun” demiş ve eklemişti: “İMF’den getirdiği 40 milyar dolar nerede? Buna komisyon olarak da bakabilirsiniz…” 15 günde 15 kanun” deyimi onun mirasıdır. Ve o 40 milyar doların bununla ilişkisi hala tartışılıyor.
Peki, şimdi?
Eylül 2014 itibarıyla, toplam dış borcumuz 396 milyar dolara ulaştı. Buna karşılık artık elde satılacak bir şey kalmadı. Yabancı sermayenin de şartları var. Ne mi olacak?
Ahmet Hakan’ın programında azıcık söz etti “Atatürk, Kürtlere yanlış yapmış” meğer…
Yani… O “yanlışı” düzeltmeye geliyor. Yani… Bu kez borç, toprak satılarak ödenecek…
UÇ-AK
AKP yıllardır, her seçim döneminde “yerli yolcu uçağımızı yapıyoruz” diye afişler asıyor. Altına da “onlar konuşur AKP yapar” diye yazıyor.
Ama ortada uçak muçak yok, hatta yerli otomobil bile yok. “Uçan halı yapıyoruz” deseler uyacak da… Yapmıyorlar ama en çok da onlar konuşuyor. Vatandaşa gelince…
