Enel Hak diyerek ardında Vahdet-i Vücut felsefesini bıraktı. Bütün hayatını tabuları yıkarak geçirdi. Burun ve kulakları kesilirken, işkencecilerini affetmesi için Allah’a yalvarıyordu. Hallac-ı Mansur bir flozoftu…
Doğduğu şehrin adını gururla taşıdı. Felsefenin yanında matematik, fizik ve musiki ile de ilgilenen ciddi bir bilim adamıydı. Ses titreşimlerini, havanın iletken olduğunu, hiçbir şeyin vardan yok ve yoktan var olmayacağını ilk o yazdı. Farabi, bir filozoftu.
Derisi yüzülürken, kendisi hakkında “bu öyle bir mundardır ki, kanının aktığı yer bile yıkamakla temizlenmez, mutlaka yakılmalıdır” diye fetva veren kadının parmağına kanı sıçrayınca, “sen inancın için parmağından bile vazgeçemezsin, ama biz kanımızla yıkanıyoruz” diyen Nesimi bir filozoftu.
O kadar çoklar ki, İbn Rüşd, Fuzuli, İbn Haldun, Hacı Bektaş-ı Veli, Osmanlı’nın vergi zulmüne başkaldıran Pir Sultan Abdal, bilginin ancak keşif ve araştırma ile elde edileceğini öğreten Muhyiddin Arabi, aynı çizgideki İbn-i Sina, bunları savunmak uğruna yıllarca zindanlarda yatan ve orada ölen Sühreverdi… Hukuk ve İlahiyat okuyup Felsefe doktorası yapan, hayatı boyunca yobazlarla mücadele eden ve “Ben bir namussuz ateist görmedim. Namussuz dinci gördüm. Türkiye’nin en büyük açığı namuslu adam açığıdır” diyen Yaşar Nuri Öztürk…
Bunların hepsi birer dini filozoftular…
Ama…
Bilimle alakası olmayan, mahkemeyle adını değiştiren, her gece Allah ve peygamber ile konuştuğunu, Mehdi olduğunu, geleceği gördüğünü, dua ederken UFO’ların geldiğini ve buna benzer bir yığın saçmalığı anlatan, CIA’nın kollarında ülkesine ihanet eden, ilkokul mezunu Fetullah Gülen filozof filan değildir…
Fetozof diye bir şey varsa onu da biz bilmeyiz, CIA bilir…
Biri bu gerçeği Amerikalı Dana’ya anlatsın…
Dana derken hakaret değil, Feto’nun bir filozof olduğunu söyleyen adamın adı bu: Dana Rohrabacher… ABD Temsilciler Meclisi Bilmem ne komitesi Başkanı imiş… FETÖ’cü bir kaçak polisi konuşturup Türkiye’yi tartışmışlar…
Dana deyince, siz anladınız zaten…
ŞER İTTİFAKI
OdaTv yayınladı. Washington Post gazetesinde yayınlanan bir yazıda Ortadoğu’da çıkması muhtemel 10 yeni savaştan söz ediliyor.
Yapılan analize göre IŞİD’in bitirilmesi, onu bitirmekte kullanılan gruplar arasında yeni savaşların da başlangıcı olacakmış. Olası savaşlar şöyle: ABD destekli Suriyeli Kürtler-Türkiye destekli Araplar… Türkiye-Suriyeli Kürtler… Türkiye-Suriye… Suriyeli Kürtler-Suriye… ABD-Suriye… Iraklı Kürtler-Irak Hükümeti… Iraklı Kürtler-Şiiler… Kürtler, Kürtlere karşı… Sünni Araplar-Şiiler ve/veya Kürtler… IŞİD’den kalanlar-herkese karşı…”
Senaryolara bakın, tilkinin üç hikâyesi varmış, üçü de tavukla ilgiliymiş…
Bu tür analizlerin kısa süre sonra gerçeğe dönüşme potansiyeli taşıdığını artık hepimiz biliyoruz. Dikkat ettiniz mi, bütün olası savaşlar Kürt-İsrail koridoru için… ABD’nin tek amacı bu…
Sıra geldi yığınağa…
Birkaç gün önce ABD ile İsrail arasında tarihin en büyük askeri yardım anlaşması yapıldı. Önümüzdeki 10 yıl içinde toplam 38 milyar doları bulacak. Ve olası bir savaşta bütün ihtiyaçları da karşılanacak…
Bu yığınağın nedenine gelince…
Yine çok yakınlarda Pentagon’a çok yakın bir düşünce kuruluşu olan FDD bir rapor yayınladı: “ABD Askeri varlığı için Türkiye dışında seçenekler bulunmalı…”
Çünkü Türkiye artık uşakları değil ve komşularına, Avrasya kampına her geçen gün bir adım daha yaklaşıyor… Böylece İsrail yalnız kalıyor.
Hilarry Clinton’un seçilmesi ve olası savaş senaryoları hikâyenin bileşenleri. Savaş senaryolarının Suriye ve Kürt bölücülüğü merkezli olması, İsrail’in sahne sırasının geldiğini gösteriyor. ABD’nin Türkiye için seçeneği Kürt koridoru, koruması da İsrail…
Sonuç: Türk-Amerikan savaşı sürüyor, İsrail sahneye çıkıyor. Şer ittifakı yığınak yapıyor.
ŞEMDİNLİ’Yİ UNUTTUNUZ MU
Türkiye, canına kast eden FETÖ ve PKK belasıyla uğraşırken, hala cezaevinde haksız bir şekilde yatırılan masumlar var.
Ben 11 yıldır bu büyük kumpası hem yazılarımda, hem kitaplarımda defalarca yazdım: Türk Ordusu’na ilk pusu Şemdinli’de kuruldu.
Şemdinli savcısı Ferhat Sarıkaya ise tertibi daha yeni itiraf etti: “iddianameyi polisiler yazdırdı” dedi.
Yetmez mi? Hem bu itiraf, hem de 10 yılı aşkın süredir hapiste yatmak yetmez mi?
Hükümete ve yetkili makamlara sesleniyorum, Astsb. Ali Kaya, Özcan İldeniz ve Veysel Ateş’in yeniden yargılanıp özgürlüklerine kavuşmaları için neyi bekliyorsunuz?
Orada ölmelerini mi?
Artık, serbest bırakın bu kahramanları…
AH ŞAŞKIN KARDEŞİM
ABD Savunma Bakanlığı feryat ediyor: “Fırat Kalkanı operasyonu PYD’ye dokunmasın…”
HDP feryat ediyor: “Sadece IŞİD’i vurun, PYD’ye dokunmayın…”
Kılıçdaroğlu feryat ediyor: “Sadece IŞİD’i vurun, PYD’ye dokunmayın…”
Dilleri, endişeleri, talepleri nasıl da aynı!
CHP Gençlik Kolları Başkanı’nın açıklamasında tek kelime PKK ve cinayetleri yok, ama PKK’nın ağzıyla “eşit yurttaşlık” diye feryat ediyor.
Kayseri’de CHP İl Başkanı, üzerinde Ömer Halisdemir’in posteri bulunan Aydınlık 30 Ağustos ekinin dağıtılmasını engellemeye çalışıyor. Ömer Halisdemir, Amerikancı-FETÖ darbesine ve PKK’ya karşı bir sembol. Rahatsız ediyor.
Wall Street Journall, “Suriye bölünmelidir, Kürt koridoru kurulmalıdır” diye yazıyor. Amerika panikte, PYD saflarındaki özel kuvvetlerini kurtarma telaşında, PYD mevziilerini denetlemeye bakan gönderiyor, tek derdi o koridoru bir an önce kurmak. Bunun için PYD’ye vurulmamalı. Dertleri hep aynı…
Ve Tayyip Erdoğan hem de Çin’de, Obama’ya, “PYD, PKK’nın koludur, onu vuracağız” diyor.
Biz bunları yazınca da bize “Tayyip Erdoğan’ı destekliyorsun” diyorlar.
Her gün PKK terörüne verdiğimiz şehitler… Salih Müslim’in “Biz Fırat’ın doğusuna çekilmek istesek bile ABD izin vermez” demesi… Ve PYD kontrolüne geçen bölgelere ABD bayrağı asılması da seni uyandırmadıysa…
Bak şaşkın kardeşim, ben sadece vatanımın bütünlüğünü destekliyorum, ama sen ABD’yi ve PKK’yı destekliyorsun. Bilerek ya da bilmeyerek, haberin olsun.
Sonra demedi deme…
Oktay Yıldırım
Karikatürler: Tuncay Batıbeki
18 Eylül 2016’da Aydınlık gazetesinde yayımlanmıştır.




