Kerkük, akşam olup el etek çekilince kendi hüzünlü sessizliğine bürünür, karanlığın örtüsüyle kapatır yaralarının üzerini.

    Sabah olduğunda bütün ağır yaraları görünür, ama umudunu da gizlemez, bir gün bu yaraların sarılacağına olan umudunu, “hoş gelmişsen özüm” diye sarılan Türkmenlerin sıcaklığında yaşatır. Kerkük sabahı, umuttur. Kimine göre barış için, birlik için, daha iyi yaşamak için, kimine göre yeni hesaplar ve siyasetler için…

    Sabah ilk işimiz ITC Basın Sorumlusu ile birlikte an itibariyle Kerkük’te bulunan siyasi önderleri dolaşmaya başlamak.

    Türkmen Adalet Partisi Başkanı Enver Bayraktar Irak’ın birliğini savunuyor. “Aslında her şey 2003’te başlamadı, o zaman muhalefet adı altında toplanan gruplar Londra ve Newyork’ta büyük konferanslar yaptılar. Başta KDP ve KYB olmak üzere, Dava Partisi, Allavi grubu, İslami Birlik gibi partiler bu konferanslarda ABD ve İsrail ile anlaştılar. 2003 yılında ABD işgali başladığında bunlar iktidara geldi…  Ve yaşanan şeyler bunların yaptığı anlaşmalarla kararlaştırdıkları şeylerdi.”


    Merkezi Hükümet Yönetsin

    İbadi’den önceki Maliki hükümetinin Irak’ın bu noktaya gelmesinde büyük sorumluluğu olduğunu söyleyen Bayraktar, “2005 anayasasına hayır demekle ne kadar haklı olduğumuz şimdi ortaya çıktı, o zaman söylediklerimizi dinleselerdi, bugün bu kadar kan dökülmeyecekti… Biz Kerkük gibi bölgeleri merkezi hükümetin yönetmesi gerektiğini savunurken Maliki Kürtlerle ortak yönetim kurdu. 

    Kerkük’ün Üzerine Kerkük İnşa Ettiler

    Bunun sonucu olarak yönetimi alan Kürtler adeta bir terör devleti yarattı. Burada 30 yıldır çalışan bir Türkmen’in bir göz evi bile yok iken İran, Türkiye ve Suriye’den getirdikleri Kürt yerleşimcilere tapular dağıtıp her birine 2-3 ev verdiler. 

    Türkmen’e kendi tapulu arazisine bile ev yaptırmadılar, ama sonradan getirilen bu Kürtler için yeni semtler, mahalleler kurdular. Kerkük’ün üzerine bir Kerkük daha inşa ettiler. Sayıları 600 bini bulan bu yerleşimcilere gider karneleri dağıttılar ve böylece seçme seçilme hakkı kazandılar…”

    Barzani’nin Egosu

    Bayraktar’a göre Barzani’nin bu referandumda bu kadar ısrar etmesi egosundan kaynaklanıyor, bir süre öncesine kadar çeşitli nedenlerle yapay krizler yaşayan İran-Irak ve Türkiye’nin ABD-İsrail destekli peşmergeye karşı birlikte hareket etmesinin nedenini, “eğer bu referandum sonuçlarını kabul etselerdi kendileri de bölünecekti” diye açıklıyor Bayraktar… Yani Barzani’nin hatası bu birleşmenin önemli nedenlerinden biri…

    Türkiye’den de beklentileri var: “Irak hükümetinin şu anda Türkiye’ye ihtiyacı var, Türkiye de buradaki Türkmenler için Irak’tan bazı şeyler talep edebilir. Erbil’de Türk konsolosluğu var da niye Kerkük’te yok” diye soruyor. “Neden Kerkük’te bir Türk kültür merkezi yok” diye soruyor. “Neden Türkiye de şu anda çeşitli kurumlarla burada bulunan Almanya, İngiltere, hatta Finlandiya kadar burada yok” diye soruyor. Bütün sorularında haklı, bunlar benim de sorduğum sorular…

    Bundan sonrası için tek istekleri Kürt ve Arapları da göz ardı etmeden her kesime %32 olmak üzere, kalan %4’ün de azınlık Hıristiyan ahaliye dağıtıldığı, devlet dairelerinin bu oran üzerinden yönetildiği yeni bir sistem. Yani eşitlik, adalet ve özgürlük istiyorlar…

    Kerkük’ün sesini duyurmaya devam edeceğiz.

    Sırada henüz kimsenin görüşemediği, Haşdi Şaabi Kerkük güçleri komutanı Yılmaz Neccaroğlu var…

    Yarın devam edeceğiz…

     

     Oktay Yıldırım

    29 Ekim 2017’de Aydınlık gazetesinde yayımlanmıştır.


     

     

     

     

    About Author

    Oktay Yildirim

    Yorum yap

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir