Tarih, 5 Mayıs 2016. Vahdet gazetesinden Kerime Yıldız, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı İzcilik Federasyonu’nun Çanakkale’deki kamplarında çocuklara silahlı eğitim verildiğini yazdı. Arkasından Odatv olayın fotoğraflarını da yayınladı.

    Ertesi gün, sonraki ve daha sonraki günlerin Star ve Akit gazetelerine baktım acaba bu vahim durum hakkında bir manşet var mı? Yoktu…

    Haber doğruydu. Kocaeli milletvekili Lütfü Türkkan’ın verdiği 14 Mayıs 2016 tarihli soru önergesine hükümet tarafından verilen cevapta, sorumlular hakkında inceleme başlatıldığı, bazı izci liderlerinin görevden alındığı belirtiliyordu.

    Ama bu gazetelerin hiçbiri bu konuyu manşet yapmamıştı. Yapamazlardı, yapmamalıydılar çünkü iktidara zarar verirdi.

    Tarih 4 Haziran 2016. İstanbul Erkek Lisesi’nin aydınlık yüzlü ve cesur öğrencileri konuşma yapmak için kürsüye çıkan okul müdürüne toplu halde sırtlarını döndüler. Veliler alkış kıyamet destekledi. Çünkü müdür gerici tutumuyla, cumhuriyet değerlerine aykırı uygulamalarıyla bütün öğrencilerden zayıf not almıştı. Öğrenciler müdürü mezun etmediler. Ders gibi bir bildiri de yayınlayarak tarihe geçtiler.

    Arkasından 370 lise daha sökün etti. Ortak bir bildiri hazırlandı, yayınlandı. Elbette her milli eylemde olduğu gibi TGB ve TLB önderliğinde…

    Korku bacayı sarınca Star ve Akit gazeteleri başladılar Doğu Perinçek ve TGB’ye saldırmaya…

    “Karanlık planlar ve gayri milli eylemler yapıyorlarmış, emirleri Suriye’den alıyorlarmış” gibi bir sürü deli saçması, imla hatalarına kadar aynı metinle her iki gazetede manşete çekildi. “Derin iz Lisede” diyorlar…

     Bir tarafta silah eğitimi vereni görme, diğer tarafta yaz, çiz, üret diyene saldır.

    Paniktendir kardeşim, panikten…

    Mustafa Kemal gençliğinden ödleri kopuyor…

    Ve doğru… İz derindir, kökleri Jöntürk devrimine dayanır.

    Tıpkı 31 Mart karanlığı gibi o derinliğe gömüleceksiniz…

    Korku dağları bekliyor…


    CENAZE NAMAZI

    Bu dünyadan bir Yaşar Nuri Öztürk geçti. Aydınlık, cesur, bilge ve tam bir cumhuriyet aydınıydı. Ne kadar uyduruk tarikat, sahte peygamber, hurafe ve din sömürücüsü varsa, bilgisiyle dünyayı dar etti onlara…

    Akit gazetesi kampanya başlattı, “bu adamın cenaze namazını kılmayın” diye…

    Zaten Yaşar Nuri Hoca’ya da sorsalar, “bu adamları sokmayın cenazeme” derdi. Hem sonra o tabut Türk Bayrağı’na sarıldı alerji yapar, Türk milleti doldurdu avluyu, yeriniz yok orada. Hüseyin Üzmez neyinize yetmiyor?

    Bundan yüz yıl sonra bile bir Yaşar Nuri Hoca olacak, ama sizin biriniz bile hatırlanmayacak…


    BİR ACI HABER

    Hz. Muhammed putları yıkmıştı. Sakal bırakmak ve saçları uzatmak onun sünneti. Rivayetlere göre toplam üç kez saç traşı olmuş. Rivayet… Bu durumda ortada ne saç ne de sakal olmaması gerekiyor.

    Ama…

    Dünyanın her yerinde Müslümanlar onun sakalından bir kıla adeta taparlar. Şişesini öpüp, ağlama krizlerine girenler olur. Türkiye’de toplam 1818 tane sakal varmış. Dünyada kaç tane siz düşünün. Kutsal emanet diye putlaştırılan çok şey var.

    Mesela peygamberin saçının yıkandığı sudur, şifadır diye su satıyorlar. Paketleme tesisini dualarla açtılar. Peygamberin ayakkabısıdır, onun olduğu gemi bile batmaz, bütün hastalıklardan korur, diye Çarşamba’da nali şerif satıyorlar. İnternette bile var, 130 TL.

    Kimse sorgulamıyor, bu kılları kim topladı, camilere kim dağıttı, biz niye bunların şişesini öpüyoruz? Adeta putperestlik haline gelmiş…

    Geçen gün bir tv kanalında, mor pantolon giyen, pembe kravat, yeşil gözlük takan bir sunucu Kocaeli’de bir camiden Sakal-ı Şerif çalındığı haberini üzgün bir ifadeyle verdikten sonra şöyle diyordu: “Böylece bu acı haberi de vermiş olduk…”

    Acı haber, kılın çalınması mı, bunun böyle dramatik bir haber olması mı?

    Acı haber, el âlem Mars’a araç gönderirken, bizim hala oruç bozan şeyleri ya da sakal kılını konuşmamız mı?

    Acı haber bütün ekranların böyle tiplerle dolması mı?

    Hangisi bilemedim!.


    HEPİMİZ YARBAY MEHMET ALKANIZ

    Bütün kardeşleri asker. Hep birlikte terörle mücadele etmişler. Yıllarını bu ülkenin dağlarında geçirmişler. Bir kardeşini bölücü teröre kurban verdiği cenaze töreninde “bir zamanlar çözüm diyenlerin, dağdaki terörü şehre indirenlerin bu kanın sorumlusu olduğunu” söyledi diye disiplinsizlik gerekçesiyle ordudan çıkarmaya çalışıyorlar.

    Yarbay Alkan haklıdır. Milyonlarca vatandaşın duygularına tercüman olmuştur. Ne demiştir de suç işlemiştir. Ne demiştir de bu soruşturmayı hak etmiştir. Ona verilecek cezanın bütün bir Türk Ordusu’nun savaşma isteğine zarar vereceğini unutmayın. Bu sesi kısmak çare değil, görün artık.

    Asker ölmekten kaçmaz, kaçmıyor, ama asker kendisinin ölümüne sebep olan yanlış politikaların sorumlularının hesap vermesini de istiyor. Bu mudur suç?

    Oktay Yıldırım

    Karikatürler: Tuncay Batıbeki

    26 haz 2016’da Aydınlık gazetesinde yayımlanmıştır.

    About Author

    Oktay Yildirim

    Yorum yap

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir