Bugün Çanakkale Zaferi’nin yıldönümü ve herkes sosyal medyadan bir şeyler yazacak.

    Vatan haini de, elini sıcak sudan soğuk suya sokmayanı da, hırsızı da, arsızı da bulabildikleri en güçlü kelimelerle zaferin, kendilerine hiç benzemeyen kahramanlarını anacaklar…

    Utanmayacaklar, ama daha kötüsü biz anlamayacağız, it izinin it izine karıştığı memleket topraklarında düşmanın gözü, kulağı, eli neremizde farkına bile varamayacağız.

    Hatay’da tam 30 gün kaldım, devleti, vatandaşı ve memleketin gerçek durumunu gördüm. Sadece ben değil, düşman da gördü…

    Nasıl tepki verdiğimizi, ne kadar hızlı, ne kadar isabetli ve ne kadar etkin refleks gösterdiğimizi not aldılar,  en zayıf yanlarımızın, hatta iç organlarımızın röntgenini çektiler.

    Nasıl biliyor musunuz?

    AB fonları ile kayıtsız göçmenlerin entegrasyonu, vatandaşlık alması, dil öğrenmesi için çalışan ve her yaptığını, her gördüğünü fon aldığı yerlere raporlayan sözde vakıflar Kırıkhan’da tugayın içine çadır kurmuştu. Bu yetmezmiş gibi bir de NATO “köyü” kuruldu bölgeye.

    Devlet nerede diye soranlar için bir örnek vereyim, oradaydı ama…

    Vali, kendisine adeta yağmalandıklarını, bölgelerindeki Suriyelilerin ve toplu hareket eden kamyon şoförlerinin aynı davranışlarının devam ettiğini ve aş evlerini devrettikleri dernek için de bu riskin devam ettiğini  söyleyen Kamu aşçıları derneği başkanına “Allah’ın da bir adaleti var, el ahlak vel iman, siz Türkçesine bakarsınız” diye cevap verdi.

    Ben kulaklarımla duydum, gözlerimle gördüm?

    Siz Çanakkale’yi anadurun, ya da birbirinizi kandırmaya devam edin…

    Bunları anlatacağız, en ufak detayına kadar yazacağız, ama şimdi en önemli gördüğüm konuyu yazmalıyım, çünkü bizim ahali uzun yazıyı sevmez, rahatı kaçsın istemez.

    Muhtemel tehlikeli senaryo şöyle:

    Çoğunluğu bölgeden göç eden yerli nüfus ile Suriyeli göçmenler arasında bir çatışma kızıştırılır ve bölge Türk Ordusu’nun gücünü büyük oranda meşgul edecek şekilde karıştırılır. BM müdahalesi için uygun ortam yaratılmaya çalışılır.

    Aynı anda Yunanistan Ege’de tansiyonu yükseltecek 12 mil adımları atmaya başlar ve kontrollü bir kriz tırmandırılır.

    Aynı anda Suriye’nin kuzeyinde kukla PKK devleti adımları atılır.

    Somut verilerle sağlamasının yapılması, üzerinde ciddiyetle çalışılması gereken bu senaryo, Hatay’daki ağır yıkıma eşlik eden devlet ciddiyetsizliği ve ekonomik buhranı düşündüğünüzde benzeri tehlikeli senaryolardan sadece biridir.

    Bu kasvetli cumartesi gününün üstüne bir de bunlarla kimsenin moralini bozmak istemem, ama bölgeden ayrılalı neredeyse 10 gün olmasına rağmen hala oradan çadır ihtiyacı alıp, şu arkadaşıma, bu tanıdığıma ricalar yoluyla çadır kurdurmaya çalışıyorsam, durum hiç de merkez medyanın pompaladığı gibi değil demektir.

    Düşman daima sizin en zayıf olduğunuz, dikkatinizin en dağınık, kuvvetlerinizin yetersiz olduğu anı bekler.

    Fakat aslolan şudur, siz gerçeği görüyor musunuz? Siz düşmanın ve kendi durumunuzun farkında mısınız, yoksa yalanlarla birbirinizi avutmaya ve geçmiş zaferlerin büyük kahramanlarının tarihleri aşan gölgesine sığınarak etrafınızı ve kendinizi herşeyin iyi olduğuna inandırmaya mı çalışıyorsunuz?

    Sadece bu son depremde bile zatürre olmama, elimi ayağımı sakatlamama rağmen orada kalabileceğim en uzun süre kalarak, milletime hizmet etmeye çalışmış biri olarak, ben bugün Çanakkale zaferinin o büyük kahramanlarının anısından af diliyorum.

    Hatay’da olan şey bir deprem değil, yarattığı demografik, stratejik, ekonomik tehditlerin büyüklüğü ve çeşitliliği ile Türkiye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü üzerinde risk oluşturma potansiyeli olan bir küçük kıyamettir.

    Şimdi o “Çanakkale’deki kahramanlar olsa meseleyi nasıl ele alır, ne yaparlardı” diye düşünüp, öyle davranmanın tam zamanıdır.

     

    About Author

    Oktay Yıldırım

    1 Comment

      […] serinin diğer bölümlerinde yazdım, mültecilere hizmet veren AB fonlu derneklerin taburun bahçesinde çadır kurduğunu […]

    Yorum yap

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir