PARÇA TESİRLİ YCHP

    Neredeyse her gün o hendeklerden ateş ederek bir ya da birkaç askerimizi şehit ettiler.

    Sekiz aylık hamile kadını öldürdüler. Doktorlarımızı öldürüp, ambulansları havaya uçurdular. Kütüphaneleri yakıp okulları roketlediler, anaokuluna patlayıcı döşediler. Kazılmasına ses çıkaran herkesi öldürdüler. Etrafını tuzaklarla patlayıcı maddelerle doldurdular. En son “hastanedeki halkı tarayın” diye telsizden verdikleri emirler yayınlandı.

    Ve…

    CHP İstanbul Gençlik Kolları Başkanı olan Kenan Otlu Mehmetçiği hedef alarak, “Kürdistan’da savaş hukuku çiğneniyor, barikatlarda yan yana duralım” dedi.

    Derken, PKK elebaşlarından Duran Kalkan, Kılıçdaroğlu’nu aynı cephede durmaya davet etti.

    Kılıçdaroğlu da ilk hareket olarak askere saldırdı. “Asker sivilleri öldürüyor” dedi.

    Halkını korumak için terörist mermilerine gövdesini siper eden, evinin önünde ayakkabı bağlarken sırtından kurşunlanan Mehmetçiği katil yaptı.

    Sosyal Demokrasi denilen ucubenin bu zavallıları sürükleyip getirdiği yer en sonunda o Amerikan hendekleri oldu. Artık YCHP o hendeklerdeki parça tesirli, gübre katkılı, uzatma kablosuyla kullanılan mayınlardan biridir.

    Hala CHP çatısı altında olup da içinde Atatürk ve cumhuriyete bağlılığın kırıntısı kalmış vicdanlara sesleniyorum. Bu adamların 6 oku o hendeklere gömmesine izin vermeyin. Bunun bir parçası, bu günahın ortağı olmayın… Çünkü tarih sadece gömenleri değil, sessiz kalanları da mahkûm edecek…


    KARA SES

    Sadece erkeklerin söyleyebileceği kutsal müziği kirlettikleri için 1234 yılında Katolik kilisesinde kadınların şarkı söylemesi yasaklandı. Çünkü kadınlar Havva’nın günahını miras almışlardı.

    Papa III. Honorio’nun kadınların konuşmasına bile tahammülü yoktu: “Kadınlar Konuşmamalı. Çünkü” diyordu, “insanlara büyük sıkıntılar yaşatan Havva’nın lanetini taşırlar.”

    Bu yasak 20. Yüzyılın başına kadar sürdü. Sonra anladılar bunun ne büyük saçmalık olduğunu…

    Ama Katolik Papalardan sekiz asır sonra internette dolaşan bir video izledim. Alpaslan Kuytul adında bir adam, bir cemaatin önderi… Diyor ki, “şarkı söyleyen kadın, gel bana, beni düşün, beni iste diyordur. O yolun yolcusudur. Hatta kadın nağmeli bir sesle ilahi ya da kuran bile okuyorsa cilve yapıyordur.” (https://www.youtube.com/watch?v=3Oqcf0nWUR4)

    Kadın, konuşmamalı, şarkı söylememeli, erkeği için yaşamalı, örtünmeli ve kadın olduğu için utanmalı. Çünkü bu fetvaları verenler, sekiz asır önce de sonra da insanlıklarından utanmadılar…

    Sadece erkek seslerinden oluşan bir dünya düşünsenize… Sadece erkeklerin dolaştığı sokaklar ve mekânlar… Böyle bir dünya kötülükten uzak mı olurdu?

    Aynı gün haber bültenlerine düştü, Sinop’un Gerze ilçesinde, valiye Osmanlı arması hediye edip afilli fotoğraflar çektiren bir kuran kursu derneğinin başkanı, 4 erkek çocuğa tecavüz etmekten 24 yıl hapse çarptırılmıştı.

    Yani o hastalıklı kafayla sadece erkeklerden oluşan bir dünya da kursanız olmuyordu…


    BİTMEYEN ÖYKÜ


    Osman Baydemir, TBMM’yi Birleşmiş Milletler ile tehdit etti: “Eğer ki bu Meclis işlemezse, insanlar Birleşmiş Milletlere gidecektir. (…)Eğer ki bizimle birlikte yaşamak istemiyorsanız elinizi yakamızdan çekin”

    Hatip Dicle, NATO’nun müdahalesini istedi: “Türkiye’nin bir NATO üyesi olma gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. Eğer bir NATO devletinde bir iç savaş çıkar ve buna engel olamaz ise, NATO buna müdahale eder.”

    Seyyid Rıza da İngilizleri çağırmıştı: “Üç milyon Kürt, sesimden ekselanslarına sesleniyor ve hükümetinizin manevi etkisinden Kürt halkını yararlandırmanızı sizden istirham ediyor.”

    Türk milletini bölmek, vatan topraklarını parçalamak için… Emperyalizmin piyonu olan her kimse, adı her neyse, her nerede doğmuş ya da yaşıyorsa, ya da ne sıfatla nerede konuşabiliyorsa… Fark etmez… Kardeş değil, düşmandır…

    İngiliz tarihçi Collingwood şöyle demişti: “Tarih kitaplarının bir başı bir de sonu vardır. Fakat anlattıkları hikâyeler devam eder…”

    Bundan bir asır önce… Ortadoğu’nun bağrına Batı hançeri gibi saplanacak olan Kürdistan Sevr’in hedeflerinden biriydi. Olmadı… Dedelerimiz izin vermediler. Azdan az, çoktan çok gitti. Yine öyle olacaktır.


    DİLSİZ ŞEYTAN

    Star gazetesi, Sırrı Sakık ve Ahmet Türk’ün fotoğraflarıyla manşet atmış: “Halkçı HDP’liler hendeğe karşı…”

    TDK sözlüğünde halkçı, “halkın yararı için uğraşan kimse”, halkçılık da “Bireyler arasında hiçbir hak ayrılığı görmeme, topluluk içinde hiçbir ayrıcalık kabul etmeme” olarak anlatılıyor…

    Halkçı dediklerinden biri Kasr-ı Kanco adında bir konakta yaşıyor. Kanco aşiretinin ağası. Marabaları, yanaşmaları köyleri var. Diğeri, Mustafa Kemal’in askerleriyiz diye bağıranlara “it sürüsü” diyen, halkı yokluk içindeyken beş yıldızlı otellerde tatil yapan bir zavallı.

    Konfüçyüs’e sordular: “Bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız yapacağınız ilk iş ne olurdu?” Büyük filozof, şöyle cevap verdi: “Hiç kuşkusuz, dili gözden geçirmekle işe başlardım. Şöyle ki: Dil kusurlu olursa, sözcükler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılmazsa, yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz. Ödevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk, ne yapacağını, işin nereye varacağını bilmez. İşte bunun içindir ki dil, çok önemlidir!”

    Hep diyorum, dil sorunudur memleketin sorunu. Önemli kelimelerin birçoğu doğru yerde ve doğru anlamda kullanılmıyor. Bu yüzden hırsız tufeyliler “devlet adamı”, bölücülük ise “barış” oldu. Teröristin dağdan düze inmesine “çözüm”, memleketin bölünmesine “büyüme” diyorlar. Halkın emeğini sömüren toprak ağalarının “halkçı” olmasının nedeni de budur…

    Star gazetesinin bu manşeti Davutoğlu’nun HDP’yi anayasa masasına çağırmasından bağımsız değildir. Yerini yapıyor, “aslında bunlar halkçıdır” diye…

    Dilsiz şeytan sadece haksızlık karşısında susan değildir. Dil bilmeden şeytanlık yapan da vardır, dili şeytanlık yapmak için kullanan da…

    Oktay Yıldırım

    Karikatürler: Tuncay Batıbeki

    10 Ocak 2016’da Aydınlık gazetesinde yayımlanmıştır.


    About Author

    admin

    Yorum yap

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir