YCHP köklerinden ve parti ciddiyetinden her gün biraz daha kopuyor. Artık neredeyse magazin basınının konusudur.

    En son adı tartışmalı bir milletvekilinin, odasındaki Atatürk posterini indirdiği tartışmaları üzerine başka bir milletvekili odasına bir tane daha asacağını açıkladı… Sonra disiplin kurulu devreye girdi, üç kişilik bir hafiye grubunun bu kişiyi bulmak için çalışacağı ilan edildi.

    Ne güzel…

    Böylece kurtaracaklar Atatürk’ün partisini öyle mi?

    Bulsalar ne yazar! Bu olayın öznesi, Atatürk’ü indiren kişi değil, diğer CHP’lilerdir.

    Çünkü…

    Atatürk demek emperyalizme karşı mücadele demektir. İçlerinden kaçı itiraz etti, kurultayda kabul edilen özerklik bildirisine?

    Atatürk demek Türk milletinin birliği demektir. Kaçının sesi çıktı PKK terörü Cizre sokaklarını kana bularken?

    Atatürk demek, mecliste bir sıranın üzerine çıkarak, “behemehal kopacak kafalar” pahasına cumhuriyete sahip çıkmaktır. Kaçından duydunuz yeni anayasa diye dayatılan rejim değişikliğine karşı bir çift söz?

    Atatürk demek, isyan demektir. Kılıçdaroğlu, “altı okun yanına bir de kuş koyarız” dediğinde kaçından çıt çıktı?

    Atatürk gibi davranmayacaksınız, ama duvarınıza bir Atatürk posteri daha asacaksınız, yok efendim onu indireni bulacaksınız filan… Öyle mi?

    Olmazsa kumandalı akıllı poster takarsınız, ihtiyaca göre artık ne lazımsa… Bu mudur?

    Hala anlayamadınız mı? Mesele poster meselesi değil, adam olma meselesidir.


    VOLKAN ASTSUBAY VE HULUSİ PAŞA

    Genelkurmay Başkanlığı resmi internet sitesinden duyurulan Volkan Astsubayın hikâyesini hepiniz okumuşsunuzdur. Mermi yağmuru altında başından yaralandığı halde görevini bırakmayıp, arkadaşlarını kurtaran kahraman…

    Ama bir de bilinmeyen yanları var.

    Volkan Astsubay dünyanın hiçbir uygar ülkesinde görülmeyecek bir ayrımcılığa tabi tutuluyor. Mesela Türkiye’deki bütün üniversite mezunları göreve başlarken 8/1 dereceden başlar. Ama Volkan astsubay bir kademe geriden, 9/3 dereceden. Çünkü o astsubaydır. Türkiye’deki bütün yüksekokul mezunları göreve 9/2 dereceden başlar ama Volkan astsubay bir kademe geriden, 9/1 dereceden başlar. Çünkü O, astsubaydır.

    Klimalı bürolarda çalışan, görev koşulları ve sorumlulukları onunla asla kıyaslanamayacak memurlar, hatta ziraat ev ekonomistleri bile bu ayrımcılığa uğramazken, O, sırf astsubay olduğu için bu ayrıma reva görülür.

    Emekli olduğunda bütün subayların alacağı temsil tazminatını Volkan astsubay alamayacaktır. Çünkü O, Türk Ordusu’nu temsil etmeye layık görülmemektedir. Emekli olduğunda bütün subayların aldığı görev tazminatı, makam tazminatı ve kadrosuzluk tazminatını da alamayacaktır. Bütün subaylar emekli olduklarında maaşlarının neredeyse yüzde 85’ini alırken, O, yaklaşık yüzde 45’iyle tekrar çalışmak zorunda kalacaktır.

    Volkan astsubay omuz omuza çarpıştığı bir yüzbaşısıyla, subay orduevinde yemeğe gitmek isterse içeri de alınmayacaktır.

    Oysa…

    Tıpkı Genelkurmay sitesinde denildiği gibi gemiyi ilk terk eden farelerden değildir o. Vurulsa da yeniden görevinin başına dönecektir.

    Volkan astsubay vatan ve millet için ölürken, devleti de O’na bu ayıbı reva görmemelidir.

    Sözüm Türk Genelkurmayına ve AKP hükümetinedir. Türk Ordusu’ndaki yaklaşık 100 bin Volkan Astsubaya layık oldukları değeri vermek için daha ne olmasını bekliyorsunuz?

    Sayın Hulusi Akar’a sesleniyorum!

    Sizin komutanlığınız ya da askerliğin hiyerarşisi tartışılmaz, bunu Volkan Astsubaylar da tartışmaz, ama sırf astsubay oldukları için uğradıkları bu adaletsizlik de size ve Türk Ordusu’na yakışmaz…  

    Değerli komutanım, durdurun bu ayrımcılığı, Volkan Astsubaylar sizin silah arkadaşlarınızdır.


    CUMHURİYET’İN HAFIZASI

    Cumhuriyet’in birinci sayfasında, “İlhan Selçuk da bu yollardan geçti” başlığının altına yazmışlar, “Onu suçlayan savcı şimdi firari…”(28.01.2016)

    İyi ki hatırlamışlar, ama eksik.

    Tamamlamalıyım.

    Silivri mahkeme salonunda İlhan Selçuk yargılanırken, bugün Cumhuriyeti yönetenler onun aleyhinde müdahil avukat olarak, Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla yan yana oturuyordu. O, “kaçtı” dedikleri savcı da bunların müdahil olma talebini büyük bir sevinçle kabul etmişti.  Aydınlık uyarmıştı, “bu tarihi çelişkiye düşmeyin” diye ama onlar Öcalan’ın avukatlarıyla soru sorma yarışına girmişlerdi. Şimdi hatırlamıyorlar, hafızada sorun var.

    Hey gidi günler… Hey gidi Cumhuriyet…

    VAHŞETİN ÇIĞLIĞI

    Cumhuriyetin onurlu evladı Şehit Gaffar Okkan’ın arkasından, Hizbullah’a yakınlığıyla bilinen HÜDA-PAR açıklama yapmış. Gaffar Okkan’ı “Müslümanlara vahşi işkenceler yapmakla” suçlamışlar…

    Vahşi işkenceler?

    İnsanları domuz bağı yaparak, vücudun kramplarla gerilip kendi kendini boğmasını sağlamak… Filistin askısına alarak kolları kangren olup omuzları çıkana kadar bekletmek… Satırla kafasını kesmek… İşkence evlerinin altındaki kuyulara diri diri gömmek…

    Bunlar Hizbullah’ın Müslüman olmadığına karar verdiği insanlara yaptığı işkencelerdi.

    Peki, Gaffar Okkan ne yapmış? Ayıptır, desem anlar mısınız?


    İNSANLIK DERSİ

    Yunan sahil güvenliği mülteci botlarını batırıyordu. Macar gazeteci sınırdan girişte çelme takıyordu. Belçikalı bakan “dökün denize, boğulsunlar” dedi. İngiltere Suriyeli mültecilerin bileklerine kırmızı bileklik takıp, kırmızı kapılı evlere yerleştirdi. Fransa ve Almanya sadece belli bir eğitim ve lisan bilme koşullarını taşıyanları kabul ediyor. Danimarka üzerlerindeki takı ve mücevherlere el koyuyor…

    Ve Avrupa… Dünyaya insanlık dersi vermeye devam ediyor.


    EŞİT VATANDAŞLIK DEĞİL EŞİT VİCDAN

    Bu ülkede bir grup insanın etnik ya da dini kimlikleri nedeniyle milletvekili, doktor, memur, seyyar satıcı, bakan, cumhurbaşkanı, asker ya da ne bileyim esnaf olma hakkı yok mudur?

    Bir grup insana etnik ya da dini kimlikleri nedeniyle oy vermek, hastanelerden yararlanmak, istediği şehrin istediği mahallesinde oturmak ya da gezmek yasaklanmış mıdır?

    Eşit yurttaşlıktan söz edenler ırkçı bölücülük yapıyorlar. Buna destek olan bütün parti ve kişi ya da kurumlar bu bölücülüğün bir parçasıdırlar…

    Böyle insanların, diğer insanlarla eşit akıl ve eşit vicdana ihtiyaçları vardır…

    Oktay Yıldırım

    Karikatürler: Tuncay Batıbeki

    31 Ocak 2016’da Aydınlık Gazetesinde yayımlanmıştır.


     

    About Author

    admin

    Yorum yap

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir