SÖZLEŞMEYLE MEHMETÇİK OLUNMAZ
Türk Ordusu, yine sözleşmeli er almak için ilan verdi…
Ordu neyi korur? Vatan topraklarını ve bağımsızlığını…
Peki, Para karşılığı korunan herhangi bir şey, daha fazla para karşılığı satılmaz mı? Para karşılığı korunan bir varlık kutsal sayılır mı?
Bu Türkiye Cumhuriyeti’nin niteliklerini değiştirebilecek bir sistem değişimidir. Ordu, devleti yansıtır. Profesyonel orduları emperyalist devletler kullanır. Ordu onlar için bir üretim aracıdır, para kazandırır. Oysa Türkiye bir hukuk devletidir. Müdafaa-i Hukuk felsefesiyle kurulmuştur. Türk ordusunun koruduğu, doğrudan kendi halkının hukukudur. Bu nedenle bu koruma eylemi para karşılığında değil doğrudan halkın kendisi tarafından sırayla yapılır.
Amerikan ordusu Amerikan halkının değil petrol ve silah kartellerinin piyasa güvenliğini sağlıyor, ucuz hammadde için silah kullanıyor. Savaş onun için bir üretim biçimi, bedeli ödenen bir emek sarfiyatıdır. Ortadoğu’da çok kayıp verdiler, maliyeti kurtarmadı. Çekildiler.
Şimdi ABD ordusunun yerine, bölgedeki Amerikan çıkarlarını korumak için bir ordu gerekiyor. Yakında, maliyeti ucuz ve güvenilir olmalı. Bu niteliklerde kim var: Elbette Türk ordusu.
Ama Türk ordusu Ayşe teyzenin, komşunuzun, halanızın oğullarından oluşuyor. Ayşe Teyze’ye, oğlunun neden Afganistan’daki Tora Bora dağlarında öldüğünü asla anlatamazsınız. Kamuoyu, “orada ne işimiz var, niye oğlumu Irak’a göndereyim” diye hesap sorar. Bunun için de ordunun profesyonelleşmesi gerekiyor. Profesyonel asker, Afganistan’da öldüğünde, kimse, “bu niye öldü” diyemez. Sebebi bellidir: Çocuğunu okutacak kadar para için…
Yıllardır terörle mücadele eden, yüksek rakımlarda, azıcık gıdayla yaşayabilen, Amerikan askerinden daha ucuza gelen bir taşeron ordu… Soros, “Türkiye’nin en iyi ihraç malı ordusudur” derken bunu kastediyordu. Dünyanın en iyi askerlerini, en ucuz fiyata kullanmak Soros gibiler için iyi ticarettir.
Şimdi düşünün, sözleşmeli olarak aldığınız bu gençlere nasıl Mehmetçik diyeceksiniz? Dünyada komutanının niteliğini belirleyen tek askerdir Mehmetçik. O yoksa onun komutanının da doktordan, polisten bir farkı yoktur.
O vakit koruduğu vatanın da, mesela bir mühendis için yapmaya çalıştığı bina ne ifade ediyorsa ondan bir farkı kalmaz…
Bu nedenle Türkiye’de ordu sistemini değiştirmek, aslında rejimi değiştirmektir.
DEVE MESELESİ
Meşhur darb-ı meseldir, Muaviye Hz. Ali’ye haber gönderir: “Muaviye’nin, erkek bir devenin dişi deve olduğuna yemin edebilen ve her dediğine evet diyen 10 bin adamı var! Ayağını denk alsın!”
Ne bileyim kardeşim, hala yemin ediyorlar “bu dişidir” diye, hala onlara inanan zavallılar var.
Zaman gazetesi, Sözcü’nün Danıştay suikastı haberini eleştiriyor: “Haberde, Sabah’ın haberi gibi Danıştay Saldırganı Alparslan Arslan’ın Kemalettin Gülen’in arkadaşı olduğu iddia edilerek algı operasyonu yapıldı. (…)Oysa deliller ve Yargıtay’ın kararı, Danıştay saldırısının Ergenekon terör örgütünün bir eylemi olduğunu açıkça ortaya koymuştu.” (8 Aralık 2015)
Hangi karar, hangi delil? Hala devenin şeyi meselesi…
Tarih, 20 Ekim 2009. Ergenekon mahkemesinde 117. Celse zabıtları yazılıyor. Alpaslan Aslan, şehit Mustafa Yücel Özbilgin’in adresini, telefon numarasını, gazetede basılan fotoğrafını Kemalettin Gülen’den aldığını söylüyor. O kadar seviyor ki, “Ben o adamın çişini içerim” diyor. Kayıtlara geçiyor. Ankara yargılamalarında da Kemalettin Gülen’in kendisine, “Bize de bir şey düşerse yardımcı olmaya hazırım” dediğini söylüyor.
Belki bilmeyen vardır, Kemalettin Gülen Fetullah Gülen’in yeğeni.
Diğer faili meçhuller aydınlatılamadı ama bu cinayetin bütün detayları belgelendi, yazıldı: “9.45-Bir Suikastın İçyüzü, Kaynak Yayınları…”
Oku ki, gözüne bir şey batmasın!
BİR MASANIN ETRAFINDA
ABD’nin PYD’ye (yani PKK’ya) silah verdiğini biliyoruz. Sonra işin içine giren Rusya’nın da buna olumlu baktığını öğrendik. Derken Esad uzun süredir PYD’ye silah verdiğini açıkladı.
Hepsinin de kendince haklı gerekçeleri olabilir.
Büyük güçler, vekâlet savaşlarını yürütmek için taşeron ordular kullanabilir, ya da Esad daha fazla bölünmemek ve iktidarda kalmak için PYD ile işbirliği yapabilir.
Ama…
Benim önceliğim ülkemin çıkarı ve güvenliğidir. Burada durup ona buna hak vermek yerine ülkemi bölmeye çalışan bir örgüte silah yardımı yapanlara karşı doğru tavır almak vatansever bir davranıştır.
Bu noktada bizden beklenen Suriye, Rusya ya da ABD ile ilişkilerimize bu açıdan yaklaşmaktır. Bu saate kadar yapılan hatalar, ne oldu, nasıl oldu bir kenara konulmalı, yeni durum üzerinden değerlendirme yapılmalıdır.
Düşmanımla dost olan, bana düşmanlık yapar… Eğer bunu görmeyen dostlarımız varsa, görevimiz onları da sarsmaktır…
CUMHURİYET AYDINLIK’I TEKRARLIYOR
IŞİD’in strateji değişikliği 16 Kasım’da Aydınlık’ta, 18 Kasım’da Cumhuriyet’te.
Hakan Fidan’ın ABD’ye atanması 25 Eylül’de Aydınlık Manşeti, 7 Ekim’de Cumhuriyet’in manşeti.
MİT TIR’ları, Aydınlık’tan tam bir yıl sonra aynen Cumhuriyet’in manşetinde.
Aydınlık “çek-gönder” kampanyası mı başlattı? Hemen tekrar ediyorlar.
Aydınlık ne yapsa tekrarlıyorlar. Sosyal medyada “retweetlemek” deniliyor. Elleri alışmış… Üzerinden biraz zaman geçmesini bekleyip aynı haberi, aynı fotoğraflarla veriyorlar. Kaynak da göstermiyorlar.
Bir yandan seviniyoruz buna… Belki böylece bazı kayıp ruhların özünü bulmasına da yardımcı oluruz. Aydınlık’tan iyi kılavuz mu var?
NATO DAYANIŞMASI
NATO Genel Sekreteri Stoltenberg açıklamış, “NATO, Müslümanlar adına IŞİD’e karşı savaşamaz…”
Haklı… NATO dindaşlarına kurşun atmaz.
EKSİK GAZETECİLER
ABD Büyükelçisi, Can Dündar ve Erdem Gül’e destek için Cumhuriyet gazetesini ziyaret etti. Gazete de manşetten verdi gururla…
Ulusal Kanal, Aydınlık, OdaTv… O kadar yazarı, yönetici kadrolarının tamamı yıllarca hapis yattı da ABD Büyükelçisi kapılarını bile açmadı. Bilakis onları tutuklayan polisler ABD Büyükelçilik görevlilerine ve FBI ajanlarına operasyon brifingi verdiler.
Besbelli bir büyük eksiklikleri var Amerikalının gözünde… Ya da berikilerin bazı fazlalıkları…
Oktay Yıldırım
Karikatürler: Tuncay Batıbeki
13 aralık 2015’te Aydınlık gazetesinde yayımlanmıştır.





