CHP’li bir milletvekili Ankara saldırısı hakkında soruyor, “bu patlamanın neden olduğunu biri çıkıp açıklasın.
Madem sormuş anlatalım…
Şemdinli’yi hatırladınız mı? 2005 yılı Kasım ayında Türk Ordusu’na kurulan ilk tertip orada başlamıştı. O günlerde en kışkırtıcı açıklamaları yapan bugünün HDP’lisi Esat Canan CHP milletvekiliydi.
Ülkenin yüzde 90’ından fazlasına yayılmış bir Jandarma teşkilatımız vardı. Bu aslında istihbarata karşı koyma idi. Her yerden istihbarat akar, o da Jandarma İstihbarat Gruplar Komutanlığı’nda toplanır ve bütün yurda dağıtılırdı. Ama battı size, “JİTEM” dediniz, “derin devlet” dediniz el birliğiyle kapattırdınız. Yetmedi; Ergenekon mahkemesinde Jandarmanın neredeyse bütün haber elemanları isim isim deşifre edildi. Sustunuz.
Sonra GES Komutanlığı gibi en kritik istihbarat birimi, MİT’e teslim edildi. İzlediniz.
Terörle mücadele etmiş ne kadar adam varsa hapse atıp, hatta bilmem kaç yıl önce, bilmem kaç rakımlı tepede çatışmaya giren timi isimsiz bir ihbar mektubuyla topluca tutukladılar da… Siz, yaş-kuru edebiyatı yaptınız.
Dün Hilal Kaplan diye bir kadın çıkıp, “devlet JİTEM terör örgütüdür derse, Kürtlerden de PKK terör örgütüdür demesini bekleyebiliriz” diyordu. Yandaştı, gazeteciydi filan. Bugün CHP milletvekili Selina Doğan, “1992 doğumlu bir kadını kendini patlatmaya götüren sebepleri tartışmadan terör çözülmez” diyor. İlhan Cihaner, “onun da hakları var” diyor.
Emin ol o canlı bombanın sorumluluğu bile sizinkinden az…
Şimdi çıkmış diyor ki: “Neden oldu?”
Senin yüzünden oldu. Sorumlusu sensin!
AKP’nin açılımına ortak olduğunuz için… “Sırtımızı PKK’ya dayıyoruz” diyen HDP’yi meclise soktuğunuz için… Apo’nun avukatlığını yapan, kod numaralı CIA ajanlarına partiyi teslim ettiğiniz için…
Ankara’da o bomba patlamadan hemen önce Kılıçdaroğlu PYD’nin terörist olup olmadığını “PYD’ye soralım” diyordu, Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu da patlamanın olduğu gece PKK’nın televizyonundaydı.
Hala anlamadıysan git Kandil’e sor: Neden patladı?
MÜLTECİNSEL PSİKOLOJİ
Geçen hafta sığmamıştı. Yazmalıyım.
Bolşevik devrimine karşı savaşıp dağılan Beyaz Rus Ordusu’nun kalıntıları İstanbul’a geldiklerinde çok şaşırtıcı bir hayat yaşıyorlardı. Sanki vatanını terk eden onlar değilmiş gibi rahat bir savurganlıkla ellerindeki her şeyi har vurup harman savuranlara rastlanıyordu. Arkadaşlarına şampanyaların patladığı dört başı mamur bir ziyafet verdikten sonra hesabı ödemek için karısının kürkünü verip, üste 50 kuruş alan birini gazeteci Phillip Gibbs şaşkınlıkla anlatıyordu.
Bunu niye anlattım?
Suriyeli mültecilerin kaldığı kamplarda, bebek mamalarının cinsel gücü arttırdığı söylentisi çıkınca, özellikle de 50 yaş üzerindeki erkekler saldırmış mamaya… Söylenti, kamp dışında kalan Suriyelilere da yayılınca bazı ilçelerde mama sıkıntısı başlamış. Ortada bebeklere verecek mama kalmayınca yetkililer işe el koymak zorunda kaldı. Sanki vatansız kalan onlar değil, sanki başka dertleri yokmuş da bir o kalmış iyi mi?
Bir mülteci çadırında cinsel gücünü arttırmak için çocuk maması yiyen kafa, 12 yaşında kızını da parayla satıyor… Avrupalı neden 10 takla atıyor bu adamları memleketine sokmamak için anladınız mı şimdi? Bu işin, yok olma psikolojisi ile ilgili, iç güdüsel bir yönelim olduğunu filan söyleyecek olanlar zahmet etmesin, değil. Öyle olsa geldiklerinden yıllar sonra da durum aynı olmazdı.
“Suriye’ye demokrasi gelsin” diye yırtınan liboşlara bir sorun bakalım, demokrasiyi bu adamların eline verince ne olacak?
KINAMAZ, VURUR
Ankara saldırısından sonra terör hedeflerine yönelen Türk Jetlerinin kanat altındaki füzelerde şöyle yazıyordu: “Kınamıyoruz, vuruyoruz.”
Herkes bu sözün, basını ya da PKK yandaşlarını hedef aldığını sanıyor…
Vaktiyle Hava Kuvvetleri Komutanı’nın damadı olan kurmay binbaşı, Kuveytli diplomatlar tarafından ailesinin önünde darp edilince… Genelkurmay sitesinden kınama yayınlanmıştı.
Bölgenin en yetkili komutanlarını taşıyan helikopter, İkiyaka dağları üzerinden geçerken terörist ateşiyle karşılaşınca geri çekilmiş ve Genelkurmay Başkanlığı sitesi adeta bir haber sitesi gibi “kaçınma manevrası yapıldı” şeklinde bir açıklama yayınlamıştı.
Örnek çok. Bir zamanlar alışkanlık haline gelen kınama ya da bilgilendirme mesajları pek çok Türk subay ve astsubayının yüreğini yaralıyordu.
İşte o bombanın üzerine yazılan mesajın hedefi de anlamı da budur.
Asker, asker gibi davranmaya başladı artık ve bunu ilan ediyor. Mesajını internet sitesiyle değil, kendi enstrümanıyla veriyor: “Kararlıyız, kökünüzü kazıyacağız” diyor.
Hepsi bu…
GARDAŞ
Atatürk, Milli Mücadelemizin başlarında Azerbaycan Sovyeti Başkanı Neriman Newrimanov’dan daha sonra faiziyle ödemek koşuluyla borç istediğinde Nerimanov cevap mektubuna şöyle yazmıştı: “Paşam gardaş gardaşa borç vermez, el uzatır.” Ve Önce 500 kg altını arkasından Rusya’dan aldığı 10 milyon altın rubleyi göndermişti. O zaman devlet bütçesini ve Mehmetçiğin silah masrafını karşılayan bu para olmuştu.
Niye yazdım?
Gardaşlık hukukunu anlatmak için…
Tayyip Erdoğan Ankara saldırısı nedeniyle Bakû ziyaretini iptal edince Azerbaycan Devlet Başkanı Haydar Aliyev haber göndermiş: “Ben Ankara’ya geliyorum Gardaş!”
Çıktı geldi…
Bu AKP tayfasına ders olur mu bilmem, ama gardaş dediğin Coni ya da Ancela değildir.
Bizim gardaşlarımız Avrasya’dadır.
İSTİHBARAT
İstihbarat niye yok biliyor musunuz?
İşlevi ve mantığı değişti.
Görevleri millet düşmanlarını bulup yakalamakken, müzakere yapmaya, mektuplarını taşımaya başlamışlardı. Şimdi bombalar patlıyor ya… Şakalaşıyorlardı, MİT’çi PKK’lıya “şehirleri patlayıcıyla doldurduğunuzu biliyoruz” diyordu.
Süleyman Şah ricatında “dost ajan” diye Türk zırhlı araçlarının içine bindirdikleri kılavuzlar PYD(PKK) üyesiydi. Türk Ordusu’nun kaçmasına yardım ediyorlardı.
MİT’çi, bombacıları bulmak yerine, birkaç adam gönderip bomba attırmayı hesaplıyordu. Kafa böyle çalışınca bombacı da tehdit değil, ortaktı haliyle…
Bu kafayla nasıl bulacak bombacıyı?
Bundan sonra da sanırım, pazarlık yaptıkları teröristlere gönül koyarlar…
Oktay Yıldırım
Karikatürler: Tuncay Batıbeki
20 Mart 2016’da Aydınlık gazetesinde yayımlandı.




