TERCİHEN SURİYELİ
İş ilanlarında en sık kullanılan klişelerdendir, “tercihen üniversite mezunu” ya da “tercihen bayan” diye yazılırdı bir zamanlar. Artık tercihen Suriyeli…
AKP, hükümeti babasının kesesinden ulufe dağıtır gibi Suriyelilere çalışma hakkı verdi. Bu zamana kadar kaçak işçiydiler, artık yasal olacaklar.
Ulaşım bedava, üniversite sınavsız, ayrıca bir de maddi destek alıyorlar. Sağlık hizmetleri de bedava, sigortalı vatandaş için devletin karşılamadığı estetik ameliyatlar dâhil. Kayseri’de mesela, bedavaya güzelleşiyorlar. Ben harp malulüyüm, dizime enjekte edilen ilacı parayla alıyorum, Suriyeliye bedava.
Diyelim kiralık eviniz var, Suriyeli gelip talip oldu. Sıkıysa vermeyin. Soluğu kaymakamlıkta alıyorlar, sonra telefonunuz çalıyor.
Ticaret yapıyorlar, her tarafta marketleri var, vergi mergi yok. Sattığı mal kaçak, soran bile yok. Tabela Arapça mı, konu kapanıyor hemen.
Buna karşılık Kayseri’de sayıları 400’ün biraz üzerinde Talaferli Türkmenler de var. Suriyeli değiller ya, açlar. Hükümetin verdiği hiçbir yardımı alamıyor, ulaşım ve sağlık hizmetlerinden yararlanamıyorlar. Yakın zamana kadar hastanede muayene bile olamıyorlardı da Vali’nin talimatıyla daha yeni başladı. Ama paraları yoksa ilaç alamıyorlar.
Yani, tercihen Suriyeli, Sünni ve Arap olacaksın ki, adam yerine konulasın. Bu çalışma izninden bir adım sonrası da vatandaşlık hakkıdır ki, bu da cepte 4 milyon oy demektir. Bunların yerine en az 10 milyon Türk işsiz kalacakmış, geçim sıkıntısı yaşayacakmış kimin umurunda. Yeter ki saray sıkılmasın…
DERS OLSUN
Avrupa’daki Suriyelilerin durumu bizdekilerden farklı.
Biri sadece yükseköğrenim görmüş olanlarını kabul ediyor. Bir başkası boyunlarındaki mücevherlere el koyuyor. Diğeri trafik suçu bile işleyeni sınır dışı ediyor. Sınırlarda gaz ve copla karşılıyorlar. Dikenli tellerle çevrili kamplarda tecrit ediyorlar
Ders olsun!
Ülkesini bölmek için batı ile işbirliği yapanlara.
Ders olsun, Avrupa hümanizması diye başımızın etini yiyen liboşlara.
Ders olsun, bugün çok dilliliği kültürel zenginlik, dinsel hukuku özgürlük, etnik bölücülüğü demokrasi zanneden saflara.
Ders olsun, doludizgin bölünmeye götürülen Türkiye’yi kurtarmak için bir araya toplanmayan vatanseverlere…
EN-KAZ KİM
Enkaz kim, en-kaz kim anlatacağım da biraz rakam vereyim önce…
AKP 14 yıldır iktidarda, sınav sistemi 13 kez değişti. Daha baskıya girmeden çalınıp Cemaat evlerine servis yapılan soru kitapçıklarını, binlerce sahte diplomalı adamın devletin here yerine dağıldığını da ekleyin. 90 yıllık Milli Eğitim 14 yılda çöktü kardeşim.
Kamu İhale Kanunu 14 yılda 32 kez değişti. Kaçak sarayın ihalesini alan müteahhit, memleketin zenginler listesinde 7. sıraya yükselmiş. Dünyanın en pahalı benzinini kullanıyoruz, yüzde 62’si vergi. Sığır ithal edenden yüzde 15, ama pırlanta ithal edenden yüzde sıfır vergi alınıyor. Memleketin ahlakı çöktü kardeşim.
Biri hesaplamış sosyal medyada. Asgari ücret 1.300 TL. Bir simit 1.25, yanına iki çay 1.50 TL. Üç çocuklu ailenin bir öğünü 13.75 TL. Bir günü 41.25 TL… Bir ayda 1.237 TL. Ne kaldı kardeşim geriye: 62.5 TL… O da Ekim’e kadar. Sonra asgari ücret 1230’a düşüyor. Memleketin vicdanı çöktü kardeşim.
Bu adam nasıl geçiniyor derseniz. Matematik bile çöktü de YGS’de 420 bin öğrencinin matematikten sıfır çekmesine ondan şaşıramıyoruz…
Enkaz dediğin budur işte. Ve son 14 yılın eseridir.
Bir de en-kaz var…
Tayyip Erdoğan, İstanbul Belediye Başkan adayı iken parmağındaki alyansı gösterip, “işte bütün servetim bu” diyordu.
Şimdi, parmağında 65 bin liralık yüzük, başında 550 bin liralık türbanla gezen Emine Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti için, “90 yıllık enkazı kaldırdık” diyormuş.
Enkazı kaldırdığınız değil, ama en-kazları kandırıp memleketi enkaza çevirdiğiniz kesindir. Çünkü matematikten sıfır çeken kafa, siyaset biliminde ordinaryüstür. Ki, yüzde 49 da bitirme tezidir…
Ama bütün bunların içinde hesaba katılmayan bir şey var… O anayasa kitabı var ya, başka şeye benzemez… En-kaz olsanız, uçup kaçamazsınız da enkaz olursunuz altında… Haberiniz olsun…
SÜMERBANK’IN GÖZYAŞLARI
Sümerbank’ın en son bölge müdürlerinden biri olan Sayın Hazeri Çölkuşu Sümerbank’ın Cumhuriyetin sanayii hamlesindeki yerini ve nasıl talan edildiğini anlattı. Burnumun kemiği sızlayarak dinledim. Çocukluğum, terzi annemle birlikte Sümerbank mağazalarından kumaş alarak geçti. Tıklım tıklım olurdu.
Sınavla girilen Sümerbank, 1978’den itibaren atama sistemine geçince çöküş başlamış. Ama Sümerbank’tan daha büyük bir kaybımız varmış meğer.
Nazilli dokuma fabrikasının açılışında, Atatürk şalteri indirdiği anda makinalar çalışmaya başlar. Gazi devasa makinaların hep birlikte ama birbirinden farklı olarak çıkardığı sese kulak kesilir ve şöyle der: “Bu milli bir musikidir. Türkiye çalışanlar diyarı olmalıdır…”
Hazeri Bey’in tam burayı anlatırken gözüne hücum eden yaşlara tanık olunca anladım ki, asıl kaybımız Sümerbank’tan daha büyüktü. Vatan hizmetini maaş için değil, aşkla yapan ruhu kaybetmiştik.
Bataklıkları kurutup, Sümerbank yapan ruh buydu, bu kuşakları yetiştiren de Sümerbank’tı.
Onlar Sümerbank’ın gözyaşlarıydı…
ALTIN NESİL
Herkes biliyor, Kayseri’de bir küçük kızımız intihar etti. Ortalık kirli bilgi ve çirkin ayrıntılarla dolu… En çok konuşulan ise öğretmenin hangi sendikaya bağlı olduğu… Cemaate yakın sendikaya mı, hükümete yakın sendikaya mı? Rezalete bakar mısınız?
Daha ergenlik çağında bir çocuk, üniversiteye hazırlanıyor, duyguları allak bullak. Öğretmen onun gözünde hakim figür, belki idol. O yaşta bir çocuk öğretmenine âşık bile olabilir. Ama ya öğretmen? Bundan nasıl faydalanır? Buna nasıl tenezzül eder. Okulun sitesine baktım. Yakın zamanda Müftü yardımcısı gelmiş, “gençlik ve maneviyat” konferansı vermiş öğrencilere. Kara mizah gibi!
Hani biz marjinaldik de siz muhafazakârdınız? Ağzından Allah düşmeyen altın nesil yetiştiriyordunuz hani? Maneviyat konferansları, Cuma namazı izinleri filan…
Sizin Allah ile ne alakanız var be? İşte vardığınız sonuç! Kimi Mekke’de Viagra’dan ölüyor, kimi 13 yaşında kıza tecavüz ediyor, kimi de öğrencisiyle…
Oktay Yıldırım
Karikatürler: Tuncay Batıbeki
6 Mart 2016’da Aydınlık gazetesinde yayımlanmıştır.



