Aydın umutsuzluğunun mücadeleden kaçmaya yol açtığı durumlar için kullanılıyor. Adını Stefan Zweig’den alıyor. Bütün hayatı boyunca samimi bir çabayla insanları aydınlatmaya çalıştı, ama insanların aksi yöne gitmekteki ısrarını, bunun alıştığı yaşam biçimini yok edişini kabul edemedi. Yahudi asıllıydı, ama Siyonizm’den ya da her tür aşırılıktan nefret ederdi. Ateistti. Buna rağmen o dönem Yahudi asıllı olmanın yükünden kurtulamadı. Hitler’in yarattığı karanlığın hiç bitmeyeceğine inandı. En çok da Avrupa uygarlığının bir daha eski haline gelmeyeceğine içerledi… Ve 1942 yılında sonsuz sandığı karanlığın ortasında karısı ile birlikte intihar etti. Çok değil bir yıl daha dişini sıksa Hitler’in gerilemeye başladığını biraz sonra da yenildiğini görecekti.

    Bana kalırsa Zweig, herhangi bir siyasi hareketin içinde olmadığı için daha kolay kapıldı bu duyguya…

    İşte o günden beri verdiği mücadeleden sonuç alamadığı için intihar eden değilse bile mücadelesini, bırakan aydınlar için kullanılıyor.

    Bunları niye yazdım.

    İsim vermeye gerek yok, son zamanlarda AKP’nin aldığı seçim sonuçlarından dolayı bazı gazeteci ve aydınlar benzer bir tutum içine girdi. Kimi köşe yazmayı bırakıyor, kimi sosyal medyadan kabuğuna çekilme çağrıları yapıyor.

    Sonuç olarak izledikleri yol en başından itibaren yanlıştı. Topluma doğru çözümü gösteremediler. O büyük kurtuluşa gidecek milli cephenin kurulmasında üzerlerine düşen rolü oynayamadılar. Şimdi daha büyük bir yanlış yaparak, mücadelesizliğe teşvik ediyorlar. Samimi olabilirler, ama yanlışlar. Burada anlatmaya çalıştığımız haklı olup olmadıkları değil, davranış biçimleridir.

    Bu toplumun onların çoğu gibi zengin hayatları ya da yurt dışında yaşama olanağı yok. Kendi eliyle de yapsa bu duvarın altında kalacak olan yine bizim halkımız 


    İSYANA DAVET

    “Milleti ve orduyu Halife-i Müslimin’e karşı isyan ettirmeliydim.”

    Atatürk’ün sözleri bunlar ve o akıldan geçirildiği zamanı düşünürseniz bunları planlamak ne kadar da zor.  Ama kurtuluş mücadelesi ancak böyle olabilir, cumhuriyet ancak bu kafayla kurulabilirdi.

    Anadolu topraklarındaki son celaliydi o. Ya siz dostlarım, fikirdaşlarım, yüreğinin vatan için çarptığına hiç kuşku duymadığım bin yıllık arkadaşlarım, ya siz?

    Lafı uzatmadan CHP ve MHP’nin ahalisine getireceğim. CHP ahalisi başında kontenjandan atanmış adamlar olduğunu, bunların PKK ve Cemaat ile kol kola girip kimlik siyaseti yaptığını, AKP’ye ondan daha gerici ve bölücü olarak seçenek olmaya çalıştıklarını görmüyor mu? Atatürk’ün bıraktığı 6 ok, 6 keleşe dönüştü farkında değil misiniz?

    MHP ahalisine ne demeli? Türklüğüyle övünen, Türk milliyetçisi olduğunu her fırsatta söyleyen Atatürk’ün adı kaç kez çıktı Genel Başkanınızın ağzından? Hiç Amerika aleyhine bir tek söz duydunuz mu? Atatürk ve cumhuriyet düşmanı CİA projesi F tipi cemaate sahip çıkmak hangi milliyetçilikle açıklanabilir? Engin Alan ne yaptı da yalnız bırakıldı? Cemaatin kılavuzluğunda Bilal’in peşinde koşa koşa hilali kaybettiniz hala farkında değil misiniz?

    Ne bekliyorsunuz isyan etmek için? Kırın beyninizdeki zincirleri, aynaya bakın bir kez. Siz partilerinizin başındaki adamların tebaası, kulu ya da marabası değilsiniz. Sizler tarih yapan Türk Milletisiniz. Kimseye gönüllü kulluk edemezsiniz!.

     

    AÇIKLAMA

    Kılıçdaroğlu, seçim sonuçlarından sonraki ilk açıklamasında “ben PKK’nın peşine takıldım da ondan böyle oldu” demedi. Bunun yerine “yan yattı, çamura battı, deprem oldu, sel aldı, gazel oldu toprağa karıştı” türünden açıklamalar yaptı. 

    Aynı şekilde Bahçeli, “ben Cemaate kalkan oldum, Amerika aleyhine tek laf etmedim, Engin Alan’lara sahip çıkmadım da ondan böyle oldu” demek yerine halkı suçladı, “verdiğiniz oyun sonuçlarına katlanın” dedi.

    CHP altı oku altı keleşe çevirdi, MHP Bilal’in peşinde hilali kaybetti.

     

    ASTRONOT


    Geçenlerde haber oldu, bir Suriyeli astronot Türkiye’ye sığınmış. Neden kaçtı, ne oldu, ne bitti bir kenara… Konuyu bir arkadaşımla konuşurken “o kadar zoruma gitti ki” dedi, “Suriye bile uzaya adam göndermiş, o yıkmaya çalıştığımız, beğenmediğimiz Suriye… Ya biz?”

     Oktay Yıldırım

    Karikatürler: Tuncay Batıbeki

    8 Kasım 2015’te Aydınlık gazetesinde yayımlanmıştır.


    About Author

    admin

    Yorum yap

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir